Oy Trabzon, Trabzon dibi 'betonlu' kazan

İsrafil K.KUMBASAR

Trabzonlu İşadamları ve Bürokratları Derneği, geçtiğimiz hafta sonu, ulusal basındaki bir kısım köşe yazarları ile birlikte Trabzon’a bir sefer düzenledi.
İş adamı İsmail Hakkı Altun’un sefer görev çağrısı üzerine geziye biz de iştirak ettik.
Kuruluşunda üyeleri sadece Trabzonlulardan oluşan, ancak daha sonra tüzükteki şartlara uygun herkese açılan TİAB, klasik bir ‘hemşeri dayanışma derneği’ olmaktan daha çok, ‘girişimci’ niteliğiyle ön plana çıkıyor.
Ümraniye’de ‘yaklaşık 500 dönümlük’ ormanlık araziyi yıllık 120 milyar liraya kiralayarak kendi sosyal tesislerini kuran dernek, Trabzon’un içeride ve dışarıda tanıtılmasında önemli bir rol üstlenmiş durumda.
Derneğin yönetim kurulu başkanlığını Atalay Şahinoğlu yürütüyor.
Osman Pepe ise onursal başkan.

 

***

 


Kültür ve medeniyet kenti olarak bilinen Trabzon’da Belediye Başkanı Dr. Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu, yapılan hizmetler ile ilgili misafirlere bir sunum yaptı.
 “Trabzon değişim yaşıyor”  başlıklı broşürde yer alan faaliyetleri birer birer sıraladı.
Sunumun en önemli ayağını, ‘Zağnos vadisindeki çevre düzenlemeleri’ oluşturdu.
“Vadi” dediğiniz, İstanbul Başakşehir’deki meşhur ‘Sular Vadisi’nden daha ufak alanı kapsayan bir bölge.
Yani, ‘kamulaştırmayı’ gerçekleştirdikten sonra Trabzonlu hangi müteahhide verirseniz, ‘üç ay içerisinde’ tamamlayıp teslim edebileceği bir proje.
Gecekondu yıkımları ile ortaya çıkan arazinin, TOKİ desteğiyle eski görünümüne kavuşturulmasının ‘büyük bir proje’ gibi sunulmasını, doğrusu ‘Büyükşehir’ olma yolundaki bir belediyenin başkanına hiç yakıştıramadık.

 

***

 


Karadeniz’in ‘yeşilin her tonuna’ sahip doğal güzellikleri meşhur koyları, ormanları, yaylaları birer birer talan edilerek ‘beton mezarlığı’ haline dönüştürülüyor.
Kendine has flora ve fauna yapısıyla ünlü dereler irili ufaklı HES’lere kurban ediliyor.
Trabzon’u tepeden gören çamlık korusu ile meşhur Boztepe, bozulan dokusu ile çok yakında ‘çarpık yapılaşmanın’ kurbanı olacağının işaretini veriyor.
Sahildeki kavaklık alana inşa edilen AVM ise, çirkinliği ile adeta kentin göbeğine saplanmış bir hançer durumunda.
Osman Pepe’nin Trabzon’a yaptığı en büyük hizmet, önemli bir turizm merkezi olan Uzungöl’ü ‘birinci dereceden’ koruma altına almak olmuş.
Ancak, etrafındaki sazlıklar kesilen ve beton ile çevrilen doğal göl, adeta ‘suni bir havuza’ dönüşmekten kurtulamamış.

 

***

 


Hazır Trabzon’a gitmişken, bizzat yerinde, ustalarının elinden Akçaabat köfteden tadıvermeden geriye dönmek olmaz tabii ki.
Akçaabat, ‘Akdeniz ikliminin’ hemen hemen bütün özelliklerini bünyesinde barındıran şirin bir ilçemiz.
İncir, üzüm, nar, ceviz, fındık, biber, patlıcan ve mısıra varıncaya kadar, aklınıza gelebilecek her türlü meyve ve sebze yetişiyor.
Çevre ve Orman Eski Bakanı Osman Pepe, dedesine ait bahçeden özel olarak toplattığı incirleri ve haşlanmış taze mısırları misafirlere dağıtırken espiri ile karışık şöyle diyor:
- “Dikkat edin, elinizdeki mısırların hepsi sekiz sıralı. Yani bu mısırların hiçbirine hormon bulaşmamış, hepsi organik.”
Belli ki, Kemal Abi’nin mahdumları, bölgeyi henüz keşfedememişler.
Yoksa yandı gülüm mısır ekmeği.

 

***

 


TİAB başkan yardımcıları Kemal Şener, Orhan Akçay ile danışma kurulu üyesi Mustafa Günaydın’ın da eşlik ettiği gezi esnasında Atalay Şahinoğlu’na, ekonomik göstergelerin yanı sıra ‘Avrupa piyasalarındaki durgunluğun Türkiye’ye nasıl yansıyacağı’ ile ilgili bir takım sorular yöneltiyorum.
Görüyorum ki, yıllarca İstanbul Ticaret Odası’nın başkanlığını yapmış olan Atalay Bey bile, üzerinde hissettiği baskıdan olacak ki ‘basiretli bir tacir’ sıfatı ile konuşmak yerine, ‘politik’ cevaplar ile vaziyeti kurtarmaya çalışıyor.
Yutkunuyor, bir sağa, bir sola bakıyor:
- “Türkiye artık, Avrupa’ya bağımlı değil, önünde alternatif seçenekler var. Ama kriz konusunda çok dikkatli olmak lazım. Kamuoyunda kriz olacağı düşüncesi hakim olursa, kimse bir şey almaya yanaşmaz.”

 

***

 


Trabzon sokaklarını arşınlarken, yanımıza yaklaşan ve ‘aylardan beri işsiz dolaştıklarını’ söyleyen gençler, “Abi, hep yediklerinizi, içtiklerinizi değil, Allah aşkına bir de gördüğünüz gerçekleri yazın”  diye yakınıyorlardı.
Ancak ev sahiplerimiz öylesine kusursuz bir misafirperverlik örneği sergilediler ki ‘daha fazlasına’ elimiz varmadı.
Sürç-i lisan etti isek eğer, af ola.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş