Oylar torbada keklik mi?

Oylar torbada keklik mi?

Meclis Anayasa Komisyonu'nda kavga var... AKP'nin konuşmaları sınırlaması ortalığı iyice gerdi.

MHP lideri Devlet Bahçeli'nin desteğini alan AKP, 21 maddelik anayasa

değişikliği teklifinin Meclis sürecini bir an önce bitirmek istiyor. Hedef Başkanlık Sistemi...

Başkanlık, MHP'yi büyük ihtimalle siyaset sahnesinden silecek ama MHP lideri Bahçeli şaşılacak bir şekilde bu teklifi destekliyor!

Meclis'te çıkan kavgaların sebebi, konuşmaların sınırlandırılması... Muhalefet "Söz hakkımız gasp edildi" diyor.

İktidar partisi, MHP'lilerin konuşmalardan etkilenip, destekten

vazgeçmelerinden korkuyor. MHP tabanının da milletvekillerine "AKP'ye destek olup şerefimizi iki paralık etmeyin" diye baskı yaptığı haberleri geliyor.

CHP'liler "Biz başkanlığın ülkeye vereceği zararları anlatıyoruz. MHP milletvekillerinden de bu görüşlere hak verenler çok" diyor.

Tasarının Meclis'ten geçmesi için en az 330 milletvekilinin oyuna ihtiyaç var ama anlaşılan, bu 330 oy henüz "torbada keklik" değil! AKP'nin hırçınlaşmasının sebebi bu!

Rahmi Turan Sözcü

----

Ya yine uymazsa?

***

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı'nın Anayasa'yı ihlal ettiğini düşündü ve bu ihlali meşru hale getirecek bir Anayasa değişikliği için AKP ile anlaştı.

Bunu biliyoruz. Peki, seçildiği ilk günden beri Anayasa'yı ihlal etmekte sakınca görmeyen Cumhurbaşkanı'nın yeni anayasaya uyacağını kim garanti ediyor?

Hatırlayalım: Anayasa'ya göre Cumhurbaşkanı seçildiği gün partisi ile ilişkisini kesmesi gerekiyordu, kesmedi. Partisinin kongresine hem genel başkan hem de seçilmiş Cumhurbaşkanı olarak girdi. Tarafsızlık yeminini tutmadı. Partisi için seçim mitingleri bile yaptı. Hükümetin bütün işlerine bizzat dahil olması da ekstrası.

Yani, Cumhurbaşkanı, Anayasa değişikliği önerisinde de birçok yerde geçtiği gibi "gerekli gördüğü her anda" Anayasa'yı ihlal etmekten kaçınmadı.

Yeni anayasaya uyacağının garantisi nedir?

Şimdi diyebilirsiniz ki "Kendi yaptırdığı Anayasa'yı niye ihlal etsin?"

O zaman gelin, Anayasa değişikliğinde Cumhurbaşkanı'na verilen yetkilere bir bakalım, kararı öyle verelim.

Anayasa değişikliği bu haliyle gerçekleşirse, Cumhurbaşkanı, Anayasa'da açıkça kanuna gönderme yapılmayan her konuda kararname çıkarma yetkisine sahip olacak.

Bakanlıklar ile ilgili her türlü düzenlemeyi yapabilecek, illeri birleştirebilecek, istediği yeni iller kurabilecek.

Herhangi bir yetki yasasına ihtiyaç duymadan Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri aracılığıyla ülkeyi yönetecek. Yönetmelikleri değiştirebilecek, yenilerini çıkarabilecek.

Kanun gücündeki kararnameler ile memleketi yönetirken de alıştığı gibi "gerekli görürse" Anayasa'yı yine takmayacak.

Ve bunu engelleyebilecek herhangi bir mekanizma da yok.

Tabii bunu Recep Tayyip Erdoğan'ın bir kez daha Cumhurbaşkanı seçileceği varsayımıyla yazıyorum.

Zaten AKP-MHP koalisyonu da aynı varsayımla bu değişiklikleri yapıyor.

Peki oldu da bir başkası cumhurbaşkanı seçildi.

Onun Anayasa'ya uymasını sağlayacak garanti nerede?

MHP Lideri o vakit de yeni cumhurbaşkanının kafasına göre bir anayasa mı yapacak?

Mehmet Y. Yılmaz Hürriyet

-----

Burhan Hoca terledi!

***

Başkanlık sistemi denilince ilk akla gelen isim AKP milletvekili Burhan Kuzu'dur..

Yıllardır başkanlık modelini savunur..

Parlamenter sistemin bittiğini, yasamanın yürütmenin emrine girdiğini söyler..

Başbakanlık sisteminin keskin kuvvetler ayrılığı getirdiğini anlatır durur..

***

Burhan Hoca önceki akşam televizyondaydı.. Türk tipi veya post-başkanlık sistemini savunamadı..

Gece boyu parlamenter sistemi kötülemekle yetindi..

Eskileri anlattı.. Bunların bilinmesi lazım diyerek 1950 yıllarına gitti..

Topu çevirdi durdu..

Mesela.. Başkanlık sistemi koalisyona neden olur mu sorusuna yanıt veremedi..

Başkanlık sisteminde koalisyon olmaz diyemedi..

***

Tartışma kuvvetler ayrılığı meselesinde düğümlenince; 'Güçleri ayırdık, şöyle veya böyle' diyerek lafı yuvarladı..

Aslında meselenin kilidi burada..

Şöyle veya böyle olmasında!

***

Gecenin sonunda Burhan Hoca havlu attı; 'Elimizdeki imkânlarla bu kadar, ne yapalım' diyerek işin içinden sıyrılmaya kalktı..

MHP böyle istiyor algısı yarattı..

Mehmet Tezkan Milliyet

----

Orta Doğu ile ilgili iki özlü söz

***

- BİR: Orta Doğu'da siyaset yapıyorsanız ya mönüdesinizdir ya da davetli listesinde.

*

- İKİ: Orta Doğu'da düşmanınızın düşmanı, her zaman dostunuz olmayabilir...

Ahmet Hakan Hürriyet

-----

Küreselleşmenin öldüğü yıl

----

İngiliz Guardian gazetesi Pazartesi günü 2016 yılını böyle tarif etmiş; Küreselleşmenin öldüğü yıl...

Çok doğru, Suriye ve Irak'ta çıkarların çatışması ile ABD'den Rusya'ya, İran'dan Çin'e, AB ülkelerine, Suriye'den Irak'a, Suudi Arabistan'dan Katar'a kadar çok sayıda ülke karşı karşıya geldi. Türkiye de bu kaosun içinde yerini aldı.

Doğru politikalar izleseydik dışında kalabilir miydik, bunun için "mülteci sorununu tek başına üstlenmemek, PKK'ya kazandırılan zamanın verilmemesi, sınır ötemizde kantonlar ilan edilene kadar beklememek, ABD'nin ve örneğin Barzani'nin oyalamalarına kanmamak" benzeri ne gibi önlemler almamız gerekirdi, bunu siyasetçilerin, siyaset bilimcilerin uzun uzun tartışması gerekir.

Güngör Mengi Vatan

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş