Palavranın perde arkası

A+A-
Hulki CEVİZOĞLU
Yeni bir Anayasa Değişikliği tartışması ile medya oyalanıyor.
Halkın ise pek umurunda olduğunu sanmıyorum. Çünkü, halkın “gerçek sıkıntısı ve talebi” farklı. O, iş ve para istiyor.
AKP Hükümeti ise, “soyut” kavramlarla halkı oyalıyor.
Uzun süre “AB yalanı” ile oyaladılar, şimdi de, az bir süre kalan genel seçimlere kadar ortaya bir sakız atıldı. Artık çiğner dururuz.
Diktatörlüğü halk
eliyle getirmek!

Ülkemizde zaman zaman “Çobanın oyu ile profesörün oyu bir olur mu?” tarzı tartışmalar da gündeme geliyor.
Şimdi bu konuya dönmenin tam zamanı. Çünkü, anayasa değişikliğini -eğer olursa- TBMM değil, halk yapacakmış!.. Çok popülist bir yaklaşımla, “halk dalkavukluğu” ile yeni kandırmaca içinde olanlar, “Bak, bak halka karşı çıkıyor!” gibi ucuzluk sergileyebilirler.
Özgürlükler oylanır mı? (Açın bakın hukuk ve tarih kitaplarını. Bu konuda ne derin şeyler yazıyor.)
Halk, kendine göre bir anlayışla özgürlükleri kısıtlarsa, demokrasiyi fedâ mı edeceğiz? Böyle bir ülke var mıdır?
Şimdi, “Sade vatandaş anayasadan ne anlar?” desem, topa tutarlar.
Anayasa, tıpkı “fizik” gibi, tıpkı “kimya” gibi özel bir bilim dalı ve araştırma alanı. Bizler fizik deyince ışığı, kimya deyince suyu anlarız. Fizikteki “Om Kanunlarını”  ya da “H2O formülünü”  bilmeyiz.
Şimdi AKP Hükümeti, anayasa gibi bir uzmanlık alanı olmayan geniş kitlelere bilmediği konuda soru soracak; alacağı yanıta göre düzenleme yapacak!!..
Peki halk neye göre karar verecek? AKP ve yandaş ve yaygın medyası ortalığı toz dumana katarak ne anlatırsa, hangi yalanı söylerse ona göre karar verecek. Bunun adı da demokrasi olacak!
Eğer o demokrasi oluyorsa, sorsana halka, “AB’ye girelim mi?” diye. Nasılsa halkın bu konuda bilgisi var.
Deliğe süpürülme korkusu
Palavraların perde arkasında ne var?
Söyleyeyim.
Böyle bir şey var mı yok mu bilmiyoruz ama; kendisi yeni bir “kapatılma davası korkusu” yaşayan iktidar partisi “yargıyı kuşatma altına” alıyor.
Kapatılma korkusu bir paranoya da olabilir, ilerde gerçek de olabilir. Bunu göreceğiz.
Ama AKP, Sultan Süleyman’a bile kalmayan bu dünyada ilelebet iktidar kalmayacağına göre, bir gün o güç merkezinden inecek. İşte o zaman, kendisini “Yüce Divan” da bulmak istemiyor. Çünkü, günahlarının farkında. Kendisine destek olan ABD’nin zamanı gelince herkesi “deliğe süpürdüğünün” de farkında. (Acaba ABD, AKP’nin yerine hangi partiyi hazırlıyor?..)
İşte bu yüzden, anayasa değişikliği palavralarının ardında anayasayı değil, “kendi geleceğini düzenleme”  kaygısı yatıyor. “Kendisini yargılama olasılığı bulunan yargıyı kendisine göre tanzim etme kaygısı!..”
Sahte demokratlar
AKP eğer samimi olsaydı, bu anayasayı değiştirme, özgürlükler getirme, çağdaşlık masalları içine bir iki tane “yem” atardı ki, herkes onu yutsun.
Onlar bile yok.
Nedir onlar?
Hani “hep” ve “hâlâ” AB’yi örnek gösteriyorlar ya, işte orada olanlar.
Örneğin, “dokunulmazlıkları kaldırma.”
Örneğin, “Seçim barajını yüzde 10’dan yüzde 5’e düşürme” gibi.
Bunlar yok, ama bakın neler var?
 “Diktatörlüğü” savunan parti bile temelli kapatılmayacakmış. “Atatürk’e küfreden parti” kapatılmayacakmış.
Yani, “Ordu göreve” dersen (o da hangi orduysa!) cezaevine; “Apo göreve” dersen özgürlüğe!..
Sevsinler bu palavraları.
Hani, “Bu pilav daha çok su kaldırır” denir ya, bu ülke de daha çok anayasa değişikliği aldatmacası kaldırır.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları