Patır patır tutukluyorlar!

Arslan TEKİN

Askerler patır patır tutuklanıyor. “İnternet andıcı”  dedikleri mesele son derece ciddî... Hükûmete bağlı bir güç hükûmet aleyhinde nasıl faaliyet gösterir?!
Emir-komuta zincirinin şaşmaz bir şekilde yürüdüğü düzende, emir alan nasıl suçlu olur?
Bir şey bulsalar astsubayından generaline  “Hadi gelin kodese!”  deniyor.
Bu işte bir terslik var.
Adam emekli olmuş, suçlandığı şeyle ilgili hiçbir faaliyeti söz konusu değil... Ama sen muvazzafken  “Şunları yapmışsın”  deniyor. Bu bile suçsuzluğunun bir delilidir aslında. Asker de  “suç sayılan”  şeyleri tek başına yapmıyor... Kendisine yukarıdan, şunu şunu yapın deniyor, o da mecburen yapıyor. Suça ortak olmasın, diyebilirsiniz. Ama onca yıldır yaptığı işin  “meşruluğu”  öğretilmiş, onca yıldır hiç kimse kanun dışı yapılanmalara dur dememiş.
28 Şubat dönemi önümüzde... Açık açık kanun dışı işler yapıldı, kimse çıkıp siz ne yapıyorsunuz? Faaliyetiniz suçtur, diyebildi mi? Harekete geçmesi gereken savcıları, karar verecek hâkimleri bile toplayıp kendilerini alkışlattılar.
Patır patır tutuklamayı anlamıyorum. Yıllardır suç sayılan şeyleri herkes biliyor, delil karartılsaydı, zaten kimse bir şey bulamazdı. Savcılar delil toplamış, iddianame yazmış, hâkimler iddianameyi kabul etmiş... Bundan sonra yapılacak iş, gelin ifadenizi verin, demektir.
Niçin tutukluyorsun? Delil saydığın şeyler elinde. Suçüstü yaparsın, o zaman tutuklarsın. Böyle de olmamış
Yazıktır, günahtır... Bu kadar insan dört duvar arasına gönderilmemeli.
Zincirin başı, karar mercii kimse odur asıl suçlu. Emre uymuş insanlar boşu boşuna yatıyorlar.
İçeri atıldı mı, bir iki ayda netice alınamıyor. Aylardır, yıllardır kalıyorlar.

***


Hükûmet harekete geçmiş...  “Yandaş” bir televizyon kanalı bile bu tutukluluk meselesini deşmeye başladı; Konya ve Erzurum baro başkanlarını konuşturdular. Bir tersliğin olduğunu yandaşlar bile görmeye başladıklarına göre, çareyi hükûmet zaman geçirmeden bulmalıdır.
İnsan hayatı öyle ucuz değil... Bir gün fazla yatırılan insan için vicdanlar sızlamalıdır.
Türkiye’de tutuklamanın cezaya dönüştürüldüğünü, asker tutuklularla ilgili Genelkurmay’ın açıklamasını da tenkit eden Konya Barosu Başkanı Fevzi Kayacan söylüyor. “Uzun tutukluluk süreleri ceza yargılamasının özüne aykırı” diyen Başkan, cezaevlerinde yatanların yüzde 60’ının tutuklu olduğunu belirtiyor. Dünyada bu oranda hiçbir ülkede tutuklu bulunmuyormuş. Diktatörlüklerin, bu hesabın dışında olduğunu söylemeye gerek yok herhâlde.
Türkiye diktatörlük mü, tuttuğunu atıyorsunuz içeriye!
Önümüzde askerler olduğu için askerlerden örnek verdim ama bu tutuklama askerlere özel bir durum değildir. Savcılar da, hâkimler de bundan son derece rahatsızdır. Kimse kimsenin hürriyetini elinden almamalıdır.
Bir kanun meselesi olduğu açık...
“Adalet” in yeni düzeni için Ak Parti vebal altında... Günahtan sakındıklarını her fırsatta söyleyen hükûmet çareyi bulmalıdır.
Şu mübarek Ramazan günü, elinizi vicdanınıza koyun... Bu satırların yazarı,  “vesayet” e dair, darbelere dair, hakların gaspına dair en çok kalem oynatan gazetecilerden biridir... Ben de bunları yazıyorsam, siz düşünün gerisini! Tutuklamalar intikama dönüştürülmemelidir.


Bülent Arınç niye çok konuşuyor?

Bülent Arınç çok konuşuyor, gereksiz konuşuyor. Devlet adamı ciddiyetinden uzak. Üstelik ağzı laf yapıyor diye Cemil Çiçek’ten sonra hükûmet sözcülüğü ona verildi.
Konuşurken, alınmasın ama, ne söyleyeceğine değil, nasıl bir “lafazanlık”  yapacağına dikkat kesiliyor insanlar.
Biraz zaman geçsin, Cemil Çiçek aranacak. Cemil Çiçek gerektiği kadar konuşurdu.
Bülent Arınç her gün basın-yayın organlarında... Başbakan bile onun kadar basın-yayın organlarında yer almıyor. B. Arınç bunun sebebini kendi kendisine sorsun. Zeki insandır, cevabını hemen bulur! 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş