Öyleyse olacağı budur kardeşim!

A+A-
Hasan DEMİR

Yok, “Kaset” yok, “Okyanus ötesinden Türk siyasetinin dizayn edilmesi” yok, “iç savaş tehlikesi” yok, “BOP Eş Başkanlığı” gulgulesi arasında devam eden seçim atmosferinde siyasi parti liderlerini dinlerken aklımdan geçenleri sizlerle paylaşmak istedim.
Ama önce bu yazı için bir temel atmak gerekiyor...
- Dünya Ekonomik Forumu’nun kadın erkek eşitliği konusunda yayınladığı yıllık rapora göre Türkiye 134 ülke arasında 126. sırada.
- Birleşmiş Milletler örgütünün yayınladığı 2009 yılı raporuna göre Türkiye, okur-yazar olmayan yetişkinlerin genel nüfusa oranında 135 ülke arasında 77’nci sırada.
- Birleşmiş Milletlerin yayınladığı İnsani Gelişim Raporu’na göre kitap okuma sıralamasında, Türkiye 134 ülke arasında 86. sırada.
- Gelişmiş ülkelerde “kişi başına düşen kitap” sayısından bahsedilirken Türkiye’de, “kitap başına düşen kişi” demek zorunda kalıyoruz, çünkü ülkemizde maalesef  “kişi başına düşen kitap” tan bahsetmek mümkün değil.
- Mesela Japonya’da kişi başına yaklaşık 20 kitap düşüyor. Batı ülkelerinde ise kişi başına düşen kitap sayısı 6 ile 11 arasında değişiyor. Bu konuda Türkiye’de iki rakam var. Milli Eğitim Bakanlığı, “Türkiye’de 6 kişiye bir kitap düşüyor” derken, “Türkiye’de 12 bin 89 kişiye bir kitap düşüyor” diyen araştırmacılar da var. Aradaki uçurum, Bakanlığın hesaplamaya ders kitaplarını dâhil etmesinden kaynaklanıyor.

***


Derdimiz, milletimizi suçlamak falan değil. Gelir dağılımda bir uçurum varsa, kadınlar eziliyor, kitap yazılmıyor ve okunmuyorsa bunun müsebbibi halk olmasa gerek.
Yani siz şimdi gelir dağılımında en alt sıradaki insanın, “Bana hakkımı vermeyin, çok para beni bozar” dediğini yahut bir annenin dövülmekten, hakaretten, üzerine kuma getirilmesinden memnun olduğunu iddia edemezsiniz.
Öyleyse kimdir bütün bunların sorumlusu?
Elbette ki okumuş yazmışlardır. Elbette ki burnundan kıl aldırmayan toplumun önündeki diplomalı siyasetçilerdir.Ve elbette ki kayıt dışı kazanan ve çalıştırdıklarının hakkını doğru dürüst vermeyen ve topluma “birlikte yaşamanın borcunu ödemeyen” , kendi insanına, emperyalist Batı’nın sömürdüğü topraklardaki insanlara bakışı ile nazar eden zenginlerdir.
Velhasıl bu millet ne çekiyorsa “aydınından” çekiyordur, “zengininden” çekiyordur, “okumuşundan” çekiyordur amma laf edilir, yazı yazılır, hüküm verilirken fatura devamlı o garibana çıkıyordur.
“Ne olacak, cehalet işte!”
Deniyordur.
Denilmektedir...

***


Sakın ola ki yazımız cehalete övgü olarak anlaşılmasın. Lâkin bilinmesi lazım gelen bir gerçek var, “Hain olmak için” mutlaka ve en azından bir yabancı dil bilmek gerekir.Yoksa siz tercüman kullanılarak casusluk yapılabileceğine inanlardan mısınız?
Bu bir..
Sonra artık ne kadar biliyorsanız aklınızda olanı kadarıyla Türkiye’nin başına geçirilen çuvalları bir düşünün.Yine bu milletin 24 milyon kilometrekarelik Viyana önlerinden Yemen çöllerine kadar kaybettiği topraklarını şöyle bir gözünüzün önüne getirin, bütün bu “kaybedişlerde” fail (ler) okumuş ve zenginlerin “Cahil işte, ne olacak” dediği Anadolu insanı mıdır, yoksa bizzat kendileri midir?
Elbette kendileridir...
Aksine onların açtığı hasarı ot ve ağaç kökü yiyerek kanı ile en asgaride tutan işte o cahil diye, fakir diye horlanan bozulmamış kesimdir.
Ve cahillik de fakirlik de asla onun tercihi değildir.

***


Başbakan Erdoğan bakanlarının, milletvekillerinin yolsuzluk yaptıklarını söylüyor, bu bakan ve bu vekiller “cahil” mi?
Bu yolsuzluğu seyreden Başbakan “cahil” mi?
Akşam gazetesi 13 Mayıs 2011 tarihinde “TLkulak” manşeti ile çıkmıştı. Alt başlıkta “Bu da kulak” soygunu diyor, şöyle devam ediyordu:
 “Devlet ve üniversite hastanelerindeki bazı doktorlar, ihaleyle vurgun yaptı. Piyasada 3 bin liraya satılan işitme cihazlarını devlete 37 bin liraya aldırdı”
Asla cehaleti övmüyorum...
Ama bu millet ne çektiyse işte bu bozulmuş okumuş işte bu hırs küpü ahlaksız kapitalist zenginlerden çekti demek de boynumuzun borcu.
Demek ki eğitim sistemimiz gayri millî çünkü (genelde) okuyan bozuluyor.
Demek ki ticaret anlayışımız gayri ahlakî. Çünkü kazanırken (yine genel olarak) “helâl-haram” denilmiyor..
Öyleyse olacağı budur kardeşim...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları