Parazitli demokrasi - parazit yapan TRT

Altemur KILIÇ

Önce  “Radyo”  şimdi de  “Televizyon” siyasette. Ticaret için olduğu kadar, belki de daha fazla hükümetler için, çok önemli olmuştur... Önce seçim kampanyalarında, haberlerde politikacılara liderlere öncelikli yer verilmesi veya  “verilmemesi” , yabancı ülkelerde, fakat özellikle Türkiye’de, hep mesele oldu! 

Darbe ve radyo 
27 Mayısın yıldönümünün arifesinde, hatırlatayım: 1960 darbesinin gerekçelerinden biri, Yassıada’da  “Yüksek Adalet Divanı” tarafından görülen davaların önde geleni  “Radyo Davası”  idi! Ben de  “Darbeden önce Türkiye Radyolarından sorumlu” olduğum için, “Radyoları, Demokrat Parti’ye alet etmek”  suçundan yargılandım ve beraat ettim.
Bu dava hakkında, meslektaşım Deniz Som kardeşimin oğlu Can Som bir araştırma kitabı yazmış:  “Parazitli, Demokrasi” (Cumhuriyet Kitapları...)  Güzel bir araştırma... Bu kitapta benim davadaki rolüm ve yargılamada söylediklerim dava tutanaklarından ve benim yazdıklarımdan (Kılıç’tan Kılıç’a-Remzi Kitabevi) geniş alıntılar var. Neredeyse bütün kitap bunlarla dolu! Can Som kitabı yazarken, keşke benimle de konuşsaydı. Daha fazlasını anlatırdım!
Can kitapta bir utancımı da yüzüme vurmuş. Beraat edip Yassıada’dan tahliye olduğum gece, gazetecilere konuşmuştum. Can naklediyor: Yassıada’nın cennet olduğunu ve ada Komutanı Albay Tarık Güryay’a, diğer subaylara, bize gösterdikleri iyi muamelelerden dolayı teşekkür etmişim! Aslında hiç de doğru söylememişim. Som bu sözleri, o günkü koşullarda ve moral durumumda söylediğimi belirtiyor. Aynen de öyle. Çünkü Yassıada Cennet değil bir Cehennemdi ve Güryay da bekçi!
Objektif bir şekilde, görevde olduğum dokuz ay boyunca, radyoları iktidarın baskılarından ve hele “Vatan Cephesi” komedisinden kurtarmak için elimden geleni, yaptım ve sevgili sunucu Ülkü Giray ve rahmetli Fethi Kardeş, mahkemede bunları söylediler ve sonunda, her nasılsa beraat ettirildim!
27 Mayıstan sonra gene radyoların başına getirilince, eski  tecrübelerime dayanaeak, özellıkle Radyo haberlerinde, yeni bir profesyonel, objektif düzen getirmeye çalıştım. Bunda bana rahmetli Mahmut Tali Öngören, Turgut Özakman, Nükhet Özeken ve Fethi Kardeş çok yardımcı oldular! Ama gene de bazılarına pek yaranamadım. CHP Niğde Milletvekili ve Üniversite Askerlik Kampından Komutanımız Albay “Romel” Asım, Meclis kürsüsünden beni şikâyet etti... Eski dönemle irtibatımı telmih ederek, CHP haberlerine fazla yer vermediğimi, CHP haberlerini az verdiğimizi iddia etti. Elime bültenleri alarak Başbakan İsmet Paşaya gittim ve bu iddianın doğru olmadığını ispat ettim. Paşa da  “Üzme kendini. Yaptığın işe devam et” dedi... Oysa, Paşa ile babamın arası hiç iyi değildi ama Paşa buna rağmen beni görevde muhafaza etti ve hep korudu! 
Bunlar Radyonun tarihinden sayfalar, ama günümüz Türkiye’sinde yeni “Radyo-TV davasına”  ışık tutabilir ve belki de ibret olur! Çünkü AKP iktidarı da DP’nin yaptığı gibi  “Televizyon ve Radyoları”  kullanarak  “TRT kalesini” ele geçirmiş kadrolarını da kendi adamlarıyla doldurmakta!  

TRT Kanunu’nda revizyonlar yapıldı
Gerçi TRT, tek radyo televizyon kurulu değil, özel kanallar ve radyolar var. Ama TRT, çok önemli ve de o özel kanalların çoğu da holdinglerin eline geçiyor! Yeni yasa değişikliği ile TRT’nin çekirdek -tecrübeli ve yetenekli- elemanlarının -tasarruf nedeniyle- tasfiye edilirken yerlerine acele hatta meslekten olmayan kişiler alınıyor. Hoş, Genel Müdür ve yakın yardımcılarının TV ve radyoculuk hususundaki ihtisas ve bilgileri ne kadar?
Evet AKP şimdi medyanın bu kalesini de geçirmek istiyor... Çünkü TV ve radyo iktidarlar için önemli bir araç. Bu vasıtayla Vatan Cephesi bile kurmak isteyebilirler!
 Tunca Toskay’ın Genel Müdürlük döneminde TRT Yönetim Kurulunda görevli iken, bazı kilit idareci ve programcıların Genel Müdürün, bizim karşımıza dikilip hatta Hükumetin taleplerine   “Bu doğru olmaz”  dediklerine tanık olmuşumdur! 

Banu Avar olayı
TRT’de son kadrolaşma Banu Avar olayı! TRT yönetimi başarılı sunucu ve programcı Banu Avar’ın  “Sınırlar Arasında”  programıa sebep göstermeden son verdi!

Sınırlar Arasında, 4 yıl ve 82 programın ardından tarihe karıştı.  2007 Aralık ayında TRT Genel Müdürü ile 18 bölümlük sözleşme  imzalamış ve 2009 Ocak ayına kadar gideceğ ülkeleri planlamış,  çalışmalarını yapımıştı!
Banu kızımız her halde zülfü yare -bazılarının bir yerlerine- dokunmuştur...

+++++

KARAGÖZ
KOLEKSİYONUMDAN
17 Haziran 1931

Cüzdan sahipleri
tefecilerin pençesinde

Dara düşen emekliler, dullar, yetimler maaş cüzdanlarını kırdırarak tefecilerin eline düşünce hükümet tefeciler hakkında yeni nizamlar koyar. Fakat asıl yardım etmesi gereken zamanın bankası Emniyet Sandığı “nizamnamem müsait” değil diye karşı çıkar. Bunun üzerine Karagöz de onlara şöyle seslenir:
KARAGÖZ: Hey zengin efendiler sizde merhamet yok mu, azıcık gayrete gelin de şu biçareyi el birliği ile olsun şu zalimin pençesinden kurtarın, baksanıza haline, gözünüzün önünde nasıl yerlerde sürüm sürüm sürükleniyor yahu!...

+++++

FIKRA

Benim bölgemi okumasınlar
Gerçek bir olay; 1940’lı yılların İstanbul’u. Yani harp seneleri. İstanbul’da örfi idare (sıkıyönetim) var. Sıkıyönetim komutanı bir haberden dolayı Cumhuriyet gazetesini süresiz kapatır. Komutana neden kapattınız diye sorarlar. O da gazetede Ege’deki Nato manevralarından dönerken Çanakkale Boğazı’nda batan Dumlupınar Denizaltısı’nı anmak için Yavuz zırhlısından çelenk atıldı, haberini sebep gösterir. Aman komutanım o haberi Ankara radyosundan aldık deyince komutan; zaten Ankara radyosuna kızıyorum, söyleyin bir daha benim bölgemle ilgili haberleri okumasınlar der....

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş