Patronlar katı el değiştirdi

A+A-
Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

İhale kapabilmekti, uçağa seçilebilmekti, sırtını sıvazlatabilmekti, vergi cezasını sildirebilmekti derken, yaptıkları işin “asıl müşterisinin” halk olduğunu hanidir unutmuştu medya patronları. Ekranları  “Başbakan ve avanesine özel gösterim” yapmaya başlamıştı.
Bir tek onların sevdikleri, bir tek onların görmek-duymak istedikleri, bir tek onların güldükleri... Sadece haber bültenleri, güya tartışma adı altındaki iktidar politikalarını olumlama programları değil, filmler, diziler bile  “ayara” tabiydi. Az mı senaryolar değiştirildi! Yarışmalardan çıkan “birinci”ler bile AKP’nin gönlüne göreydi!
Anadan üryan sanat filmleriyle meşhur “hanımefendi”ler, iki “Menderes’i asan şerefsiz darbeciler”  konseptli dizide oynayıp  “akilliğe” terfi etti; varın siz hesaplayın “mecburi dönüşüm”ün gerisini!
Düne kadar bu ülkede televizyonlar sağdan sola 10, soldan sağa 10  “her şeyi bilen” e emanetti. Her biri iktidarın hınk deyicisi. Hangi kanalı açsanız, karşınızda, yazdıklarının kayıtsız şartsız Başbakan’ın görüşünü yansıttığına inandıkları Yalçın Akdoğan’ın yazılarını hatmetmiş, ezberlerini  “yüksek fikir”  diye pazarlayan tipler.
Yıllarca bu milletle dalga geçtiler;
Bebekleri açlıktan ölen insanlara refah, evladı katledilen annelere barış, kalemi kırılan gazetecilere demokrasi, suçunu bilmeden zindanlarda sürünen insanlara hukuk masalları anlattılar.
Derken birşey oldu.
İstanbul’un göbeğinde, Taksim’de yükselen televizyon binalarında oturanlar, İstanbul’un göbeğinde, Taksim’de günler boyu, milyonlarca insan sirkülasyonuyla devam eden bir toplumsal hareketi de görememeyi becerince;
Biber gazının sızdığı stüdyolarda ahkam kesenler, aksıra tıksıra ama hiçbir şey yokmuş gibi  “bahar alerjisi” yaşıyor tonunda konuşmayı sürdürünce;
Yok saymakta, kaale almamakta, umursamamakta ısrar edince halkı;
Halk kendi kendini umursattı!
Biri çıktı büyüklere masallar okuyan muhabirin elindeki mikrofonu aldı ama stüdyoda şaşkın gözlerle olup biteni izleyen spikere  “Hey sen” dedi,  “Daha ne kadar görmezden geleceksin beni. Buradayım. Kapına dayandım.”
Mecaz değil, hakikaten de yüzlerce insan NTV’nin kapısındaydı o an.
Ve  “Şu anda protesto ediliyoruz sayın seyirciler”  anonsuyla yırtıldı perde.
Bir başka grup, Başbakan’ın önünde  “secde bile etmeye hazır” olan Fatih Altaylı’nın yayın yaptığı Habertürk’ün önünde toplandı.
Bir başka grup atv’nin önüne oturdu, seslerini duyurana kadar kalkmadı.
İstanbul yangın yerine dönmüşken belgesel yayınlayan CNN Türk’e yeni ad taktılar; Penguen TV!
İzleyici Kanal D’yle kafa kırmaya başladı:
“Alo, orası Kanal D mi? Taksim’de olan halk isyanını haber vermek için aramıştım. Haber alamadığınızı düşündüm de...”
Tek kelime ile özetlemek gerekirse  “ana akım” olarak tanımlanan televizyon kanalları ve gazeteler tümüyle  “itibarsızlaşmıştı”.
Hiç alışık olmadığımız şekilde, o televizyonlarda program yapanlar, o gazetelerde yazanlar “bu utanca ortak olamam, hadi bana eyvallah” demeye başladı; köşeler, programlar kepenk kapattı!
Kapatmasa ne olacaktı, “müşteri”;
“Almıyorum seni”  diyordu ilk defa;
“Okumuyorum, izlemiyorum...”
Yazar kasa parçalayanı görmüştük de ilk defa vatandaş balkonundan aşağı televizyon fırlattı; “bana böyle medya lazım değil” haykırışıyla.
Velhasıl;
Oldu sonunda.
Halk dünyanın Tayyip Erdoğan’a da kalmayacağını kanıtlayınca, iktidarı sallayınca, “güle güle sana” şarkısı çalınmaya başlayınca algıda, toplumla birlikte, toplum sayesinde medyanın da korku perdesi yırtıldı.
NTV CEO’su özür diledi, CNN Türk en iddialı programlarını Taksim’e taşıdı.
“Musallat” zannettikleri iktidardan kurtulabilme ihtimali görününce ufukta, medya da nihayet baskı, tehdit gölgesinde söyleyemediklerini, bunca yıldır içinde biriktirdiklerini dökmeye başladı.
Bugünleri milat kılan şunun anlaşılması:
İktidardan büyük millet var!
Bu da medya için kıssadan hisse:
Nasıl milleti millete rağmen yönetemezseniz,
Aynı şekilde milleti millete rağmen yönlendiremezsiniz.
Patronlar katı el değiştirdi;
Halk oturuyor artık siyasi iktidarın yerinde!

 

Ne çektin be Enver..

 

CNN Türk “Taksim açılımı” yapıp da objektifini meydana çevirdiği günden beri Enver Aysever’in başına gelenler, pişmiş tavuğun başına gelmedi!
Aysever’in Taksim’den bildirdiği ilk gün, tiyatrocu Levent Üzümcü “CNN Türk’ün orucunu bozması hayırlı olsun”  diyerek yaptı açılışı.
İkinci güne ise sinemacı Sermiyan Midyat’ın programın kapanışında gömleğini çıkarması damgasını vurdu. Midyat’ın gömleğinin altından çıkan tişörtte  “Penguen TV” ye dönen CNN  Türk ekranının fotoğrafı vardı.
Aysever mi?
Ööööyle bakakaldı!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları