Peri'nin hayatını çaldılar

Arslan TEKİN

Başımız dönüyor, haberleri takip edemiyoruz. Ölüm... Her yerde ölüm...

Kısa aralıklarla, Ankara üçüncü defa patlatıldı. En kalabalık yer seçilmiş: Kızılay. Ankara'nın kavşak noktası. Herkesin toplanıp dağıldığı yer. Asıl verilmek istenen mesaj: Yine size meydan okuyoruz. TBMM'nin hemen altında, bakanlıkların önünde, kalbinizde sizi vuruyoruz...

Kimin vurduğu belli...

Teröristler sadece ellerine silâh alanlar değillerdir. Fezlekeler TBMM'ye gelecekmiş, komisyona girecekmiş, komisyon alt komisyona gönderecekmiş, sonra daha nereleri dolaşırsa, sonunda, belki TBMM Genel Kuruluna gelir oylanırmış. Dokunulmazlıkları kaldırılan milletvekilleri, 1994'teki gibi, yaka paça TBMM'den çıkarılır, ya dünya âleme rezil olursak!

Ne rezilliği kardeşim!

Prosedür neyse onu uygulayacaksın... Savcı dokunulmazlık kaldırırsa hemen tutun getirin diyorsa, senin yapacağın bir şey var mı, derdest edip atacaksın polis otosuna götüreceksin Emniyet'e...

Polis, kararı uygulamak zorunda... TBMM'ye hendek kazmaya, duvar örmeye kalkarlarsa, polis kanunların kendisine tanıdığı salahiyeti kullanır ve nasıl yakalaması gerekiyorsa öyle yakalar.

Milletin yüreği yanıyor. Fezleke oylaması bir an önce yapılmalıdır!

PKK, bildiğinizden, gördüğünüzden çok daha tesirli. Basın yayın organlarında ayrık otu gibi bitmişler. Her yeri sarmışlar. CHP bile PKK'nın bekleme odası gibi. PKK'ya meyleden CHP'de toplanıyor artık; ısınma turunu burada tamamladıktan sonra öbür tarafa rahat geçiyor!

Bir gazete, patlamada hayatını yitiren Peri'yi yazmış. Hepsinin bir hikâyesi var. Bu hikâyeleri okuyup gözlerinden yaş süzülmeyen var mı? diyeceğim ama var...

Yıldız Namdar hemşire... Hiç duydunuz mu bu ismi... 1999'da manşetlerdeydi. Astsubay eşini PKK'lılar katletmişti. 1999'da, İmralı'da A. Öcalan muhakeme edilirken, o da çıktı, şikâyetçi oldu... Ama öyle bir konuşma yaptı ki salonda, mahkeme başkanı Mehmet Turgut Okyay da dâhil herkes gözyaşı döküyordu. Arkama baktım, 68'li dedikleri eski solcu liderle evli bir hanım gazeteci -ismini yazmayayım şimdi- hüngür hüngür ağlıyordu. Daha gerilere baktım, elçilik temsilcileri ve A. Öcalan'ın akrabaları sıra sıra dizili... Put gibi, hissiz, kıpırdamadan duruyorlardı. Acı ve öfke içimi yaladı geçti o sıra.

Gazetede, "Büyük hayali iyi bir üniversiteye girmek olan 10. sınıf öğrencisi Destina Peri Parlak, annesiyle yaşama tutunmaya çalışıyordu. Ankara'daki terör saldırısı, Peri ile hayatı paylaşan annesinin de yarınlarını kararttı." yazıyor. Meğer 16 yaşındaki yavrumuz daha annesinin karnındayken babasını yitirmiş. Anne-kız hayata tutunma savaşı vermişler.

Nice insanlarımız manasız, sonuçsuz saldırılara kurban gittiler.

Başından beri yazdım... Herkes safını seçmeli, bir şuna bir buna oynamamalıdır.

AKP Hükûmeti ve AKP Hükûmeti'nin üstündeki Saray Hükûmeti! Allah rızası için politik hesapların dışına çıkın! Terörle mücadeleyi partiler üstü tutun. Bırakın anayasayı, babayasayı, reisyasayı, şu bu tartışmaları... Yangın, eşikte ve odalara sirayet etmek üzere... Eğer odalara sirayet ederse, ne siz, ne biz, ne sizin reisliğiniz, anayasanız kalır.

Allah için kendinizi değil halkı düşünün.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş