Pişkinlik yasası!

Özcan YENİÇERİ

Terörün felsefesinden habersiz olanlar ya da teröristlerin adanmışlığını bilmeyenler fırsat yaratarak dönüşüm sağlanacağını düşünmekteler. Başını bir davaya adayanlar -bu dava ister şeytani isterse rahmani olsun fark etmez- “kesin inançlı” dırlar. Onları yumuşak yatak, rahat hayat ve konforlu gelecek ikna etmez. Kimliğini terörist olarak belirlemiş kişiler; kendisi olmaktan vazgeçerek ölümsüz bir şeyin parçası olduğuna iman etmiş olurlar. Onlar yalnızca ölmek ve öldürmekte özgürdürler. Onların pişman olmaya, silah bırakmaya ya da eve dönmeye hakları yoktur. Zaten onlar öyle bir özlem de duymazlar!
Teröre bulaşmamış terörist taslaklarına “eve dönün” çağrısı yapanlar ya politik bir çıkar peşindedir ya da terörizmin ne olduğundan habersizdir. Bu bağlamda Başbakanın af teklifini teröristlere normalleşmek için yeni bir fırsat olarak görmek, doğru bir yaklaşım olmaz. Dağda “teslim olun” çağrısı ne işe yarıyorsa; uçaklardan “eve dönün” çağrısı da aynı sonucu yaratacaktır.
İktidar yandaşı basın/yayın ve kalemlerin “dağdan inişi sağlayacak düzenleme” dedikleri şey daha önce defalarca denendi. “Eve dönüş” diyerek çıkarılmış olan af yasalarının  “dağa dönüş” lere hizmet ettiği herkesçe bilinmektedir. İktidar yandaşları “Şiddet yanlısı politikalar yüzünden Güneydoğu meselesinin  içinden çıkılamaz bir hal aldığını” yazarak hükümeti teröristlere af çıkartması için yüreklendirmektedir. Teröristleri kalemleriyle destekleyenler, şiddetin hem objesinin hem de sujesinin bizzat teröristler olduğunu görmezlikten geliyorlar. Onca Mehmetçikle vatan evladını şehit eden, mayın döşeyen, pusu kuran, sabotaj yapan, çatışmaya girenler sanki biliniyormuş da bunları yapmayanlar için af yasası çıkartmaktan söz ediliyor. Diğer yandan terör örgütü tam anlamıyla bir Stalinist organizasyondur. Orada herkes başa bağlı, baş ise baştan bağlıdır. Örgütün elebaşları affedilmediği sürece örgüt üyelerinin kaçarak “eve” dönmek üzere yasalara sığınmalarını kimse beklememelidir. Terörle ilgili gerçekler ortadayken Başbakan Erdoğan’ın yeni bir şey icat ediyormuş gibi sekizinci “eve dönüş” yasasına start vermesi düşündürücüdür. Asıl önemli olan Başbakanı böyle bir karar almaya yöneten faktörlerin ne olduğunu anlamaktır.  Konu bölgedeki aktörlerin son zamanlarda takındıkları tutumlarla yakından ilişkilidir: Bir defa ABD’nin her anlamda kullandığı hem Barzani hem PKK örgütünü korumak gibi bir görevi vardır. PJAK, İran’a karşı ABD’nin en önemli kozlarından birisidir. ABD’nin bölgedeki hedeflerini gerçekleştirebilmesi Türkiye’nin Anadolu’da bloke edilmesine bağlıdır. PKK’nın potansiyel varlığı bu konuda önemli bir işlev görmektedir. Diğer yandan Barzani ve Talabani’nin Türkiye’ye karşı hangi suçu işlerse işlesin herhangi bir “Kürt Kedisini” dahi Türkiye’ye teslim etmeyecekleri yolundaki açıklamaları, AKP iktidarının kerhen aldırdığı sınır ötesi operasyon kararında tereddüt yaşamasına neden olmuştur. Ayrıca yaklaşan mahalli seçimler, AKP’yi düşündüren önemli bir diğer faktör. Bütün bu olgular iktidarı bir orta yol arama durumunda bırakmıştır. Bölgede yaşanan süreç, PKK’nın tasfiye edilmesine ya da yok edilmesine izin verecek düzeyde değildir. Bu bakımdan PKK’nın dönüştürülmesinin AB, ABD ve Barzani yönünden en makul çözüm yolu olarak görüldüğü anlaşılmaktadır.
Başbakan’ın “eve dönüş”, “ana baba yanına geliş” adı altında teröristler için çıkarmayı düşündüğü af ABD ve Barzani’yle yapılan temasların somut sonuçlarıdır. Teröristlerin  “ne pişmanlığı kardeşim”  söylemini dikkate alarak da çıkarılması düşünülen yasaya  “pişmanlık” değil  “eve dönüş yasası”  adı verilecektir. Hem de bu, büyük bir medya desteğiyle ve büyük bir pişkinlik içinde yapılacaktır. Bu af büyük bir pişkinlik gerektirir. Çıkacak yasa da zaten  “Pişkinlik Yasası”  olacaktır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş