Özgürlükten kaçılmaz

Ergun KAFTANCI

      FETÖ iblis ordusu deşifre olup da takibe alındığından bu yana çok sayıda çete mensubu yakalandı. Buna koşut olarak da, hiç bir dayanağı olmayan suçlamalara maruz kalan yurttaş sayısı arttı.

      Bugün, FETÖ'cü iblis sayısı kadar, masum ve fethullaha beddua eden yurttaş olduğundan da bahsediliyor...

      * * *

      Kurunun yanında yaşın yanmasına yol açan tutumun nedeni, söylemlerden korkar olmamız. Bu korkuyla temel demokratik hakkımızı, yani düşünce ve düşünceyi yayma özgürlüğümüzü kullanmaktan kaçınıyoruz. Korkudan, kendimizi ifade etmiyoruz... Söylersem yakama yapışırlar diye korkuyoruz... Bu anlayıştan bir an önce kurtulmamız lâzım! 

      * * *

      Yüzlerce, belki de binlerce memur görevinden azledildi; açığa alındı. Bu nedenle aç ve açıkta kalan, yani düpedüz mağdur hale gelen insan sayımız arttı; bu insanlar durumlarını dikkate alacak yetkili bir makam da bulabilmiş değil...

      Bayram ertesi, masum ve mazlum insanların hak aramak amacıyla hangi makamlara başvuracakları açıklanacak. Bu konuda illerde valilerin gözetim altında oluşturacak merkezler, suçluyla masumu ayıracak...

      İyi de nasıl, o henüz belli değil... Bu ayrımı nasıl yapacaklar göreceğiz...

      * * *

      Tarihen sabittir; 27 mayıs ve 12 Eylül darbelerinde ve yaşadığımız daha birkaç kalkışma girişimi sonrasında ülkemizde bu denli büyük insan kıyımı yaşanmadı...

      Ülkenin kaderine el koyanlar, daha işin başında suçluyla masumu ayırdılar, hak ihlali olmadı ve mağdur yurttaş modeli oluşmadı...

      Bugün iktidar, 15 Temmuz'un arkası gelebilir vehmiyle yatıp kalktığı için suçluyla masumu bilahare ayırırız diyerek insanları sanık konumuna düşürüyor...

      Yanlış, hem de külliyen yanlış...

      Bu durumu başka bir siyasal otorite üstlenseydi, bugünkü iktidar ne yapardı, nasıl bir tavır takınırdı merak ediyorum! 

Osmangazi'de Deli Dumrul

----------------------------------

       "OSMANGAZİ Köprüsü'nden geçelim dedik, pişman olduk. Cebimizden

yüz liraya yakın para ödedik"

       Salih Demirci adındaki yurttaş şikâyetini bana yapmış; e posta adresime yolladığı ileti de "Bu nasıl iş ağabey" diye soruyor...

       Ne anladığımı söyleyim; köprü geçiş ücreti belli ki okurumun cüzdanını yakmış...

       Geçenler köprü için "Muhteşem" diyor, yolumuz düşerse gidip muhteşem mi, değil mi göreceğiz...

       * * *

       Geçiş ücreti cidden yüksek...

       Bunun temel nedeni, işletmeyi yüklenmiş olan firmaya yapılan taahhüt...

       Her gün köprüden 40 bin araç geçer diye taahhüt etmişiz. Ücret de bu taahhüte koşut olarak saptanmış...

       Pekiyi, her gün 40 bin araç köprüyü kullanır mı?

       Kullanmadığı ortaya çıktı... Bırakın 40 bin aracı yüzde 10'u kadar araç bile geçmiyor...30 küsur bin aracı geçmiş farzederek bedelini Hükûmet ödüyor...

       Daha doğrusu siz ve biz yani hepimiz ödüyoruz. Halktan tahsil edilen vergilerin bir miktarı işletmeci firmaya aktarılıyor...

       İşin garibi, köprüden geçsin geçmesin bu parayı bütün yurttaşlar ödüyor...

       Geçenden de geçmeyenden de para almak Deli Dumrul kuralı...

       O da bunun aynısını uygulamış ya...  

RASTGELE

-----------------------

       YAVUZ Selim Demirağ'ın yazısından ne anladığımı söyleyim. Yavuz dahil diğer yazar arkadaşlarımın, Servet Avcı'nın, Adnan İslamoğulları'nın, Kürşad Zorlu'nun durup dururken FETÖ'cü diye suçlanmalarını, Bahçeli'nin safında el bağlayan ispiyoncular sağlamış, arkadaşlarımızı karalayan ihbarda bulunmuşlar. Mayası bozuk olanlardan başka ne beklenir ki...

        * * *

       GAZETECİ, yazar, ya da düşünce adamı, kanlı katil mi ki ellerine plastik kelepçe vuruyorlar. "Eller arkaya" komutu verilmeye görün, kelepçe arkaya uzatılan ellere vuruluyor... Burnun kaşınsa elini süremeyeceksin, bu işkence değilse nedir!

       Beri yanda kelepçelenmeyen FETÖ'nün baş imamı Adil Öksüz elini kolunu sallayarak firar ediyor, herifi hâlâ bulamadılar; ona kelepçe vurma, gazeteden her an alıp götürebileceğin suçsuz gazeteciye kelepçe vur... Bu ne kuzum, Vur abalıya değil mi...

       * * *

       OY verenler dahil, "CHP'nin demokrasi mücadelesi yeterli değil" diyen çok insan var. İyi de MHP'nin ki yeterli mi? O da yeterli değil... CHP Lideri Kılıçdaroğlu

Cumhurbaşkanı'na ve verdiği kararlara lâf yetiştirirken MHP Lideri Bahçeli de alkış tutup şapka çıkarıyor. İkisinin de tavrı demokrasiyi savunmaya ve topluma iyice yerleştirmeye yetmiyor. Bunlar, demokrasiye bağlı kalarak sorunları çözecek plan ve programları yapacakları yerde laf yetiştirmeyi ve alkışlamayı yeterli mücadele tarzı sayıyorlar.

KOCAMAN SÖZLER

---------------------------

         BAŞKA birinin sizin kadar iyi yapabileceğini sandığınız bir şeyi bırakın o yapsın, siz yapmayın. Onun yaptığınla siz öne çıkarsınız (Andre Gide)

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Günün Karikatürü
    Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş