Pelikanın gagası ve Davutoğlu...

A+A-
Adnan İSLAMOĞULLARI

John Grisham'ın aynı adlı bestseller romanından 1993 yılında sinemaya uyarlanan Pelikan Dosyası isimli film, bir hukuk öğrencisinin suikasta kurban giden iki yüksek mahkeme yargıcının ölümleriyle ilgili şüpheleri topladığı bir dosyanın siyasetin zirvelerinde estirdiği sert rüzgârları anlatan ve romanın çok gerisinde kalan bir film olarak kalmıştı sinemaseverlerin hafızalarında...

Herhalde AKP siyâsetini dizayn edenler filmden etkilenerek Başbakan Davutoğlu ile ilgili gündeme düşen dosyanın adını da 'Pelikan Dosyası' koydular.

'Pelikanın Gagası' olmalıydı bence Davutoğlu ile ilgili dosyanın adı. 

Çünkü pelikanın gagasının ufak bir darbesi bile Ahmet Davutoğlu'nu zaten emâneten yürüttüğü Başbakanlıktan etmeye yetti.

Başbakanlığa "kardeşim" denilerek, omuzu sıvazlanarak 'atanmıştı'. Davutoğlu, seçilmiş gibi gösterilse de atamayla gelen her memur gibi görevden alındı, tek farkı görevden alan ya da ipini çeken veya sandalyesine tekmeyi vuran kendisini "kardeşim" diyerek göreve getiren 'ağabeyi' idi.

'Serok Ahmet' olarak anılacak Türk milliyetçilerince...

Akıllarda kalan fotoğrafı Şivan Perver ile el ele yürüdüğü fotoğrafı olacak...

Kendi gider lâkabı kalır geride deyişince, 'Küçük enişte' lâkabı kalacak ardında...

Hep bir beden büyük ekoseli ceketiyle hatırlayacağız Davutoğlu'nu...

Esad'a çektiği restlerin nasıl kolpaya ve kendisinin nasıl bir Orta Doğu kolpaçinosuna dönüştüğü çıkamayacak akıllardan...

'Stratejik Derinlik' isimli kitabının Orta Doğu'da nasıl bir stratejik çukura gömüldüğü hiç unutulmayacak...

"Komşularla sıfır sorun" diyerek başladığı hariciyede, sınırlarımızda düşman olmadık bir ülke bile bırakmadığı hatta ülkeyi savaşın eşiğine getirdiğini de hep Davutoğlu ile birlikte hatırlayacağız...

Süleyman Şah türbesini apar topar kaçırdığı operasyon sırasında Genelkurmay Başkanlığı'nda üzerindeki kamuflaj yeleğiyle çektirdiği Amerikan özentisi mizansen fotoğraftaki trajikomik hallerini de unutmayacağız...

Davutoğlu'nun belki de hiç unutulmayacak sözlerinden birisi de Türkiye'nin test edilemeyeceğine dair sarf ettiği boş lâkırdılar olacak. Davutoğlu'nun İsrail'in Mavi Marmara gemimize yaptığı baskında, askerî uçağımız düştüğünde, Hatay bombalandığında ve her krizde "Kimse Türkiye'nin gücünü test etmeye kalkmasın, Türkiye'nin gücünü test edemezler" gibi hiçbir karşılık bulmayan ve en ufak bir caydırıcılığı olmayan sözleri de kendisi gibi bir boşluk olarak anılacak...

"Orta Doğu'da bizden habersiz yaprak bile kıpırdamaz" sözleri de bir Davutoğlu klasiğiydi, dikili bir tek ağaç kalmayan Orta Doğu için söylemişti bunu, Orta Doğu'nun haritadaki yerini bilip bilmediği konusunda bile şüpheler uyandıran bir Davutoğlu'ydu...

Milliyet Gazetesi'ne verdiği bir röportajda, "Esad'la karşılıklı oturduk, sekiz saat anlattım Orta Doğu'yu, fakat sonra annesiyle konuşunca değişiyor" sözleri Dışişleri Bakanı olarak Orta Doğu'ya üniversitedeki kürsüsünden baktığını ve hiçbir zaman Dışişleri Bakanı olamayacağını kendisinin tescillediği sözleri de kendisiyle birlikte anılacak Davutoğlu'nun...

Çok şey yazılabilir...

Vodafon Arena'da ıskaladığı futbol topu da hafızalardan kazınacak gibi değil...

Lütufla gelen kahırla gider....

Davutoğlu da 'ağabeyinin' lütfuyla geldi, 'ağabeyinin' kahrıyla bir Pelikan gagası darbesiyle gitti...

Başkanlık sen nelere kâdirsin!..

  • Yorumlar 6
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları