Perdenin aralığından...

A+A-
Altemur KILIÇ

Yazılarıma artık son vereceğimi belirttiğim yazım üzerine sevgili kadirşinas okuyucularımdan ve bazı sevgili meslektaşlarımdan aldığım tarizkâr ve hatta kızgın tepkilerin mahcubiyeti altında ezilmekteyim...
Doğrudur; altmış küsur yıllık yazarlık hayatımda bu kadar iz bıraktığımı bilmiyordum. Bana bunu ifade edenlere candan teşekkür ederim. Şu sırada vatan çok mahzun ama ben umutluyum.
Bir yazar için şu ortamı ve memleketin hallerini yazamamak çok acı ama inanın mecalim ve gözlerimde kuvvet kalmadı. Ama yine de tüm kuvvetimi toplayarak, gazetem Yeniçağ yöneticilerinin de hoşgörüsüne sığınarak perdeyi aralayarak hiç değilse Pazar günleri sizlerle beraber olmaya çalışacağım. Tabii ömrüm elverdiği sürece. Bu Pazar yazılarımda, günün ahvaline uygun fıkralar, çocukluğumdan hatıralar anlatmaya, kâh günlük olaylardan, kâh eskilerden bahsetmeye çalışacağım. Daha önce de belirttiğim gibi veda yazımın ucu açıktı...

 

***

 


Bugün hasbelkader iktidarda olan Başbakan Erdoğan’ın, mesela bir alışveriş merkezinin açılışındaki konuşmasını fırsat bilerek, hiç de hayati olmayan Brunei turistik gezisini bahane ederek bu 10 Kasım’da Ankara’da Anıtkabir’de bulunmamasının anlamı ne olabilirdi... Özellikle bu günlerde T.C Başbakanı’nın bu 10 Kasım’da iki eli kanda da olsa orada olması gerekirdi.
Ama geçmişte Ata’nın huzurunda “sap gibi” durmaktan şikayet eden Erdoğan, bu defa bir riya komedisine son vermiş oldu. Yazın hesap hanesine...

 

***

 


Bu arada BDP Genel Başkanı Demirtaş da her fırsatı değerlendirmesini biliyor. Erdoğan’ın başlattığı idamı geri getirme tartışmalarına fırsattan bilistifade iğneyi Erdoğan’a dokundurarak katıldı. Demirtaş açlık grevi yapanları ziyaret için gittiği Mardin’de Kenan Evren’den Kürtlerin katili olarak bahsettikten sonra “Evren’in posterleri okullara asılıyorsa biz de Kürtlerin kahramanı Öcalan’ın heykelini dikeriz” diyerek bir nevi siz de onun karşısında selam durursunuz demeye getirdi. Buyurun işte geldiğimiz, getirildiğimiz nokta. Yoruma açık.

 

***

 


Yazımızı iki Temel fıkrasıyla bitirelim;
Temel’i idam edilmek üzere darağacına çıkarırlar ve bir dileği olup olmadığını sorarlar...
Temel de büyük bir sukunetle cevap verir:
 “Ha bu da bana bi ders olsun!..”
....
Temel idama mahkûm olmuş. Mutad üzere son arzusu sorulur, Temel de doya doya mantar yemek istediğini söyler. Bu da nereden çıktı
derler.
Temel’in cevabı:
“Zehirlidir diye yıllarca yedirmediler. Şimdi ağız tadıyla rahat rahat bir mantar ziyafeti çekeceğim...”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları