Özal ve Çiller araştırmaları

A+A-
Savaş SÜZAL

Türkiye, geçmişinden ders almayan, bırakın ders almayı, geçmişteki haklarını aramaktan aciz, geçmişteki olayları çarpıtan bir ülke haline geldi. Cumhuriyeti, Mustafa Kemal’i ve bağımsızlık savaşını bile çarpıtmadılar mı? Çarpıtıyorlar, çünkü geçmişteki olayları, o günün koşulları yerine, bugünün ortamında değerlendirmek işlerine geliyor.
Bu yazıya böyle girmemdeki neden, ülke tarihinde yaşanan gelmiş geçmiş en büyük yolsuzluklara izin veren iki siyasetçinin gündeme oturması. Sanki icraatları tertemizmiş gibi. Onların millete yaptıkları haksızlıklar ve yolsuzluklar değil de, onlara yapılan haksızlıklar dile getirildi. Birisini sözüm ona zehirlemişler, öteki de 28 Şubat’ta baskı görmüş. Yahu peki devletin soyulması konularına ne oldu?
Eğer soruşturulacaksa, birileri de çıkıp, halk adına, halkın parasını bu iki siyasetçinin nasıl götürdüğünü hiç mi soruşturmaz? Mümtaz Türk basınında hiç mi hiç, Türk halkı adına soru sorabilecek bir iki kalemşor çıkmaz? Zira bu iki siyasetçiden nemalanan bugünkü gibi çok sayıda  köşe olmuş köşe yazarımız vardı.
Hatırlayın veya hatırlamazsanız araştırın, Turgut Özal zamanında gerek papatyalar ve gerek Özal ailesi fertleri adına yapılan yolsuzluklar, yok olan kredi ve teşvikler bence en az zehirlenme kadar önemli. Götürülen şahısların değil, Devletin ve milletin parasıydı. Yeni zenginler türedi. Dışarıdan gelen düşük faizli krediler, içeride yüksek faizden birilerine peşkeş çekildi. Ve hatta hatırlarsanız Başbakan’ın mührü kendisi seyahatteyken eşi eliyle birilerinin işine son vermedi mi? Hadi araştırsanıza bunları.
Madem zaman aşımı yok, bir savcı da çıksın, papatyalar konusunu, Teksas eyaletinde savaş uçağı ihalelerinde ödenen komisyonları, Ahmet Özal’ın maaşlı memurken özel televizyon kurmasını, Zeynep Özal’ın butik konuları ile Karayipler’de el konulan banka hesaplarını soruştursun. Hem memlekete biraz para kazandırır, hem de siyasetçilere, iktidardan inseler bile, tüyü bitmemiş yetimlerin haklarının aranabileceği mesajı verilmiş olur.
Gelelim Tansu Çiller konusuna. O da ayrı bir destan ve derya deniz. Okudukça, duydukça şaşırdım. İnsaf ki, insaf. Dış politika konusundan girelim. ABD Başkanı Clinton yönetimine, “Bana destek verirseniz bu Erbakan gibi gericiler iktidara gelemez, laiklik ve demokrasi zarar görmez onları ben önlerim” diye söz veren, onlardan yardım isteyen siz değil miydiniz Tansu Hanım? Daha sonra siyasi ihtirasınız uğruna Erbakan ile koalisyon yapıp Amerikalıları kızdırmadınız mı? Hoca Libya’da ve Tahran’da ABD ve NATO aleyhine konuştukça Batı başkentlerine ben onu önlerim mesajları yollamadınız mı?
ABD, Erbakan ile koalisyon kurma yoluyla yürüttüğünüz bu dönekliğinize kızıp Washington’a geldiğinizde Dışişleri Bakanı dâhil hiçbir yönetim yetkilisinin size randevu bile vermediğini hatırladınız mı? Siz de, o zaman hırsınızı ve hıncınızı zamanın Washington’daki Türk büyükelçisi Nüzhet Kandemir’den çıkarmıştınız. Hatırladınız mı? Artık vatandaşlık ve Amerika’daki mal varlıkları, vergi mükellefliği gibi konulara girmiyorum.
Peki, Türk halkı adına, Tansu Hanım dönemindeki yolsuzluklar neden soruşturulmaz? Oğlunun alkollü olarak otel odalarında meydana getirdiği hasarı, hazinenin ödemesi neden kimseyi ilgilendirmez? Herkes birileri adına sürekli hesap soruyor ama benim garip halkım her gelen siyasetçi tarafından bir güzel dolandırılıp, soyulup duruyor. Belki de soyulmak dolandırılmak kazıklanmak istiyor, hoşuna gidiyor. Baksanıza kimlerle gurur duyuyor.
AKP kongresine katılsın diye Mısır Devlet Başkanı Müslüman Kardeş Morsi’yle bir milyar dolarlık kredi anlaşması imzalanıyor. Kim buluyor bu parayı nereden veriyorlar. Madem paranız var o zaman milletin doğal gazı, elektriği ve akaryakıtına neden zam yapıyorsunuz? Birileri hesap yapıyor ama ben onların matematiğine akıl erdiremiyorum. Memurun bütçesine 70-80 TL bir yük getirecekmiş. İyi de nakliyesi pahalılaşan gıda malzemeleri ile öteki sanayi ürünlerinin yükü ne olacak peki? Türkiye padişahımız efendimizle gurur duyuyor, ne diyebilirim!..
Bu arada son bir not: Suriye’den atılan merminin parmak izine mi baktılar ki Esad rejimi attı dediler. Bence oralarda Müslüman Kardeşler tarafından ele geçirilen bir top Türk sınırına çevirilerek de bu iş gerçekleşir. Yani her zaman olduğu gibi Türk halkı dolduruluşa getiriliyor olabilir. Haydi hayırlısı.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları