Partili başkana doğru...

A+A-
Ergun KAFTANCI

İKTİDAR partisinde yönetici atama yetkisi Genel Başkan'ın elinden alınıp MYK'ya verilince dananın kuyruğu koptu...

      Genel Başkan ve Başbakan Davutoğlu'na göre MYK tarafından alınan bu karar, kendisine yapılmış bir darbeydi.

      Derhal tavır koydu...

      Tavrını da aleniyete döktü...

      Kararı alanlar ortalıkta yoktu; herkes, "Bu değişimi Sayın Erdoğan istedi" diyerek Davutoğlu'na muhatap olmamaya çalıştı...

      Önceki gün ve dün izledik; Ankara'da yoğun bir siyasal trafik yaşandı. Beştepe doldu taştı. Saray'a intikal edenlerden biri de Davutoğlu idi...

      Sonuç...  

      "Sorunu kongre çözsün" dediler...

      ..........................

      Çok net bir şey söyleyim...

      Erdoğan belli ki AKP'nin ve hükûmetin başına atadığı Davutoğlu'ndan memnun değil...

      Dolayısıyla yerine yeni bir ismi hazırladı...

      Onu da kongreye kadar saklı tutacak ve son kertede açıklayacak...

      Şurası bir gerçek ki Tayyip Bey, "Cumhurbaşkanı taraflı davranıyor" diye eleştirilmekten de korkmuyor...

      Eski partisinin üzerinden aktif politikaya katılmayı bir nakisa saymadığı da açık ve net ortada...

      Esasen "Partili başkan" tezi ona ait değil mi...

      Şimdi Davutoğlu'nu gözden çıkararak bu tezi gerçekleştirmek istiyor.

      .............................

      Siyaset her zaman yeni gelişmelere gebedir...

      Bugün de öyle bir durumu seyrediyoruz; bakalım AKP'de yaşanan bu  çekişme nereye varacak ve kabuk nasıl değişecek!

 

*

 

DERKENAR

          ERDOĞAN'ın Davutoğlu'ndan neden memnun olmadığı sorusuna verilen cevaplardan biri de "AKP'nin iskemle sayısı"na ilişkin. Erdoğan, 1 Kasım'dan beri, başkanlığı getirecek anayasayı Meclis'ten geçirmek için gerekli oy sayısının sağlanamamasından şikâyetçi. Bu konuda Davutoğlu'nu başarısız buluyor. Hoşnutsuzluğun temelindeki neden bu; su yüzünde görülenler ise bahane...

      Öte yandan Genel Başkanlık ve Başbakanlık için dolaşan isimlerin birinin bile Davutoğlu ayarında olmadığı söyleniyor. Ancak ortak özellikleri Beştepe'nin sözünden çıkmayacak isimler olması...

 

*

 

Suç ve vebal aynı sırtta

     ÖZDEM Sanberk eski büyükelçi...

    Bir dönem Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı olarak da görev yaptı.

    Galatasaray'da bizden iki sınıf küçüktü...

    İlerici bir aydın kişiliğe sahiptir, ona sosyalist demek de mümkün...

    İddia onun:

    -Sayın Abdullah Gül, Dışişleri Bakanı iken bakanlığa cemaatçileri aldı...

    Cemaatçileri, yani Fethullah Gülen'e mürid olanları...

    Sanberk, "Aldı" derken doldurdu demek istemiş olabilir...

    Genelde bazı müddeilerin ağızlarından çıkanları kulakları duymaz...

    İpe sapa gelmez iddialarda da bulunabilirler...

    Bu da onlardan biri diye düşündüm!

    .........................

    O dönemde bakanlıkta görevli olanlar bu iddiaya karşılık "Bakanlığa her yıl 35-40 kişi, meslek memuru olarak alınır" diye açıklama yaptı...

    Tıpkı Abdullah Gül gibi...

    Onlar da, böyle bir uygulamanın söz konusu olmadığını söylediler...

      .......................

    Gül tarafından bakanlığa alınan eşhas daha sonra sapıtıp cemaatçi olmuşsa suç neden Abdullah Bey'in...

    Ortada bir suç mu var; faili cemaate yol verenler...

    Vebali de, "Ne istediler de vermedik" diyenlerin sırtında!

 

*

 

Bilenler çoğaldı

       ÜST dudağını sabit tutup alt dudağıyla konuşma becerisine sahip eski ülkücü bugünkü türkücü AKP'linin kim olduğunu bilen okurumun sayısı giderek artıyor...      

         Mehmet Ulubatlı adlı okurum bildi, mektepli 52 rumuzunu kullanan okurum bildi, Hüseyin Söğütçü adlı okurum bildi, Ankara'dan Atıfet Okçuoğlu adlı okurum bildi, Çankırı'dan Ziya Altınel adlı okurum bildi...

     Kimse alınmasın, yerim yetmediği için diğer bilenlerin adlarını sütunumda sıralayamıyorum...

     Bilen o kadar çok ki...

     Hepsini alkışlıyorum...

     ........................

     Üst dudağını kıpırdatmadan alt dudağıyla konuşma becerisine sahip olan AKP'li Naci Bostancı, değerli okurlar...

     Gençliğinde ülkücü geçinen, yaş aldıkça yön değiştiren, müptedi siyasetçi...

     Ne garip değil mi; iktidar partisi, tek dudağıyla konuşuyor diye onu Grup Başkanvekili yaptı ve bu becerisinden (!) yararlanmayı seçti...

     Doğrusu hazret, iktidara da pek yakıştı hani!

 

*

 

Hoş görünüz lütfen

         "ÇOK teşekkür ederim" başlıklı yazımda bir cümleye -nedendir anlayamadım- kaş göz yarar biçimde yer vermişim...

     Demişim ki:

     -Değerli okurlarımdan ve Dr. Cinbiş'e hassasiyetinden dolayı teşekkür ediyor, herkesten bağışlanmayı diliyorum.

     Oysa bu cümle şöyle olmalıydı:

     -Dr. Cinbiş'e hassasiyetinden dolayı teşekkür ediyor, değerli okurlarımdan da bağışlanmayı diliyorum.

     Bu abuk ifade bana hiç yakışmadı, affınızı dileyerek hoşgörünüze sığınıyorum efendim...

 

*

 

İktidarın beceriksizliği

       GELDİĞİ günü hatırlıyorum.

      Hava alanında DPT, Maliye Bakanlığı ve Merkez Bankası temsilcileri tarafından karşılandı. Son anda DSP heyeti yetişti de Kemal Derviş'i hatırı sayılır bir kalabalık karşılamış oldu...

      O tarihte ülkeyi üçlü koalisyon yönetiyordu; rahmetli Bülent Ecevit,

ekonominin dizginlerini Derviş'e teslim etti...

      Bugünkü iktidar hâlâ onun çizdiği ekonomik yoldan yürüyor...

      Ekonomiyi yüzlerine gözlerine bulaştırmalarına rağmen hepsi, yatıp kalkıp Derviş'e dua ediyor...

      ........................

      Kemal Kurdaş'ı da hatırlayan azalmış olmalı...

      27 Mayıs 1960 darbesi sonrası ekonomiyi düzeltsin diye apar topar Maliye Bakanlığı'na atanmıştı.

      IMF'de çalışıyordu; geldi, kısa sürede mali anlayışta gelişmeler yarattı.  

      Türkiye'de ekonomik, teknolojik ve sosyal kalkınma savaşı verenlerin yaratıcı kaynağı oldu...

      Severiz sevmeyiz ayrı, iki Kemal'in ekonomik hayatımıza katkıları asla yadsınamaz...

      Ekonomide bugün bazı şeyler iyi gitmiyorsa Kemal'lerin yüzünden değil, iktidarın beceriksizliği ve çarpık politikaları yüzünden gitmiyor!  

 

*

 

BİR SÖZ

          GECE, neye gebeyse sabaha onu doğurur...

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları