Peşmerge Mehmetçiğe karşı

Altemur KILIÇ

Talihin, tarihin cilvesine, koca Türkiye Cumhuriyeti’nin kaderine bakın. Bir zamanlar PKK ile mücadelede, TSK’ya taşeronluk etmiş, peşmergelerinin postallarını verdiğimiz Molla Mustafa’nın oğlu, Barzanilerin şimdiki “şıhı”, Mesut Barzani, Türkiye’de, kırmızı halılar üzerinde, “Kürdistan Başkanı” olarak, kabul ediliyor... Bu hükümetin Başbakan Yardımcısı, Sözcüsü, Cemil Çiçek, daha az önce, Barzaniler hakkında en doğru teşhiste bulunmuştu: “postal yalayıcılar”! Ama bu adam, “ağa” Mesut, şimdi Cumhurbaşkanının konuğu ve karşısında baş köleye, oturuyor, “ahkâm” kesiyor... Ve, TC Devletinin Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Barzani’ye “Mesut Ağabeyim” diye hitap ediyor! Ne uğruna?  DTP’li Emine Ayna kadının, “bitti bitti” dediği “açılım” uğruna!

Peşmerge ve Mehmetçik
Molla Mustafa Barzani’nin evladı, Dışişleri Bakanımız Davutoğlu’nun  “ağabeyi”, Mesut Barzani, rahat koltuğundan, TSK’ya dil uzatıyor.
Demiş ki: “Türkiye’nin güvenliği bizim  güvenliğimize bağlı, ama tecrübelerimiz  askeri yöntemlerin bir çözüm olmadığını gösterir”. Önerisi tabii  “Barışçı çözüm” yani açılım... Başbakanla aynı kanaatte!
Barzani de, “genel af” yani, PKK’lıların, hatta APO’nun affını ister... Amma “zamanında olması” şartıyla’... Ve şu küstahlığına bakın:  “Evet, bizim 100 bin peşmerge var ama Türk ordusunun milyona yakın askeri var. Türk ordusu başa çıkamıyorsa biz ne yapalım? Bu işler savaşla çözülmüyor. Karşımızda düzenli bir ordu yok, gerilla var.”
Yani, ona göre TSK ile peşmerge aynı anlamda... Türk Ordusu PKK ile başa çıkar  ama, Kandil senin Kürdistan  topraklarında, icazet yok!... Hem “bağımsız  Kürdistan” diyeceksin ama kendi topraklarında egemen değilsin. Aslında Kandil’i kontrol etmek zor değil;  Barzani’nin gönlü ve  iradesi yok! Fakat, bir şeyi düşümesi lazım: Başımıza PKK yerine “Büyük Kürdistan” bela olursa, o zaman da TSK herhalde bu devletin başına iner, peşmergelerini darma dağın eder!
AKP Hükümetine ve Başbakana göre “açılım”, meğer bitmemiş hatta artık “Kürdistan açılımı” olarak o sahada devam ediyor. Evet; siz şu kaderimize bakın: içerde ve dışarda adamlar sonunda bizi istedikleri yere -artık adıyla sanıyla, “Büyük Kürdistan’a” getirdiler...
TBMM’de, PKK vekilleri olarak “görev yapan” DTP milletvekilleri  de, “Kürdistan” diyorlar.. Neden demesinler.  Devlet de kabul ettikten sonra!
Şimdi “farzı” artık muhal, imkansız değil; Kuzey Irak’a “Kürdıstan” denmesi TC Hükümetı tarafından resmen kabul edildikten sonra, Okay Gönensin’in dediği gibi: “Ya Türkiye Kürtleri, dünyadan destek alarak kendi yaşadıkları bölgede “plebisit” yoluyla Güney’deki Kürdistan’a katılmak isterlerse...” Bu artık  “mesela” ve ihtimal olmaktan çıktı; AB, BM, ABD himayesı ve  gözetimi altında, gününde yapılacak bir plebisitte EVET diyenler çok olacaktır... O zaman- “ee n’apalım, halk  öyle istedi” diye, Türkiye’nin Ralph Peters haritasına göre bölünmesine  razı mı olacağız... Musul’u da plebisitle kaybetmiştik! Bu vatan  “plebisitlerle” kurulmadı. Türkiye bağımsızlığa, demokrasiyle kavuşmadı... Ama, ne yazık ki, bunların hepsi, sözde demokrasiyle iktidara gelenler tarafından feda edilmek üzere!
Aydınlarımız hep başklarının haklarını, çıkarlarını korurken “Türkün haklarını ve çıkarlarını” korumak şöyle dursun ağızlarına almıyorlar... Barzani, “ziyaretinde” DTP’lilerle de bir araya geldi.. Aralarında görüş farkları varmış.. Evet taktik yöntem farkları vardır da strateji ve amaç hedef farkı yok. Hepsinin ortak tek hedefi  “Büyük Kürdistan” !.. Yönetcilerimiz uyuyorlar mı?  
Hayır gözleri açık: “Barışçı çözümü”  gözetiyorlar!  İnsanlarda hafıza kaybına  “alzheimer” sendromu denir. Bir devletin başkanları bu hallerle düçar olurlarsa, buna ne denir? Ben söylemeyeyim; siz söyleyin!

Barzanilerin geçmişi
Başımızdakiler, profesör,  “sıfırcı hoca”  ve şimdi hasbel kader Dışişleri Bakanı  sayın Davutoğlu Barzanilerin ,  Barzan kabilesinin geçmişini bilirler mi? Önceki yazımda belirtmiştim, bunlar her kalıba giren ve bukalemun gibi her ortama göre renk değiştiren bir sürüdür!  Gelecek Pazar-lık yazımda, inşallah bu aşiretin öyküsünü yazacağım ama özetleyeyim şimdi:  
Barzaniler, Mesut’un babası Molla Mustafa Barzani 1950’li yıllarda kariyerine Sovyet KDP’sine hizmetle başladı.. Mossad’la uzlaştı sonra da ABD’ye hizmet etti ve etmekte. Ben, 1957’de Amerika’da yayınlanan “Türkiye ve Dünya”  adlı kitabımda, naçizane, “Sovyetlerin kışkırttığı Kürt hareketi, gelecekte Türkiye için büyük sorun olacak” diye yazmışım... Kâhin filan değilim. Ama bir yerde yanılmışım; “KGB’nin desteği ile değil; CIA’nın desteği!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş