Özal Camp David, Erdoğan Seul

A+A-
Savaş SÜZAL

Nedense Türk siyasi tarihinde her şey tekrar. O kadar sazanız ki, her plastik yeme sıçrayıp, her gelişmeyi sürpriz gibi şaşkınlıkla karşılıyoruz. Balık hafızasına sahip olduğumuz için de geçmişteki bir sürü oyunu bıkmadan usanmadan tekrar tekrar yutabiliyoruz. Geçmişi incelemeyen yalnızca günlük yaşayan Türk halkı ve onun karanlık yüzlü aydın geçinenleri, her gelişmeyi yeni plan, yeni proje olarak görüyor. Aslında bu tür tezgâhların ortak yanı, bize ne kadar müthiş, onlara ne kadar yakın dost olduğumuzu söylediklerinde ağzımızdan sular akarak dinlememiz
Ben bu tezgâhlardan en yakın tarihtekini bugün anlatacağım. Yaklaşık 20 yıl kadar önce. AKP ampul iktidarına hamile kalan ve 2001 yılında yok olana kadar karnında taşıyan ANAP ve onun Tayyip Erdoğan’ı, Turgut Özal’ın, Irak savaşı öncesi ve sonrası yaşananlar. Gerçi her iki partiyi kurduran da aynı tarikat, aynı mantık, aynı askeri geçişler ve felsefe. Parti içindeki şahıslara bir bakın isterseniz.
Ama 10 yıla yakın iktidarda kalan Tayyip Erdoğan, Turgut Özal kadar Amerikalı patronların iltifatına ulaşamadı henüz, hem de ondan daha uzun iktidarda kalmasına rağmen. Unutmayın ki ANAP, bu kadar da tek başına iktidar olamamıştı. Tayyip Bey’i ve Emine Hanım’ı ABD Başkanı Obama henüz Camp David’e ağırlamak için çağırmadı. Amerika başkanları muteber misafirlerini Camp David’de ağırlar.
Turgut Bey, Irak operasyonu öncesi Saddam hakkında baba Bush’u, Bağdat’a saldırtıp Saddam’ın devrilmesi konusunda dolduruşa getirmişti. Bunlar benim teorim değil, baba Bush’un hatıratında gayet açık olarak yer alıyor. Onlar istemeden ve Birleşmiş Milletler kararı öncesinde Bakü-Ceyhan boru hattını da kapatmıştı. Ondan sonra olanları biliyorsunuz. Kuzey Iraklı Kürtlerin Türkiye’ye akını, PKK’nın göçmenler aracılığıyla Türkiye’ye sızıp terör eylemlerini artırması, Barzani ve Talabani’nin palazlanması Kerküklü Türklerin yok edilmesi falan filan ve bu arada kâr edeceğiz diye bütçemize yüklenen külfetler.
Bakın bugün Suriye ve İran konusunda oynanan oyunlar, diyaloglar hep geçmişteki katı cümleler içinde sürüyor. Üşenmeyin Google’a girip bir tarama yapın ne kadar haklı olduğumu anlayacaksınız. Ha bu arada dikkat edin, ne zaman birilerinin bizden bir çıkarı olsa ve bize bir şeyler yaptırmak istense sırtımız sıvazlanıp, en büyük sizsiniz en kuvvetli sizsiniz gibi laflar duyuyoruz. Ama hesap kapatıldığında görüyoruz ki en alt nihai toplamda kazığı gene biz yemiş durumdayız. Irak savaşı sonrası ABD ve öteki Avrupa ülkeleri malı götürürken, milyarlarca dolar ve yüz binlerce mültecinin harcamaları Türk vatandaşlarının cebinden çıktı.
Tayyip Erdoğan patron Obama’dan Seul’de talimat aldı. Düşünsenize ne nükleer silahı ne de akılda kalacak kadar nükleer santralı olan Türkiye’nin orada bulunma nedeni bence Tayyip Bey’in ABD Başkanı ile bir araya gelebilme arzusu. Dikkatinizi çekmiyor mu aynı Turgut Özal’ın Saddam Hüseyin’e karşı Bush’u doldurması gibi Erdoğan da Beşşar Esad’a karşı Obama’yı doldurmaya çalışıyor.
Biliyorsunuz Irak ve Suriye gibi Arap ülkeleri, başlarında birer diktatör olmasına rağmen Türk devrimleri benzeri bir sistemle, Arap milliyetçisi Baas partileri tarafından yönetiliyordu. Bu ülkelerde kadınlar özgür ve açıktı. Eğitim bu ülkelerde öne çıkan önemli bir unsurdu. 
Şimdi Erdoğan ve Özal’ın tarikatları bu sistemlere hep karşı oldular. Her iki ülke de İsrail’in can düşmanı olan ülkeler. İsrail ile yapılan işbirlikleri ise son Mavi Marmara olayı gibi olaylarla da maskelemeyi becerebilmiş oldular. Aslında İsrail istihbaratı bu konuda çok faal. Bakmayın siz bizimkilerin esip gürlemesine. Bakın bakalım Türk siyasetinde Musevi lobisinden ödül alan liderler kimler. Nedense bir Ecevit’e bir Süleyman Demirel’e falan bu gruplar ödül vermedi.
Sonuç olarak biz bu filmi daha önce de gördüğümüz için sonunu da daha iyi biliyoruz. Ancak mülteci sayısı gösteriyor ki Özal, Erdoğan’dan daha başarılıymış bu tezgâhta.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları