Özal’ın yapamadığı ameliyat Erdoğan’a mı yaptırılacak?

İsrafil K.KUMBASAR

Gidişatı izliyor musunuz?
Bazı adımlar muhakkak aşina gelecektir. ‘Federasyon’, ‘yeni anayasa’, ‘başkanlık sistemi’, ‘iki partili sistem’ hayalleri.
Vaktinde Turgut Özal’ın düşleyip de üstesinden gelemediği ‘memleketin altını üstüne getirme’projeleri, yeniden revaçta.
‘Oyun’ da, ‘kuralları’ da aynı.
Hatırlayınız, 1983 seçimlerinde güçlü bir halk desteği ile ipleri eline alan Özal, iktidarın zirvesindeyken aynı şeyleri mırıldanmaya başlamıştı.
Önce etrafına topladığı ‘Marksist döneklerine’ ve ‘ülkücü eskilerine’ fısıldıyordu hayallerini; sonra da kamuoyunda tartışılması için zemin hazırlıyordu.
Ne garip tecellidir ki, bugün de iktidarın başı üç-beş eksikle ‘aynı kadro’ üzerinden kurguyu sahneye sürüyor. 
2002’de iktidarı devralan AKP, şimdilerde daha iyi anlaşılıyor ki, rafa kalkmış o projenin de ‘anahtar teslimi’ müteahhitliğine soyunmuş
durumda.
Projenin arkasındaki gizli el, yaygın tanımıyla ‘mücahitlerden, müteahhit yapma’ konusunda hayli mahir.

***


Gömleklerin atılması, AB kapılarına postun serilmesi, ‘değiştik’ beyanatları meğerse ‘ihale şartnamesinin’ kamufle edilmesine yönelik çabalarmış.
Bir kafa karışıklığıdır, almış başını gidiyor.
Dış politika, adeta rüzgar gülü. Bir gün Batı’ya, öbür gün Doğu’ya endeksli. ‘Şamarın’, ‘azarın’, ‘tokadın’ durumuna göre rota çiziyoruz.
Değişmeyen tek şey, o ‘ihale çantasının’sahibi olan Sam Amca ile girilen ilişkiler.
Sam Efendi, yaklaşık 30 yıl sonra tutup, Özal’ın yapmakta aciz kaldıklarını, Tayyip Erdoğan’a havale etti.
Genel seçimler öncesinde son kartlar açılırken, AKP ‘sahibinin sesi’ olduğunu göstermek için var gücüyle çabalıyor:
Yeni anayasa...
Başkanlık sistemi...
İki partili meclis...
Son sekiz yılda ‘milli değerlere’ yönelik operasyonlar iktidarın başı için bir ‘referans’ kabul edilse de, asıl yapılmak istenen elbette bundan çok daha fazlası.
- “Anayasa, Türkiye Cumhuriyeti’nin karşısındaki güçlerin istediği biçimi alacak mı, almayacak mı?”
Soru bu.
AKP iktidarı için alt yapıyı oluşturan ve iki dönemdir sırtını sıvazlayan dış güçler gardını almış, muhataplarının samimiyetini test ediyor.

***


‘Muhtar bile olamayacakken’ esrarengiz ilişkiler neticesinde bir anda kendisini başbakanlık koltuğunda bulan zat, şimdilerde ‘Başkanlık’ düşleri görmektedir.
Bizlere meçhul olan pazarlık, ya düşleri ‘gerçeğe’ dönüştürecek, yahut ‘kabusa’ çevirecektir.
Zira, 2002 seçimlerinden sonraki 116 gün ‘karanlık’tır. Türk siyasi tarihinin o dönemi yeterince irdelenmemiş ve ‘aktörler’, ‘talepler’, ‘diyetler’ masaya yatırılmamıştır.
Şimdi filmin ikinci bölümünden ‘fragmanlar’ izliyoruz. Perdeye yansıyan görüntülerden, altyazılardan anlaşıldığı kadarıyla ‘Başkanlık’, olmazsa ‘Cumhurbaşkanlığı’ hevesi; birilerinin eline yeni kozlar vermiştir.
‘Koltuğa’ karşılık istenen nedir?
Özal’a yaptırılamayan bazı ameliyatlar Tayyip Erdoğan eliyle mi yaptırılacaktır? Karşılığında hükümetin ‘kazancı’ ne olacaktır?
Seçim tarihi yaklaştıkça hep birlikte göreceğiz. Fakat şu bir gerçek ki, göreceklerimiz ne ülkenin ne de milletin hayrına işleyecektir.
Çünkü ‘izler’ hep ‘dışarıya’ çıkıyor.

***

İşin doğrusu Tayyip Erdoğan’ın önünde yaşanmış, ama ‘hiç de hoş sonlanmamış’ bir örnek duruyor.
Şöyle bir geriye dönüp baksa, tarumar olan ‘bal peteklerini’ ve o peteklere bal taşıyan ‘arıların’ konduğu ‘papatyaların’ içler acısı halini görecektir.
Umarız o da Özal’ın içine düştüğü ‘ben’merkezli siyasetin girdabına düşmez.
Zira, millete faturası çok ağır olur.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş