Özbekistan ve Kerimov'un planı

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ
Özbekistan’da geçtiğimiz hafta yapılan seçimlerle ilgili haberlere dikkat ettiniz mi? Ajans kaynaklılar durumu idare ederken, bazı gazeteler Özbekistan’daki demokratik seçimlerden dem vurarak Türkiye ile ilişkilerin iyileştirilmesi adına, Milliyet yazarı Cenk Başlamış’ın “komedi” diye nitelendirdiği seçime alkış bile tuttular.
Biz yaklaşmak istedikçe Kerimov diktasının bizden uzaklaştığı Emir Timur’un ülkesi Özbekistan’daki sonucu çok önceden belirlenen seçim, bu defa kelimenin tam anlamı ile boykot edildi. Resmi rakamlar bu komedi seçime katılımın yeterli olduğunu iddia etmiş olsa da bağımsız gözlemciler katılımın yüzde 15’i geçmediğini belirtti. Dile kolay tam on sekiz yıldır ülkeyi dikta rejimiyle yöneten Kerimov’un önceki seçimlerde yaptıklarını dünya kamuoyu biliyordu. Diktanın baskısı yüzünden Özbek halkının SSCB’nin komünist rejimini mumla aradığına tanık olduğumuz Özbekistan’da seçimin yüzde seksen beş oranında boykot edilmesi, bana göre bütün dünyaya verilen demokrasi dersidir.
Muhalefetin aday olmasına bile tahammül edilemeyen Cumhurbaşkanlığı seçiminde dostlar alış verişte görsün misali Kerimov’un belirlediği 3-4 aday yarışta varmış gibi görünüp prosedürü tamamlama görevlerini yerine getirmiş oldu. Dolayısı ile bu seçimi ortak çıkarı olan birkaç ülke dışında tanıyan olmadı. Tanıması da zaten mümkün değildi.
Sovyetler Birliği dağılıp, bizim monşerler ordusu tarafından idare edilen hariciyemiz de Atatürk’ün vasiyetine rağmen hazırlıksız yakalanınca, AB ve ABD’nin taşeronluğu ile yetinildiğini hatırlatalım.
Binlerce yıllık Türk medeniyetinin beşiğinde olan Özbekistan ile ilişkilerimizin diğer Türk Cumhuriyetlerine nazaran pek gelişmediği ve neredeyse kopma noktasına gelmesinin yegane sebebini Türkiye’nin onurlu dış politikasının olmasına bağlamak gerek.
Avrasya coğrafyasının yüreği olan Özbekistan’da tarihi, kültürel ve sosyal bağlarımız olmasına rağmen, Türkiye’nin esamisi İran, Pakistan, Hindistan kadar bile yoktur. Çünkü başta başkent Taşkent olmak üzere bu ülkedeki büyükelçilik görevlileri halkın arasındadır. Bizimkiler ise Kerimov’dan habersiz binadan çıkamamakta. Batılı ülkelerin görevlileri Özbekistan’da muhaliflerle, sivil toplum kuruluşları, kültürel derneklerle serbestçe görüşüp fikir alışverişinde bulunurken Türk diplomatlar adı geçen yerlerin yanından bile geçemez. Buna karşılık Özbek hükümeti bütün ülkelerin görevlilerini dinleyip, taleplerini yerine getirirken Türkiye’nin temsilcilerine randevu dahi vermez. Özbekistan devleti İran’a, Pakistan’a “niçin muhaliflerle görüşüyorsunuz?” Diyemez. Ama Türkiye’nin Cumhurbaşkanından, Başbakanından muhaliflerinin Türkiye sınırlarının dışına çıkarılmasını ister.
Böylesi bir ortamda buradaki görevlilerin bırakınız ilişkileri geliştirmek için çalışma yapmasını, Türk işadamlarının haklarını korumaktan bile aciz olduğunu söylemeye gerek var mı ?
Aslında Kerimov, 1995 yılında Almanya’daki resmi ziyaretinde Budestag kürsüsünde :
 “Biz sizinle tarihi dostlarız, benim ceddim Timurlenk, sizleri Osmanlı istilasından kurtarmıştı” diye dilinin altındaki baklayı çıkarmıştı.
Kerimov, Türkiye’nin “ilişkiler zedelenmesin” adına sürekli alttan alan politikasına rağmen neredeyse on üç yıldır hiçbir şey yapmadığı gibi her fırsatta Türkiye’nin öncülüğünde yapılan toplantıları sabote etti. Türk Devlet ve Topluluklarının yaptığı kültürel çalışmalara katılmadığı gibi katılımcıları yakın takibe aldı.
Özbek halkının talebine rağmen Türk kelimesinden bile alerji duydu. Aile bireylerinin yüzünden ABD ile arası açıldı. Kızının Amerikalı eşinden olma çocuğunu kaçırması, iki ülke arasında ciddi sıkıntı yarattı.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları