Parola; Öcalan’a af İşaret; Köşk’e oturunca

A+A-
Ahmet TAKAN

Kürdistan”, “Genel af ” dedi...
Şak.. Şak.. Şak...
Büyük alkış aldı. Nasıl cesur bir lider olduğu konusunda bildik methiyeler düzüldü..
“Bu sadece başlangıç. Çözüm süreci sadece bir yıl içinde bizi bu kadar değiştirdiyse birkaç yıl içinde olacakları varın siz hayal edin” dedi.
Şak.. Şak... Şak..
Yine büyük alkış..
Bölücü hainlerin en büyük hayaliydi; Kürdistan ve bebek katili Öcalan’ın serbest bırakılması.
Hayaldi gerçek oldu.
Çapulcubaşı Barzani, sabır telkin etti ama çözüm ortağı Recep Erdoğan ondan sabırsız;
“Süreç kartopu gibi ilerleyecek” dedi.
Bebek katili Öcalan, düet öncesi Erdoğan’a 4 ay daha mühlet verince, “mahalli seçim desteği” sanıldı.
Barzani-Erdoğan, Diyarbakır buluşması mahalli seçim kampanyasının ilk meydan mitingi gibi algılandı.
Şimdi, Ankara kulislerinde genel affın nasıl icra edileceği tartışılıyor. Terörle mücadele ve Türk Ceza Kanunu’nda yapılacak değişiklikler çerçevesinde.
8 bine yakın terör suçlusu var cezaevlerinde.
Balyoz ve Ergenekon’a takas olur mu?..
“Toplumsal barış” projesi ya(!) bunun adı; neden olmasın?..
Takvime de dikkat;
2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi.
2015 Milletvekili genel seçimi.
“Çözüm süreci”nin kamuoyuna açık edildiği dönemin başında Ankara’da çok tecrübeli bir istihbarat uzmanından dinlemiştim;
“İmralı pazarlığında Başbakan, Öcalan’a, Köşk’e oturunca affetme sözü verdi” diye..
Film kareleri birbirini tamamlıyor.
“Varın siz hayal edin” gerisini..
Recep Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasının ilk mitingini Diyarbakır’da yaptı.
ABD’nin ustaca gerçekleştirdiği Kemal Kılıçdaroğlu “davet” hamlesini görüp, Diyarbakır’ı otobana girmeden önce son benzin istasyonu olarak kullandı. Recep Erdoğan, Diyarbakır’dan okyanus ötesine “Beni deliğe süpürmeyin. Son bir kez daha şans tanıyın” diye yalvardı.
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ay sonunda çıkacağı Amerika gezisinden eli boş, hüsranla dönerse hiç kimse şaşırmasın.
Şaşırmamanız gereken bir hususa daha dikkatinizi çekeyim;
Mustafa Sarıgül’ün CHP’den İstanbul Belediye Başkanı adayı olmamasına, gösterilse dahi bir kavga bahanesi ile çekilmesine..
Çünkü; Mustafa Sarıgül, hedeflediği CHP Genel Başkanlığı koltuğu için ihraç edildiği partisine iade-i itibar edilip yeniden üye olarak döndü.
Okyanus ötesinden garantili sinyaller gelmez ise, Sarıgül’ün “dünya lideri” dediği Erdoğan’ın İstanbul’da karşısına çıkıp yüksek kaybetme riski ile siyasi karizmasına çizik attıracağını sanmıyorum.
İstanbul Belediye Başkanlığı seçimi siyasette köşe taşlarının yerinden oynayacağı önemli bir makas.
Recep Erdoğan için her şey yolunda giderse,
Varın gerisini siz hayal edin!..
Ne diyor?.. Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini düzenleyen Anayasanın 104’üncü maddesi;
“Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle kişilerin cezalarını hafifletmek veya kaldırmak.”
“Dünya lideri” olmak öyle çocuk oyuncağı iş mi?
Varın gerisini siz hayal edin!..

 

Kutu

Ana haberin altına “kutu” açarak çarpıcı bilgi ve hatırlatmalarla daha doyurucu bilgi almanızı hedefleriz.
Yazının ilk bölümünden bağımsız olmadığını belirtmek için açıyorum burada kutuyu.
Tam da Erdoğan-Barzani buluşmasına denk getirilen dershaneler kavgasında bit yeniği arıyordum ya!..
Şu detaylara da dikkatinizi çekmeden edemeyeceğim;
* Kapanıp da özel okula dönecek dershanelere hazine arsası verilecek. Kredi dahil maddi destek verilecek. * Özel okul olamayıp kapananlara da destek çıkılacak. * Devlet ilk kez özel okulda okuyan öğrencilere kişi başı bin 500 lira destek verecek. * Özel sektör de okul yapıp devlete kiralayabilecek. * Özel okulların ilk 5 yıl gelir vergisinden muaf tutulma süresi uzatılacak. 
* KDV yüzde 8’den aşağı çekilecek. 
* Teşvikten yararlanan özel okul boş kalan sınıflarında açık lise öğrencilerine eğitim verilecek. Ücretleri devletçe karşılanacak, vs..vs gibi; anlayacağınız devlet kesesinden bin bir kıyak!..
“Madem eğitime destek atmak için bu kadar yanıp tutuşuyorlar. Bugüne kadar, yazılı kağıtları için bile öğrencilerden fotokopi parası toplayan, elektrik, su, yakıt, müstahdem paralarını ödeyemeyen, her kayıt dönemi “kayıt parası”, yıl içinde de “katkı payı” altında fakir-fukara demeden velilerin cebine zorla dalan devlet okullarına neden yardım etmediler” diye garip(!) düşünceler aklınızdan geçebilir.
Boş verin bunları. Bugüne kadar olanlar oldu zaten!..
Şimdi, etrafınıza daha dikkatlice bakın. Bugünden sonra hızla kurulacak ve sayısı daha da artacak (baraka)dershanelere ve onların sahiplerine.
Devleti soymanın yeni bir yöntemini daha bulmuş olabilirler mi, muhteremler?..
Devlet hazinesinin güzelce söğüşlenmesi için dershaneler üzerinden yeni bir formül mü üretildi?
Sizce iyi de bir seçim rüşveti olmaz mı?..
Unutmayın! Bu iktidar bu ülkeye her türlü ihaneti kayıkçı kavgaları ve gerginlik politikaları üzerinden tezgahladı.
Varın gerisini siz hayal edin!..

Yazarın Diğer Yazıları