Pekin Olimpiyatları'ndaki hezimet!

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Olimpiyatlar insanoğlunun fizikle ruhu, estetikle sanatı birleştirdiği olağanüstü yeteneklerin sergilendiği spor yarışmalarıdır. Toplumlar enerjilerini, yaratıcı güçlerini ve zekâlarını insanlığın ortak değerlerine katma imkânlarını olimpiyat türü organizasyonlarla bulurlar. Daha yükseğe, daha estetiğe, daha dayanaklılığa ve daha ataklığa sahip olanlar olimpiyatlarda altın madalyaya ulaşırlar.

Bir anlamda olimpiyatlar ulusların en iyi yetişmişlerinin birbirleriyle denendikleri alanlardır. Bayrağını en yükseğe çekmek için sporcular var güçleriyle mücadele ederler. Bunun için de sporcular bedenlerini, enerjilerini ve zekâlarını çok yüksek kapasiteyle kullanırlar. Aslında başarının yolu da işte bu mevcut yetenek, enerji, fiziki ve zekâyı uygun zamandan ve en iyi biçimde kullanmaktan geçer. Bu, sporculara onların yeteneklerini en yüksek seviyede nasıl kullanacaklarını öğretmekten sorumlu olanlar tarafından verilir.

Türkiye’nin Pekin Olimpiyatları’nda aldığı sonuçların büyük bir başarısızlık olduğunu söylemeye gerek yoktur. Durum ortadadır. Bu sonuçlardan Türkiye’de spor yönetimiyle görevli olanların işlerini iyi yapmadığı sonucu çıkarılabilir.

Yabancıyı Türk yapıp
yabancıyla yarıştırmak!
Aslında Pekin’e giderken büyük iddia ve söylem içinde olanların gerçekte Türk sporunu yönetmedikleri, idare-i maslahat ettikleri biliniyordu. Alınan sonuçlar Türk sporunun ticarileştirmesi, materyalistleştirmesi yoluyla ruhunun nasıl kaybedildiğini göstermektedir.
Olimpiyatlara daha bir ay varken federasyonların madalya için başvurduğu yöntemi bir gazete şöyle vermişti: “Federasyonlar, Pekin’den fazla madalyayla dönmenin formülünü buldu. Başarılı yabancı sporcular ” özel bir proje “yle TC vatandaşı yapılıp ardından olimpiyat kampına alınıyor. Son olarak Çinli 2 masatenisçisi getirildi. Len Zeng ” Cem Zeng “ ve Hou Mei Ling de ” Melek Hu “ adıyla TC vatandaşı yapıldı. Atlet için Etiyopya, yüzmede Ukrayna, masatenisinde Çin’in kapısını çalıyoruz. Gençlik Spor Genel Müdürü Mehmet Atalay “Şampiyon yetişmezse Küba’dan yüksek atlamacı da getirebiliriz” diyor. İşin ilginci; Türk milli takımlarının başarısı için yarışacak 13 devşirme sporcunun çoğu Türkçe konuşamıyor”. Olimpiyatlara katılabilecek 44 oyuncudan 13’ünün yabancı olması üzerine “Ay-Yıldız’ın yüzde 30’u devşirme” diye gazete başlık atmıştı. Olimpiyatların henüz sürdüğü bir aşamada bir gazete “2 Türk kızı 5 bin metre finalinde” diyor. Bunların Elvan Abeylegesse ile Alemitu Bekele Degfa olduğunu da belirtiliyor. Nitekim Elvan Abeylegesse bu yarış sonucunda Türkiye’ye ikinci bir gümüş madalya kazandırmıştır. Bu arada masatenisinde ise milli takım oyuncusu Cin asıllı Türk sporcu Melek Hu 3. tura yükselirken bir başka Çin asıllı Türk sporcu Cem Zeng de 1. turda Sırp rakibine yenilerek eleniyor. Benzer sonuçlar diğer alanlarda da yaşanmıştır.

Bazı köşe yazarları “Vay ata sporum” diyerek serbest güreşte yaşanan hezimeti köşelerine taşımışlardır. Yine gazetelerden bazıları “Sırtımız yerden kalkmadı” diyerek güreşte yaşanan yenilgilere dikkat çekmişlerdir.

Hani Türkçede “Taşıma suyla değirmen dönmez” diye bir söz vardır. Tam da bu durum için söylenmiş gibidir. Ülkenin kaynaklarına dayanmayan bütün teşebbüslerin başarısının sınırlı ve geçici olacağı bilinmelidir. Yabancı devşirerek ne devlet daim kılınabilir ne de spor.
Üretmek yerine ithal etmek ekonomiyi nasıl etkiliyorsa, yetiştirmek yerine yabancı devşirmek de sporu aynı şekilde etkilemektedir. Umudunu yabana ve yabancıya bağlayanların geleceği olmaz.

Pekinden madalyayı değil
hezimeti getiriyorlar!
Federasyonların görevi herhalde astronomik ücretler karşılığında yabancıları Türkiye adına yarışmaya ikna etmek değildir. Federasyonların asıl görevi ülkenin gençlerini sporda yabancılarla yarışacak ve onları aşacak seviyeye getirmektir. Çok özel branşlarda elbette yabancı kaynaklara da başvurulabilir. Ancak işin kolayına kaçmak burada esas olmuştur. Çünkü Türkiye’nin gençleriyle uğraşmak uzun zaman alacak, altyapı gerektirecektir. Bunun yerine nasıl olsa yabancılar var, onları TC vatandaşı yapar ve yarıştırırız anlayışıyla olay götürülmeye çalışılmıştır. Kendi insanını olimpiyatlara hazırlamayı ikincil bir iş olarak gören bir anlayışla Türkiye, olimpiyatlarda alsa alsa hezimeti alırdı. Onlar da hezimete uğrayarak geri döneceklerdir. Takım sporlarında Türkiye zaten yoktu. Olduğu dallarda ise adeta sıfırı çekmiştir. Bu millet bu federasyonlara özerklik vermiş, parayı da vermiş, onlar da madalya alacak yerde hezimet almışlardır. Yazıklar olsun!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları