Özel elçi ile gece yarısı gelen şok mesaj...

A+A-
Ahmet TAKAN

Lafı hiç uzatmadan sonda söyleyeceğimizi en başta söyleyelim;                “Partime döneceğim” diyen Abdullah Gül’e Recep Erdoğan net bir cevap gönderdi “gelme” dedi.
Erdoğan, Abdullah Gül’ün genel başkanlık hevesini de kursağında bıraktı ve “mümkün değil” diyerek kestirip attı. Recep Erdoğan, Gül’e AKP’de siyaset ve gelecek kapılarını tamamen kapattı.
Şimdii!.. Neler oldu da Cumhurbaşkanı seçimi öncesinde “Siyasetle ilgili hiç bir hesabım yok” diyen Abdullah Gül 180 derece çark ederek önceki günkü (11Ağustos Pazartesi) konumuna geldi?..
Abdullah Gül’ün önceki gün Cumhurbaşkanlığı muhabirleri ile yaptığı veda resepsiyonu görünümlü siyaset kurnazlığı toplantısına geçmeden tekrar hatırlatmakta fayda olan bir hususa değinelim;
Gül-Erdoğan kapışması öyle algılatıldığı gibi yeni bir hadise değil. İnanmayanlar YENİÇAĞ’ın arşivini dikkatle bir daha incelesin. “Kardeşler”(!) arasındaki ilk büyük kırılma Erdoğan’ın bağırsak ameliyatı olduğu günlerde başlar. Abdullah Gül’ün AKP’li milletvekilleri ile çok özel görüşmeler yaptığını duyunca Recep Erdoğan hasta yatağından -doktorlarının tüm uyarılarına rağmen- fırlayıp duruma el koymuştu..
Tekrar dönelim 11 Ağustos Pazartesi gerçeklerine.
1- Abdullah Gül, Recep Erdoğan’ın 27 Ağustos’ta olağanüstü kongre planını çok önceden biliyordu. 
Bu plan zaten siyasi kulislere sızmıştı ve de inkar eden olmamıştı.
2- Yakın çevresi ile sürekli durum değerlendirmesi yapan Gül, son dakika manevrası ile sanki AKP’de alınacak karardan habersizmiş gibi, kendisini takip eden Cumhurbaşkanlığı muhabirlerine sevgi gösterisi yaparcasına Köşk’te veda resepsiyonu düzenledi. Aslında bu toplantı 15 Ağustos için planlanmıştı.
3- Vereceği mesaj önceden belirlenmiş olan Gül, AKP MKYK’sı sürerken “partime döneceğim” açıklaması yaparak resepsiyonu olağandan çok kısa 
tuttu.
4- Gül’ün mesajları devam eden MKYK’da anında Erdoğan’a iletildi. Fakat Erdoğan’ın tavrında ve kararında bir değişiklik olmadı.
5- Böylece, zaten belli olan olağanüstü kongre tarihinin AKP’den ilanı ile Gül’ün tam istediği gibi “Erdoğan Gül’ün genel başkanlık yolunu kapattı” algısı yaratıldı.
AKP sözcüsü Hüseyin Çelik’in malum açıklamalarının ardından, Abdullah Gül yakın çevresi ile yeniden bir durum değerlendirmesi yaptı. Vee!.. Akşamın ilerleyen saatlerinde Ankara’da çok özel bir yerde önemli bir görüşme gerçekleştirildi. Abdullah Gül’ün çok güvendiği özel elçi, Erdoğan’ın en yakınındaki isimlerden birine (kendisinin de çok özel hukuku var) İçişleri Bakanı Efkan Ala’ya gitti. Abdullah Gül’ün “partiye dönmek istiyorum ve genel başkanlığı istiyorum” mesajını bir kez daha yineledi.. Görüşme trafiği gecenin ilerleyen saatlerine kadar sürdü. Gül’ün özel elçisi Çankaya Köşkü’ne suratı asık bir şekilde döndü, olup bitenleri anlattı. Çünkü; Erdoğan oldukça kararlı bir şekilde “Gelmesin, şu anda isteklerinin yerine getirilmesi mümkün değil” diyerek işi kestirip atmıştı.
Olup biten bu somut gelişmeler çerçevesinde cephelere bir daha bakalım;
Abdullah Gül ve çevresinde tam bir moral bozukluğu yaşanıyor. Gül, AKP’nin tüzük değişmezse bir daha seçilemeyecek üç dönemlikleri, kırgın ve küskünleri ile görüşme trafiğini arttırdı. AKP’de bir hareket başlatabilmek için sağlam bir dayanak arıyor ama bulamıyor. “Ben partime dönmek istiyorum ama istenmiyorum”un şartlarına hazırlanıp “mağdurum da mağdurum”a yatıyor. AKP’den olası bir kopuş için tüm küskün ve kırgınları gerekli şartları hazırlayıp bir arada tutmaya çalışıyor.
Recep Erdoğan cephesi ise zafer sarhoşluğu içinde. Gül’den gelen atakları kaale almama görüntüsü veriyor. Bu cephe Erdoğan sonrası için tamamen kendi iç çekişmelerine odaklanmış halde. Yine de ihtiyatlı olanlar ise Abdullah Gül’e “2015 için bir ihtimal daha var” şarkıları söylüyorlar. Neden bu ihtiyat?.. Diyorlar ki; “Çok zor ama, Abdullah Gül partiyi bölecek bir hareketi başarırsa ancak o zaman ismi gündeme gelebilir..” Fakat buna da çok ihtimal vermiyorlar.. Abdüllatif Şener hatırlatması yapıyorlar.
Tam bu noktada kısacık da olsa kendi düşünceme yer vereyim;
Kongre delegelerle kazanılır. Abdullah Gül’ün sürekli görüştüğü küskünler ve üç dönemliklerin delege bazında gücü yok. Bu kongrede de yok, önümüzdeki 2015 kongresinde de olma ihtimali zayıf. Recep Erdoğan, malumunuz 30 Mart’ın hemen sonrasında teşkilatlarda kafa kopartma ve işi garantiye alma operasyonuna başlamıştı ve büyük yol kat etti. Abdullah Gül, siyasi karakteri gereği korkak bir siyasetçidir. Hazırın önüne konulmasını sever. Onu da şu anda Abdullah Gül için AKP’de becerebilecek isim, isimler ve kadrolar yok.
Yani; Abdullah Gül, son olarak yeterli gerekçeleri oluşturabilirse hali hazırdaki Merkez Parti veya dosyalarında önceden hazırlattığı parti seçeneğini deneyebilir.
Abdullah Gül’ün tekrar aktif siyasete girmesinde en çok ısrar edenlerden biri de eşi Hayrünnisa Gül. Köşk kaynaklarından aldığım bilgiye göre Hayrünnisa Hanım först leydiliği Emine Erdoğan’a kaptırmaktan dolayı çok sinirli ve agresif halde. “İçine sindiremiyormuş” ve devamlı Abdullah Beye gaz veriyormuş.
AKP kulislerinden farklı bir not; Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile Erdoğan’ın ekonomi baş danışmanı Yiğit Bulut(jöleli) çekişmesinden, iplerin tamamen nasıl kopma noktasında geldiği şöyle anlatılıyor;
 “Her Bakanlar Kurulu toplantısına Yiğit Bulut girdi. Başbakan ekonomik gelişmelere geçilince, ilk sözü hep Yiğit Bulut’a verdi. Bulut, saatlerce konuşup Ali Babacan’a giydirdi. Erdoğan hiç müdahale etmedi. Ali Babacan da konuşamadı...” (Ali Babacan Abdullah Gül’ün prensidir-aht-)
Not: Bu yazı Abdullah Gül’ün dün akşam milletvekillerine verdiği veda resepsiyonundan önce kaleme alınmıştır.

Yazarın Diğer Yazıları