Pembe İncili Kaftan

A+A-
Savaş SÜZAL

Türkiye’de gündem gene goy goy. Demokrat olmayan demokrasiden uzak bir siyaset demokrasi adına diktatörlerden hesap sormaya hazırlanıyor. Siyasi partilerin başındaki genel başkanlar asker diktatörlerden sanki daha mı az diktatör? Sanki ortada doğru işleyen bir adalet sistemi varmış gibi olayı adalete sevk ettiler. 
Bu arada Türkiye onuru ile oynanan inanılmaz ağır bir hakaret gördü. İran lideri Ahmedinecad, Erdoğan ile iki gün görüşmedi ve onları bekletti. Nedense bu tür olayları, hep bu tür Amerikan kulu iktidarlarda görüyoruz. Aynı şekilde Saddam Hüseyin de zamanında Turgut Özal’ı bekletmiş ve kendisi ile görüşmemişti. Turgut Bey ayrıca kendisi ile görüşmemek için dönüş tarihinden bir hafta sonrasına randevu veren yeni seçilmiş ABD Başkanı Bill Clinton’u da beklemiş, bu arada ABD içinde geziler yapmıştı.
Tayyip Bey habire Osmanlıya nağmeler, şiirler diziyor ve Cuma hutbesi gibi nutuk atıyor ama herhalde ona eğitimi sırasında Ömer Seyfettin’in  “Pembe İncili Kaftan”  hikâyesini okutmamışlar. Orada Şah İsmail’in önüne giden Osmanlı Büyükelçisi Muhsin Çelebi onuru için kiraladığı pembe incilerle bezenmiş kaftanını yere serer ve giderken de sarayda başka konuklarınız otursun diye geri almaz.
Osmanlının mirasına sahiplenilirken onun günahını sevabını da sahiplenmek gerekir. Son padişahın vatanı satmasına mazeret olsun diye vatanı kurtarana da çamur atmanın bir anlamı yok. Türk yetkililer, ’yok olmadı öyle bir şey’ demelerine rağmen arkalarından İran yönetiminin yaptığı açıklamalar öyle yenilir yutulur şeyler değil.
İranlılar, perdenin arkasında oynanan oyunları ve başlarına gelecekleri gördüler. Suriye konusundaki tiyatronun da sonunda bu durumu perdelemek olduğunu idrak ettiler. Amerika’dan verilen talimatlarla kimin nasıl hareket ettiğini anladılar veya biliyorlar.
ABD için Türk halkının, demokrasi ile mi yönetildiği, özgür olup olmadığı veya kim tarafından idare edildiği hiçbir zaman önem taşımadı. Örnek mi; bakın bakalım, Arap yarımadasına Suudlu Arap kardeşlerinizin bir krallık istibdadı altında ezilmesine petrol aşkına gıklarını bile çıkarmadılar ve çıkarmayacaklar.
Ama Tayyip Bey’in esip etrafı savurmasına rağmen önemli şeyler oluyor. Mesela İngiltere’nin önemli dergilerinden The Economist, AKP iktidarını kızdıracak yeni bir makale yayımladı ve Türk ekonomisinin çökme tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu ileri sürdü. Ben bu lafları uzun süredir ciddi ekonomi uzmanlarından hep duyuyorum, ama bizim boyalı basında bunları yayınlayabilecek yürek nerede. Tam bir satılmışlık tezgâhı”
İkinci önemli gelişme; AKP’ye taban hazırlayan ve gelir sağlayan Türk toplumu, Avrupa ülkelerinden anavatana dönüyor. Almanya’daki nüfus ve istatistik dairesi, ülkedeki Türk nüfusun azaldığını kaydetti. Hem de Başbakanlarının üçer çocuk tavsiyesine rağmen.
Tayyip Bey gibi Arap kardeşlerinin güçlü Müslüman lideri gördüğünüz gibi Avrupa ülkelerine gidemiyor. Bu arada Tayyip Bey kafasındaki liderler yüzünden de Avrupa’da Hıristiyan âleminde yaşayan Türk vatandaşlarına, daha doğrusu tüm Müslümanlara karşı bir tepki var. Topraklarındaki Müslümanları ülkelerine göndermeyi amaçlayan yasalar çıkarıyorlar.
Bu ekonomik krizden kimin nasıl çıkacağını yakında göreceğiz. Tarikatlar da gördüğüm kadarı ile krizden etkileniyor. Sucuk imalathaneleri, mermer atölyeleri hep zararda. Yani gelirlerde daralma var. Bence iktidar ve Türkiye pastasından daha büyük pay istemenin de altında bu neden yatıyor. Yoksa kardeş kardeş geçinip gidecekler. Nasıl olsa düşman bir; Mustafa Kemal Atatürk ve devrimleri.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları