Patlamaları kim yaptırdı?

A+A-
Ahmet GÜRSOY

"İstanbul'daki patlamayı hangi örgüt yaptı" sorusuyla hiç ilgilenmiyorum. Çünkü.. Kim yaparsa yapsın; asıl olan "kim yaptırdı" sorusudur. Önemli olan katilin kimliği değil, katilin sahibidir. Dolayısı ile bizi kim vuruyor? Çocuklarımızı kim tuzak kurup şehit ediyor? Ve neden bunu yapıyor?

Soru budur.

Bu sorunun net cevabını Doğu Perinçek dünkü yazısında vermiş: "Türkiye, bugün vatan bütünlüğü için savaşıyor ve Atlantik sisteminin merkezindeki devletle karşı karşıya gelmiştir."

İşte adres burasıdır.

Neden?

Çünkü Türkiye ile savaşıyor.

Ve maalesef bu savaşı ülkemiz adına yürütenler, millî birlik politikaları yerine çatışma üzerinden kendi halkını böle böle ülkeyi yönetiyor. Bunun da ötesinde ne konuştuğunu çoğu kere hesap etmeden, ağzının ne söylediğini ve bir adım sonrasında bu konuşmasının ülkesine neye mal olacağını hesap etmeden konuşuyor..

Öyle konuştuğu için de başımızda bombalar patlıyor..

Dolar çıkıyor..

Suriye'de kim vurduya gidiyoruz..

Hiç endişeniz olmasın.. Okuduğum dinlediğim aklı başında yazar ve konuşanların çoğunun kanaati şudur: İstanbul'daki patlamanın sebebi, "millî paraya geçeceğiz" açıklamasıyla Şanghay Örgütü'ne gireriz açıklamalarıdır.

Neden?

Çünkü dünyanın ekonomik düzenini kuran ABD'deki birkaç spekülatör, kurdukları düzene çomak sokulacağını düşünüyor. Bunun bedeli olarak da Türkiye'de operasyonlar yapılıyor.

Belki bazı okuyucularım şaşıracak ama bu konuda Perinçek'le aynı şeyi düşünüyoruz. Bakın ne diyor: "Ekonomide ciddî tehditlerin üstesinden gelmek durumundayız. Sistem değişikliğinin eşiğindeyiz. Dolarla ilgili kararlar, millî paralarla ticaret, ithal ikamesine yönelik önlemler, iç pazarın genişletilmesi vb., Türkiye'nin önündeki koşulları anlamamıza yetiyor.

                Türkiye, İstiklâl Savaşından sonra en zorlu koşulların içindedir. "İkinci İstiklâl Savaşı" isimlendirmesi, günün gerçeğini yansıtmaktadır. Hem güvenlikte, hem de ekonomide devletçe ve milletçe Vatan Savaşı var."

Bu tespitler sadece Sayın Perinçek tarafından yapılmıyor. Millî düşünen pek çok akıl sahibi de benzer görüşler ileri sürüyor.

Ve durum bu kadar vahim..

Peki, böylesine kritik süreçte iktidar sahipleri ve millî olduğunu iddia eden muhalefet el ele vermiş ne yapıyor?

İkisi birden neyin peşindeler?

Adına Cumhurbaşkanlığı dedikleri başkanlık sistemine geçiş ile ilgili totaliterleşme çabalarının peşindeler.

Hâlbuki zaman millî birlik ve bütünlük zamanı. Gelişmeler, göstergeler bize "millî birliği ve bütünlüğü sağlayın" diyor. Lakin iktidar sahipleriyle ona yamanan kimi milliyetçiler, rejim derdine düşmüş durumdalar.

Gazete basarak, cam çerçeve kırarak, millî sesleri kısarak, iterek ve kakarak hepimize adil düzen getirecekler... Yöntemlerine bak, tahammül sınırlarını gör, neyi getirip neleri götüreceklerini anlarsın...

Totaliter rejim... Getirecekleri bu.

Götürecekleri ise özgürlüklerimizin yanında ülkemizin dirliği ve düzenidir.

Türkiye'yi 14 yıldır yöneten tek parti iktidarı, sanki yıllardır koalisyonlarla yönetiliyormuşuz gibi şikâyet üstüne şikâyet üretiyor. Yetmiyor, sanayisi, ekonomisi dayanıksız, silah üretemeyen bir ülke adına etrafa meydan okuyor...

Sen 14 yılda hepimizi borca sokmuşsun. Dünyaya 600 milyar borç yapmışsın. Nefesin dolar kokuyor.. 14 yıldır millîlik adına ciddi tek bir adım atmamışsın. Şimdi tutmuş asıl yapman gerekenlerin birini bile yapmadan her zaman olduğu gibi yine zamansız ve desteksiz yapamayacağın şeyleri söyleyip ülkeyi zora sokuyorsun..

Hayret ki ne hayret..

  • Yorumlar 8
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları