Oyun içinde oyunlar

Altemur KILIÇ

“Silivri” denince akla “yoğurdu” gelirdi.. “Ergenekon” denince de Türklerin, Ergenekon vadisinden, demir dağı delerek çıkışlarının ve dünyaya dağılışlarının “destanı” . Bundan sonra “Silivri” , tutsakların toplandığı yer olarak hatırlanacak. “Ergenekon” da hain bir masal, kâbus olarak anılacak!

***

Cumhurbaşkanı Gül, şimdi müze yapılan Ulucanlar Cezaevi’ni gezmiş.. “Ulucanlar” , yakın tarihimizin kasırgalı terör yıllarında, her taraftan ünlülerin girip de bazen çıkamadıkları, darağacına gönderildikleri “yolgeçen hanı” !
Gül, orada yatmış merhum Alparslan Türkeş’le merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nu ranzaları başında anmış. Yakın tarihimizin çelişkilerinin de bir manzarası bu! İbret alınsaydı sonra tekerrür mü ederdi.. Amma tekerrür ediyor işte!
Sayın Cumhurbaşkanı keşke, gene yakın tarihimizin başka bir ibret “anıtını” Yassıada’yı da gezse.. Ben kendilerine, mihmandarlık yapmak isterim.. “Tıkıldığımız” ve aylarca dışarıyla irtibatımız kesik, geleceğimizi, ne olacağımızı bilmeden yaşadığımız adayı ve günlerimizi ona anlatırım. Bazılarımızın sokuldukları Bizans zindanlarını ve kaldığımız koğuşları ve ranzalarda hangi kıymetli insanların yattıklarını, mahkeme salonlarını da gösterir, hâlâ kulaklarımda çınlayan Mahkeme Başkanı Salim Başol’un ve ünlü Savcı Altay Ömer Egesel’in sözlerini hatırlatırdım.
Cumhurbaşkanı herhalde seleflerinden rahmetli Celal Bayar’ın ve oradan darağacına gönderilen bizim üç fidanımız Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun yattıkları odaları da görmek isterdi. Asıl bu zindan adası ibret müzesi olmalı...

***

Şimdi aynı şeyler Silivri’de tekerrür ediyor. Oradaki mahkeme salonu da adeta bir tiyatro sahnesi. Oynanmakta olan oyun da sanki bir vodvil. Sonu görünmeyen bir oyun bu. “Fars” tiyatro dilinde güldürü, “absürt” ise saçmalıklar. Vodvil; sahnedeki her kafadan başka bir iddianın çıkması ve tabii “şarkılarıyla” bir komedi. Bunların hepsinin biraraya gelmesi tam bir mucize!..
Oyun aslında bu unsurlarıyla tam bir eski Yunan trajedisi; öylesine dallandı budaklandı ve karıştı ki, oradaki senaryo yazarları savcılar. yargıçlar ve fahri yargıçlar bile işin içinden nasıl çıkacaklarını bilemiyorlar.
Umudumuz; perdenin inmesi içen sahneye yüce ilahın, Yunan trajedilerindeki bir ilah makinesinin inmesinde. Oyun muhakkak bir yerde bitecek ve perde inecek ama vebali ve acıları bitmeyecek. Silivri müze olsa da acaba ders alınacak mı?
Galiba Erdoğan da durumun, işlerin sarpa sardığını ve günahlarını anlamış olacak ki eski Genelkurmay Başkanı’nın adi bir suçlu, terörist gibi tutuklanmasını, oyunu sanki seyirci imiş gibi izliyor.
Good morning Mr. Prime Minister; İlker Başbuğ 6 Ocak’ta tutuklandı, aklınız şimdi mi başınıza geldi. Neden daha evvel bu sözleri etmediniz?
Hangi dağda kar yağdı, kulağına kar suyu mu kaçtı?..
İlker Başbuğ Paşa, Erdoğan’a nazikane teşekkür etmiş. Ancak teşekkürü, anlayabilenler için anlamlı...
Diyor ki; “Sayın Başbakan, bir anlamda özel yetkili savcılar tarafından hazırlanan ve mahkeme tarafından da kabul edilen iddianame ile ileri sürülen suçlamaların ‘Çok çirkin ve insafsız’olduğunu da açıkça söylemiştir... Şimdi bu durumda, iddianameyi hazırlayan iddia makamı ile iddianameyi kabul eden mahkemenin nasıl bir tavır içine girecekleri ve ne yapacakları merakla beklenmektedir.”
Evet şimdi o savcılar, yargıçlar da baskıdan kurtulacaklar mı? Göreceğiz...

***

Ben bu saçmalıklar komedisine “göklerden gelecek yiğit ve gür bir sesin” son vermesini bekliyorum.
İşte o ses; “Evet gidişattan T.C’nin tehlikede olduğunu anladık ve Cumhuriyet’i dış ve iç tehlikelere karşı korumak anayasal görevimiz icabı. İhtimal planları tasarladık, harp oyunları senaryoları hazırladık. Tehlikenin ne kadar varit olduğu şimdi olanlardan belli. Ama planları fikriyata koymadık. Ve aslında bunun için tutsağız...”
“Emir demiri”, İskender’in kılıcı da kördüğümü inşallah keser!..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş