Paralelin kuklasıymış

Yavuz Selim DEMİRAĞ

At izinin it izine karıştığı günler yaşıyoruz yine. Bilgi kirliliği yanında psikolojik harekâtın unsuru olan dezenformasyon, bir başka deyimle yalan haber ile yönlendirme tuzağına düşen düşene. Sosyal medya, internet alemi tam da bu iş için biçilmiş kaftan. Sahte isimler ile her türlü iftira ve infaz sanal alemde. Meslek ilkeleri, ahlak, erdem, savaş hukuku gibi değerlerden yoksun "maaşlı tetikçiler", gazete köşelerinden ellerindeki karayı önüne gelene sürünce, dünyanın da karardığını sanacak kadar cahiller. Yaşayan en büyük Türk münevveri, değerli Hocam Prof. Dr. İlber Ortaylı'ya atfedilen "Çok cahilsin... Keşke ölsen..." sözünü şu günlerde sıkça telaffuz etmeye başladık. Gerçekten de cehalet diz boyunu aşıp gırtlağa dayanmış. "Dış mihraklar, hain odaklar, ihanet şebekeleri" gibi adresi belli olmayan beylik savunma laflarının yerini şu günlerde "paralel yapının kuklası" aldı. Bir dönem "dokunanın yandığı, iktidarın gizli, güçlü, gerçek ve kudretli ortağı paralel yapı" için uydurulan şehir efsaneleri yüzünden bunlardan korkup, tırsmayanların sayısı iki elin parmağını geçmiyordu. Geçenler de içeri tıkılıyordu. Milyar dolarlara hükmettiği, dilediklerinde Türkiye'yi bir gecede iflasa sürükleyebilecekleri gibi iktidarı al aşağı edeceğini sananlar az temenna çakmadı paralelcilere. "Ne istediler de vermedik"çilerin yanında "Dönün yurda bu hasret bitsin" yakarmalarını unutmuş değil milletimiz. Bir de ödülcüler vardı. Ki her devirde kırmızı kadife kaplı plaketler dağıtıp karşılığında bol miktarda yeşil dolar kazanan rüzgâr gülleri de şimdi paralele savaş açmış gibi yapıyor. Gibi yapıyor diyorum. Zira yarın öbür gün devran döndüğünde yine aynı pozisyonda demokrasi kahramanı unvanının baş aktörleri arasında yerlerini alacaklardır.

Yadırganan açıklama

Moda için "insanın kendisine yakışanı giymesidir" derler. Siyasette moda ise şu günlerde koltuğu tehlikede olanların, muhtemel rakiplerini "paralelci" diye suçlaması haline dönüştü. Bu moda rüzgârına kendini fena halde kaptıranlardan birisi de MHP'de yıllardır "Genel Sekreterlik" koltuğunda oturan İsmet Büyükataman olmuş. İsmet Bey'i 1981'deki MAYAŞ'lı günlerden bu yana tanırım. Sendikacı, Bursa İl Başkanı, milletvekili olduğu günlerden bu yana takip ederim. Tesadüfi karşılaşmalarımızda saygıda kusur etmeden selamlaşırız. Lakin Sayın Büyükataman'ın paralel yapı ile mücadelesine hiç tanık olmadım. Türkiye'nin en önemli partisinin genel sekreterinin "MHP'yi paralelin kuklası yapacaklar" açıklamasını yadırgadığımı belirtmeliyim.

Evet, MHP'de ciddi rahatsızlık var. Parti tabanı dokuz seçimde mağlup olmuş yönetimin değişmesini istiyor ve olağanüstü kurultay için imza topluyor. En çok imza veren illerden birisi de İsmet Bey'in dördüncü defa seçildiği Bursa. MHP İl Başkanı bile gemileri yakarak "Anamdan il başkanı olarak doğmadım. Mezar taşımda il başkanı yazmayacak" sözleri ile MHP Genel Merkezine karşı tavrını açıkladı. İnsanın aklına ister istemez "Bunca yıl milletvekili seçildiğin Bursa'da seni Ankara'ya gönderenler için de mi paralelci diyeceksin" sorusu gelmiyor mu?

Yaftalamak moda oldu

Siyaset de seviyenin çukurlara çökmesinin sosyolojik sebeplerini uzun uzadıya araştırmanın da anlamı kalmadı. İş öylesine ucuzlamış ki rakiplerini eleştirmek yerine paralelci yaftası yapıştırmak moda olmuş. Bu modaya MHP Genel Merkezi yönetiminin de ayak uydurması vahametin boyutunu gösteriyor. Ayıptır, günahtır, yazıktır. Bu ne ülkücülüğe, ne Tük Milliyetçiliğine ne de insanlığa sığar. Daha düne kadar partinin en yetkili kurullarında görev yapmış, TBMM Başkanvekilliğine getirilmiş, toplumun her kesimince sevilip, sayılan biri için böylesi ucuz yaftalar yakışmıyor. Bu sözler yarın öbür gün bumerang misali dönüp sahibini vurabilir.

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş