'Özel Yetkili Polisler'

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün terör örgütü PKK tarafından kaçırılıp birkaç gün alıkonulması hakkında yorumu Nihat Genç’in “Eniştem beni niye kaçırdı” başlıklı yazısına bırakalım... Mecliste gece yarısı yapılan operasyonlarla hukuktan birileri kaçırılırken, üst üste çıkan paketlere rağmen Silivri’de yargılananlar niçin bu kapsamın dışında bırakılıyor. Yani kaldırıldığı söylenen “Özel Yetkili Mahkemeler” sadece söz konusu davalar sonuçlanana kadar görevlerine devam edecek. Evrensel hukuk kurallarına aykırı bu uygulama günün birinde bumerang misali kendilerine döneceği için mi kaldırıldı. Özel Yetkili Mahkemeler kalktı da bu mahkemelere gelen davaların soruşturmasını yapan “Özel yetkili Polisler” halen görevde. Şimdi “Özel Yetkili Kalemler”, “polisin de özel yetkilisi mi olur” diye feveran ederek infaz alışkanlıklarını sürdürecektir. Geçtiğimiz hafta “Bilirkişi Muamması” başlıklı yazımda belirttiğim gibi bir de polisin bilirkişileri var ki evlere şenlik. İşin ilginç tarafı İstanbul’da görülen Balyoz, odaTV, Poyrazköy, Suikast, Gölcük ve Eskişehir gibi davaların emniyetteki bilirkişileri Ankara’dan isteniyor. Oysa İstanbul Adalet Komisyonu’nun bizzat belirlediği 156 adli bilirkişi var. Bunlardan 65’i İstanbul Em. Md. görevli. Ama emniyetin bilirkişileri Ankara’da bulunan KOM.D. Başkanlığındaki görevlilerden seçiliyor. 2008’den bu yana devam eden davalarda milyonlarca sayfalık dijital veriyi inceleyenlerin sayısı da ilginç. İki isim var ki Hızır gibiler Maşallah... Baş komiserler Bekir Peker ve İsa Akyüz. Emniyet Amiri Ahmet Uğurlu, Hüseyin Koçer, Muhammet Bağdat onlardan aşağı kalmıyor biri hariç hepsinde görevliler. Mustafa Balbay, Mehmet Haberal’ın yanında odaTV davası, Eskişehir, Gölcük, Balyoz, Poyrazköy davalarının hepsinde rapor hazırlayanların arasında Zafer Ketenci, Yalçın Öğreten, Cengiz Koçak, Suat Tuna da bulunuyor. Söz konusu davaların çoğunda imzaları var. Tuhaf olan bir başka husus ise adı geçenlerin ne Ankara ne de İstanbul Adli Komisyonlarında isimleri yok. Bir nevi “Özel Yetkili Polisler...”
İstanbul’daki Savcıların özel olarak isim isim görevlendirdikleri bu polislerin özel olarak seçildiği gibi iddialar da var. İstanbul’da uzman kalmamış gibi Ankara’dan görevlendirmeye anlam verememekle beraber aklıma önce hukuktaki “usul esastan önce gelir” kuralı geliyor. Kimileri beşinci dördüncü yılını, kimilerinin ikinci yılını doldurduğu yüzlerce kişinin hapiste tutulmasını sağlayan bu raporlarda imzaları bulunanların adli bilişim uzmanlığıyla ilgisi varmı acaba?. Düşünün milyonlarca sayfalık dijital verilerden oluşan dosyaları sınırlı sayıda ama değişmeyen isimler inceliyor. Davaların görüldüğü İstanbul ile alakaları yok. Dahası bilişim suçları ile ilgisi olmayan birimde KOM yani Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığında görevliler. Bütün bu aykırılıklar eşyanın tabiatına uygun değil. Bu “Özel yetkili polisler” ile Beşiktaş’taki “Özel yetkili Savcılar” arasında “özel bağ” iddiaları ayyuka çıkmış durumda. Nitekim tutuklular ve savunma avukatları söz konusu kişilerin bilirkişi olmak için yetersiz olduklarını ve gerçeğe aykırı rapor vermeleri için yönlendirildiklerini ileri sürüyorlar.
Hal böyle iken mahkeme üniversitelerin bilirkişi raporlarını, ABD ve Almanya’daki yetkili şirketlerin raporlarını dikkate almıyor. Savunmanın TÜBİTAK’tan talep ettiği raporları ya istemiyor ya da odaTV davasında olduğu gibi 7,5 aydır rapor gelmiyor. Sanık vekillerinden bazılarına göre, bu durumda muhtemelen mahkeme TÜBİTAK’ın ilk ön inceleme ve Emniyet raporlarını esas alarak zanlılara hüküm verecek. Üstelik digital verilerin sahte olduğunu kanıtlayan tutukluların hepsi için savcı mütalaada aynı cezayı istiyor. Mahkeme “Ne yapalım biz mevcut raporlara göre karar verdik” diyerek topu Yargıtay’a atacak. Yargıtay ise esası değil usulü göz önüne alıp kararı bozacak, dava yeniden görülmeye başlayacak... Bu esnada geçen kayıp zamanı düşünün... Usulüne göre yapılacak yargılamada sobelenenlerin ortaya çıkması neyi değiştirir bilmem ama birazcık hukuk mürekkebi yalayanların ciddi kaygıları var. Sahteliği tescillenmişlerle beraber bütün digital verilerin üniversiteler ve adli bilirkişilerden oluşan ortak komisyon tarafından acilen incelenmesiyle her şey ortaya çıkacaktır deniyor. Kamu vicdanını daha fazla kanatmanın anlamı varmı? Tüm gerçeklerin ortaya çıkması için Hukukun kurallarının eksiksiz yerine getirileceğine her şeye rağmen inanmak istiyorum... Silivri de görülmekte olan davaların sadece iddianamelerini yayınlayanlar bir de savunmaya kulak verse millet neler öğrenecek neler.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları