Öznur: “Yazıcıoğlu, AKP’nin kuruluşunu karanlık buluyordu”

Öznur: “Yazıcıoğlu, AKP’nin kuruluşunu karanlık buluyordu”
Merhum Yazıcıoğlu’na en yakın isimlerden, 3 ciltlik Muhsin Yazıcıoğlu külliyatının yazarı, araştırmacı-yazar Hakkı Öznur 24 Haziran seçimlerine ilişkin önemli bir yazı kaleme aldı. Öznur, "Yazıcıoğlu yaşasaydı, Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilemezdi" dedi.

Öznur yazısında Türk siyasi hayatını  ve yakın dönem siyasal süreçleri, iktidarları  (özellikle 1995 -2002)   anlatırken 2001 yılında kurulan  AKP’nin kuruluş sürecine değindi ve AKP ile ilgili çok çarpıcı analizler yaptı. Öznur yazısında AKP’nin kuruluşunda dünya finans çevrelerinin ve Neo-conların bulunduğunu iddia etti.

Öznur, Erdoğan/Gül ikilisinin küresel emperyalist projelere boyun eğdiğini;  Muhsin Yazıcıoğlu’nun ise dik durduğunu teslim olmadığını söylüyor. Hakkı Öznur  “BOP, BİP, BAP gibi küresel emperyalist projelere karşı çıkan Muhsin Yazıcıoğlu yaşasaydı Erdoğan asla Cumhurbaşkanı seçilemezdi” ifadesini kullandı.  

İşte Hakkı Öznur’un o makalesi: 

ERDOĞAN CUMHURBAŞKANI SEÇİLEMEZDİ!

AKP zihniyeti ne zaman ülke gündeminde önemli gelişmeler olursa hemen Muhsin Yazıcıoğlu’nun ismini anıyor; onu kendi siyasi çıkarlarına alet etmeye, istismar etmeye çalışıyor.

AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın 24 Haziran seçimleri öncesi, “Muhsin Yazıcıoğlu yaşasaydı bizimle omuz omuza olurdu” ifadeleri doğru değildir. Erdoğan, konjoktürel ve hesabi konuşmuştur.

Şehit Muhsin Yazıcıoğlu, yaşarken AKP ve Erdoğan’ın Makyavelist çizgisini ve siyaset anlayışını her zaman açıkça, haklı olarak tenkit etmiştir. Yazıcıoğlu  yaşarken AKP ve Erdoğan çizgisi ile  beraber olmadı. Yaşasaydı yine olmazdı!  Tek adam rejimini hedefleyen AKP ve Erdoğan politikalarını millet adına, eleştirir adalet ve demokrasi vurgusu yapardı.

Demokratik ilke ve değerlere bağlı millici Muhsin Yazıcıoğlu ile  Erdoğan arasında çok temel, köklü, derin ideolojik ve siyasi  görüş ayrılıkları, farklılıkları vardır. Muhsin Yazıcıoğlu siyasi yaşamı boyunca tek adam anlayışına, lider sultasına karşı çıkmıştır. Yazıcıoğlu, Erdoğan’ın otokratik siyasetini çok tehlikeli buluyordu. Bugünleri yıllar önceden görmüştü.

Daha 2004 yılında yapmış olduğu bir konuşmada, Erdoğan’ı tek adamlığa soyunmakla, otoriterizme sapmakla güç zehirlenmesi yaşamakla suçlamıştır.

’Lekesiz, gölgesiz adalet’’, “size tek şey vaat ediyorum Adalet” diyen hak adalet ve hürriyet ilkelerine hep bağlı kalmış Muhsin Yazıcıoğlu gerçek bir demokrattır. Mevcut sisteme  ve küresel sisteme itirazdır, duruştur, tavırdır. Siyasi yaşamı boyunca yasakçı, baskıcı dayatmacı ceberrut zihniyetlerle mücadele eden  Yazıcıoğlu ismi; OHAL’ci, KHK’ci, Sıkıyönetimci, tek partici, otokratik siyasetin temsilcisi Erdoğan ile yan yana getirilemez! 

Muhsin Yazıcıoğlu, 15 Nisan 2007 yılında Ankara’da yapılan BBP 2. Büyük Olağanüstü Kurultayı’nda yaptığı tarihi konuşmada, “Büyük Ortadoğu projesinin bir parçası hatta eş başkanı olduğunu söyleyen Erdoğan asla bu düşüncesiyle Cumhurbaşkanı olamaz. Bu düşüncelerini taşıdığı sürece cumhurbaşkanı olamaz. Önce BOP eş başkanı olmaktan çıkmalıdır.” diyerek Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığına daha 11 yıl önce itiraz  etmiştir.

hakki-oznur-001.jpg

Her zaman özgürlükçü demokrasiyi güçlendirilmiş demokratik parlamenter sistemi ve demokratik siyaseti savunan; askeri vesayete, parti vesayetine ve her türlü vesayetçiliğe karşı çıkan; adalet ve demokrasi temelli siyaset yapan Muhsin Yazıcıoğlu yaşasaydı;  AKP Genel Başkanı Erdoğan, 10 Ağustos 2014 seçimlerinde asla Cumhurbaşkanı olamazdı.

Ekmeleddin vakası yaşanmazdı. Yazıcıoğlu Yaşasaydı; 16 Nisan 2017 referandumuyla “tek adam” rejimine geçilmek istenmesine, parlamenter sistemin parti devletine dönüştürülmesine karşı çıkardı.

Muhsin Yazıcıoğlu yaşasaydı;  TSK içindeki asker kılığına girmiş, küresel emperyalizmle irtibatlı üniformalı teröristler, 15 Temmuz 2016 kalkışmasına cesaret edemezdi! Böyle bir kalkışma yaşanmazdı.

Muhsin Yazıcıoğlu yaşasaydı, Cumhurbaşkanı Erdoğan kalkışmayı eniştesi Ziya’dan, Başbakan dayıoğlundan, bakanlar eş dosttan, generaller ise eşlerinden öğrenmek zorunda kalmazdı.

Erdoğan’ın “sır küpü” Hakan Fidan’ın başında olduğu, MİT’in bile haberi olmadığı kalkışmayı Muhsin Yazıcıoğlu devletine, milletine, demokrasiye bağlı ve kendisine güvenen, yürekten seven, vatan evlatlarından öğrenir; 28 Şubat sürecinde ülkeyi nasıl BAAS’çı/MDD’ci darbeden kurtardıysa, 15 Temmuz hain kalkışmasını da çok önceden mutlaka haber alır, engel olur deşifre eder ve demokrasi düşmanlarının kalkışmasını  durdururdu.

AKP,  NEOCON’LARIN, KAPİTALİST ENTERNASYONAL’İN ESERİDİR.

AKP, Washington’un, Batı başkentlerinin, dünya finans kapitalinin, desteği ile kurulmuştur. Arkasında finans kapital devleri; Davoscular, Bilderberg Gruop, Soros, Tüsiad ve Doğan medyası vardı. Atlantik’in, Ortadoğu’da “Ilımlı İslam projesini en iyi uygulayacak parti  olacak” diye kurdurulan  AKP kapitalist Enternasyonalin projesi olarak doğmuştur.

AKP, ilk baştan itibaren, küresel kapitalist emperyalist sistem tarafından desteklenmiştir. Amerika’daki Neoconlar, AKP’ye yıllarca yön vermişler, yol göstermişler; AKP’lileri düşünce merkezlerinde ağırlamışlar, konuşturmuşlardır. AKP’nin ABD merkezli küresel-kapitalizmce kabul görmesinde Neoconlar “pivot” rol oynamıştır.

Uzun yıllar CIA Türkiye İstasyon şefi ve Ortadoğu masası şefi olarak görev yapan, CIA’nın Türkiye uzmanlarından Graham Fuller’in, “ılımlı İslam” modeli olarak gördüğü, tam destek verdiği, “ılımlı İslam’a” öncülük edecek parti dediği AKP bize göre milli değildir.

AKP kuruluş sürecinde ve sonrasında defalarca Amerika’ya gidip burada Graham Fuller, Richard Perle, Marc-Grosman, Paul Wolfowitz, Morton Abramowitz ,Michael Rubin,Bernard Lewis, Douglas Feith, Henry Barkey, Grenville Byford, , Elliot Abrams, John Bolton, William Kristol, Stephen Hadley, David L. Phillips vb. bazıları Türkiye’de büyükelçilik yapmış, Ortadoğu’da CIA istasyon şefliği yapmış, çoğu “Neocon” ortak noktaları; Türkiye’yi çökermek olan  bu karanlık isimlerle yurtdışında, özel malikanelerde, ofislerde, otellerde, lobilerde bir araya gelenler ve onlarla irtibatlarını hiç koparmayanlar millilikten ve yerlilikten söz edemezler!

2001 yılında parti kurulurken de parti kurulduktan sonrada İsrail ve onun yandaşları ile temaslarını devam ettiren  Yahudi iş çevreleri ve onların uluslararası kontaklarına  “Biz ABD, AB, İsrail karşıtı değiliz, biz Batı ile her alanda iyi ilişkiler kurmak isteyen ve din eksenli olmayan bir partiyiz” diyenler millilikten ve yerlilikten söz edemezler!

18 Temmuz 2001'de İsrail büyükelçisi David Sultan'la bir görüşme yapan ve ona "Yeni oluşacak partinin İsrail ve ABD politikalarına asla ters düşmeyeceği”  garantisi veren siyasetçi millilikten ve yerlilikten söz edemez! 

14 Ağustos 2001’de Ankara Bilkent Otel’de yerli ve yabancı gazetecilerin karşısında kendilerini ve neden parti kurduklarını anlatırken “ "Biz gömleğimizi değiştirdik.  AB’ye ve NATO’ya bağlıyız, ABD stratejik müttefikimiz” diyen  işbirlikçi zihniyet millikten ve yerlilikten söz edemez!

27 Ocak 2002 sabahı  “Karanlıklar Prensi” olarak tanınan ABD dış politikasını yönlendiren Ulusal Güvenlik Dairesi’nde ve yine Pentagon’a bağlı Savunma Siyaset Kurulu’nda yıllarca çalışan CIA’nın Türkiye uzmanlarından biri olan Richard Perle ile Perle’nin gözlerden uzak Washington –Maryland eyaleti sınırındaki 3 katlı malikanesinde gizlice görüşenler  millilik ve yerlilikten ve anti emperyalizmden söz edemez!

2003 yılının Ocak ayında Davos’ta ABD’li Yahudi finans spekülatörü George Soros  ile burada bir görüşme yapan, “Türkiye’nin açık toplumu biziz. Bizi destekleyin” diyenler, Soros bağlantılı “Open Society” Türkiye’deki Açık Toplum Vakfı’nın fonlarından sülale boyu faydalananlar, Soros ile yıllarca iç içe çalışanlar milli ve yerlilikten söz edemezler!

Dünya sermayesini ve para piyasasını ellerinde tutan yönlendiren patronlarla Davos Zirvesi’nde bir araya gelenler millikten ve yerlilikten söz edemezler!

İsrail’in Washington’daki adamı ve Sağcı Siyonist Likud Partisi’nin Washington temsilcisi olarak bilinen “Çizmeli Adam” olarak tanınan, İngiltere doğumlu Grenville Byford  sayesinde  Amerika’nın en derinleri ile Neoconlar ile bir araya gelenler millikten ve yerlilikten söz edemezler!

AKP'nin, gönüllü destekçisi, AKP’nin siyasi tarihinde rol almış küresel bağlantılarını sağlamış çok farklı bir figür olan özellikle İngiltere Kraliçesi Elizabeth’e ve de İngiliz Gizli Servisi’ne  yakınlığıyla tanınan, aynı zamanda terör rejimi İsrail’in fanatik yandaşı olan Grenville Byford’un ve ekibinin  2001-2002 yıllarında  “Bu adamı ilerde başbakan yapacağız”  dediği kişi millikten ve yerlilikten söz edemez! 

Amerika'daki etkin Musevi lobilerinden  (AJC) den 29 Ocak 2004   tarihinde (ADL) den ise  10 Haziran 2005 tarihinde  ayrı ayrı "Cesaret Ödülü" alan kişi millikten ve yerlilikten söz edemez!

“Üstün Cesaret Ödülü”nü Abraham Foxman  denen Siyonist alçaktan alan ve Musevi lobilerine  “Bizim dostluğumuza güvenin” diyen kişi millikten ve yerlilikten söz edemez!

ABD’li Yahudi bankacı, İslam düşmanı  David Rockefeller kurucusu olduğu Councel of Foreign Relations CFR yani Dış İlişkiler Konseyinin merkezinde  bir çok kez konuşma yapan, ödül alan, alkışlanan kişi, millikten ve yerlilikten söz edemez!

Yahudi lobisinin, Neocon’ların üslerinden biri olan Fitne fesat merkezi “Amerikan Girişimcilik Enstitüsü’nde” konuşmalar yapanlar özel olarak ağırlananlar millikten ve yerlilikten söz edemezler!

İsrail'in NATO'ya ortak üye olmasına izin veren  “İsrail'in güvenliği bizim birinci önceliğimizdir" diyen kişi millikten ve yerlilikten söz edemez!

YAZICIOĞLU: AKP 28 ŞUBATIN ÜRÜNÜ KÜRESEL BİR PROJEDİR!

14 Ağustos  2001  yılında  kurulan AKP’nin kuruluşu kirli ve karanlıktır. AKP  Atlantik/ Londra hattında  tasarlanmış, planlanmış ve sınırları çizilmiş bir proje olarak kurdurulmuştur. AKP küresel para oligarşinin kurdurduğu, dışa bağımlı küresel bir şirkettir. AKP’yi kuran kadrolar, AKP’yi kurmak için ABD’ye, Davos’a, Brüksel’e, İngiliz Kraliyet Sarayı’na koşmuşlardır. Washington-Londra’dan aldıkları icazet ve destekle AKP’yi kurmuşlardır.

BBP lideri Şehit Muhsin Yazıcıoğlu, 2001–2009 yılları arasında yapmış olduğu bir çok konuşmada “AKP,  28 Şubat’ın ürünüdür, Kuruluşu karanlıktır.  AKP, Amerika, İngiltere ve İsrail’in desteğiyle iş başına gelen Atlantikçi bir partidir. AKP, küresel bir Washington/ Neocon projesidir. Neocon felsefisinin mimarları  AKP’nin akıl hocalarıdır. Dışarıda Neoconlar, CIA istasyon şefleri, küresel finans çevreleri, Soros’çular içerde ise TÜSİAD patronları, medya patronları destek vermişlerdir .AKP, Türkiye'yi küresel bir holding gibi görüp ve  yönetmektedir.”

Muhsin Yazıcıoğlu, 2005 yılında yapmış olduğu bir konuşmada AKP iktidarı için “Amerika’nın, AB’nin, Davosçular’ın Yahudi lobilerinin, kapitalist enternasyonalin dediklerini yapanlar millete hizmet edemez.” demiştir.

Muhsin Yazıcıoğlu, 2001-2009 yılları arasında parti kurullarıyla yaptığı birçok istişare toplantılarında ve meydanlarda AKP’nin küresel finans kapitalin desteğiyle kurulduğunu, kuruluş sürecinde yurtdışından çantalar dolusu AKP’ye paralar geldiğini açıkça söylemiştir.

11 Ekim 2006  Çarşamba günü  yayınlanan” Referans” adlı gazetenin  manşetinde Muhsin Başkan’ın şu  tarihi sözü vardır: “Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığı Tamamen 28 Şubat’ın Ürünüdür”.  Gazetenin 17.  sayfası   Muhsin Yazıcıoğlu  ile yapılan röportaja ayrılmıştı.

MUHSİN YAZICIOĞLU: AKP DIŞARININ BUYRUĞU ALTINDADIR

Muhsin Yazıcıoğlu, BBP Ümraniye ilçe binasının açılışında AKP’nin küresel sermayenin işbirlikçisi olduğunu şu tarihi sözlerle ortaya koymuştur:

“AKP, dışarının buyruğu altındadır. Dış odakların sayesinde iktidar olmuştur! Döne döne siyaset yapanlar, her renge ve her boyaya girenler, her duruma göre yeni bir gömlek değiştirenler, bukalemunlar gibi siyaset yapanlar güç odaklarının önünde eğilip, kapılar arkasında kirli sermayeyle, kirli medyayla, kirli bürokrasiyle ve dış odaklarla anlaşmak suretiyle iktidar olabilirler ve olmuşlardır da... Ama hiçbir zaman millete hizmet edememişlerdir. Milletin isteğini yerine getirememişler, sadece kendilerini iktidara taşıyan kirli odakların hizmetkârı olmuşlardır. Birtakım odaklarla girdikleri! Örtülü anlaşmaların sonucu hükümet olabilmişlerdir.”  

MUHSİN YAZICIOĞLU: AKP BOP PROJESİNİN TAŞERONUDUR!

BOP eş başkanı olduğunu 34 yerde ilan eden Erdoğan’dır. 4 Mart 2006’da yapılan AKP Bayrampaşa kongresinde “BOP’un eş başkanıyım” demiştir. Muhsin Yazıcıoğlu 24 Mart 2014 tarihinde Ankara Siteler’de düzenlenen mitingde AKP BOP ilişkisi ile şunları söylemiştir: “Amerika AKP’nin sırtını okşayıp bizi yönlendiriyor. AKP, ABD’nin taşeronluğuna sunulmuştur. Ey Başbakan kapalı kapılar ardında Washington’a ne sözler verdiniz?  AKP ABD’nin BOP projesine hizmet etmektedir. Büyük Ortadoğu Projesi dedikleri İsrail’in vaat edilmiş topraklar halinden başka bir şey değildir. Vazgeçin Amerika’nın İslam alemindeki Truva atı olmaktan! Tüccar Erdoğan da çıkmış ‘Diyarbakır büyük Ortadoğu’nun yıldızı olmalıdır’ diyor. gaflet uykusundan artık uyanın! Vazgeçin küresel emperyalizmin taşeronu olmaktan”.

MUHSİN YAZICIOĞLU: “CENAB – I ALLAH DURUŞUMUZU BOZDURMASIN, BİZİ HAK YOLDAN AYIRMASIN

BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu’na 28 Şubat sürecinde ve sonrasında birçok teklif geldi. Kilit parti olan BBP’nin lideri ilkelerden, demokrasiden asla taviz vermedi ilkeli, seviyeli siyasetini devam ettirdi.  Ülke bütünlüğü ve demokrasi konusunda son derece hassas olan Türkiye’nin sigortası milletin adamı  Muhsin Yazıcıoğlu, “Bizimle birlikte hareket edersen finans sıkıntını çözeriz. Medya yanında, televizyonlar emrinde; seni başbakanlığa taşırız. Yeter ki bizimle ol” diyen küresel finans çevreleriyle, bürokratik oligarşi ile irtibatlı çıkar çevrelerinin kirli tekliflerini nasıl reddettiğini şu tarihi, öneme sahip sözlerle anlatıyor:

“Evet bana da teklifler geldi. ‘Sana başbakanlığa giden yolu açarız, partin iktidara gelir, iktidar ortağı olur. Ancak bizimle hareket edersen, bizimle iş birliği yaparsan’ dediler. Ben inançlarımıza, ilkelerimize, bizi biz yapan yüce değerlerimize ihanet olan küresel güçlerin teklifini, tekliflerini reddettim, gereken cevapları onlara sert bir şekilde verdim.  Küresel odakların tekliflerini, projelerini AKP’yi kuranlar, şimdi iktidarda olanlar kabul etti. Ben etmedim. Dış mihraklara ve onların işbirlikçilerine boyun eğmedim. Küresel güçlere teslim olmadım. Milli irade dışında, irade tanımam.  Makam, mevki, ikbal, koltuk için yola çıkmadım. Egemen güçlere, çıkar çevrelerine, uluslararası güç odaklarına sırtını dayayarak, onların maşası olarak başbakan olacaksam, Allah böyle bir başbakanlığı bana, iktidarı bizlere nasip etmesin.

 Biz Allah’ın yardımıyla, milletimizin desteğiyle, kimseye diyet borcumuz olmadan, iktidara gelmek ve sadece yüce milletimize, ülkemize, devletimize hizmet etmek istiyoruz. Bizim küresel güçlerle ilişkili olan çevrelerden farkımız inancımızdır, ahlakımızdır, duruşumuzdur. Allah duruşumuzu bozdurmasın, bizi hak yoldan ayırmasın”.

YAZICIOĞLU: ABD’NİN, İSRAİL’İN, KÜRESEL MAFYANIN ADAMI OLMAYI KABUL ETSEYDİM ÇOKTAN BAŞBAKAN OLURDUM.

Muhsin Yazıcıoğlu Afyon–Emirdağ konuşmasında yine tarihi öneme sahip şu sözleri söylemişti:

“Eğer, Amerika’nın İsrail lobilerinin, AB fonlarının, küresel mafyanın, Türkiye’yi sömüren sermayenin, çetelerin adamı olmayı kabul etseydim; başbakan yardımcısı olurdum, başbakan da olurdum, başka şeyler de olurdum. Ama ben sizinle yürümek istediğim için tenezzül bile etmedim, etmem de. Dış güçlerin dediklerini kabul etseydim, onların projelerinde yer alsaydım, başbakan da olurdum, iktidara da gelirdik. Ben milletin adamıyım. İktidara geleceksem milletimin desteğiyle gelirim; dış güçlerin, karanlık mihrakların desteğiyle değil. Ben sadece milletimden güç alırım, vesayetçilerden, kirli yol ve yöntemlerle siyaseti dizayn etmeye çalışan iç ve dış mihraklardan değil”.

2006 yılının sonlarına doğru Niğde ziyaretinde bir gazetecinin iktidara gelmenin yolu AB ya da ABD den mi geçiyor sorusuna şu anlamlı cevabı veriyordu:

“İktidara gelmenin yolu ABD ve AB’den geçer diyorlar koşa koşa küresel emperyalistlerin merkezlerine karargâhlarına koşuyorlar. Hatta bir İngiliz bir ABD elçisiyle görüşmek bile siyaseten iktidar yolunun açıldığı anlamına gelmektedir. Bir yabancı elçinin övgülerine mazhar olma fikren vaftiz olduğu kanaatine faydasına inananlar da vardır. Böyle bir aşağılanmayı kabul etmemiz mümkün değildir”

18 Haziran 2000 tarihinde katıldığı bir şölende Şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu yine şunları söylüyordu: “Ne loca, ne sermaye bizi asla satın alamaz. Hiçbir locanın, hiçbir kirli sermayenin bizi satın alması mümkün değildir. ABD, AB, İsrail ve IMF ile bağlantılı hiçbir girişimin yanında ve içinde asla olmayız. Küresel emperyalizmin, küresel finans  oligarşisinin, para lobilerinin hizmetine girmeyiz, taşeronu olmayız. Ben ve dava arkadaşlarım küresel emperyalist projelerde yer almayız, alet olmayız. Hep dik durduk, dik durmaya devam edeceğiz.  Kimseye diyet ödemedik! Biz milletle varız, milletimizle var olmaya devam edeceğiz.”

İlgili Haberler
Öznur: "Milliyetçiler Saray’a teslim olmaz"
  • Yorumlar 23
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş