PKK dümeniyle devleti milleti soyuyorlar!..

A+A-
Behiç KILIÇ

Bilgi bir ihbar mektubu ile geldi!.Yazanın adı ve adresi bende.. e-posta’da kullandığı imza ilginç “diyarbekir-amed” tanımlarını seçmiş.. Bu tanımlar siyasi tercihini ve cephesini işaret ediyor..
Ama verdiği bilgiler hem devlete hem de bölge insanına yani Kürt vatandaşlara karşı yürütülen bir ahlaksız soygun çeteciliği ile ilgili..
Anlattığı soygunculuğun organizasyonunun başında PKK’nın varlığı seziliyor.. Yani, PKK’nın yandaşı avukatlar, vatandaşı kullanarak devleti soyuyorlar.. Paranın önemli bir bölümü PKK’ya gitse de avukatların da önemli pay aldıkları ihbardan anlaşılıyor...
İhbar mektubu şöyle..
“Benim söylemek istediğim konu, özellikle bu tazminatlar olmak üzere, hükümetin Güneydoğu ve Doğu’da halka dağıtılan paralarla ilgili avukatların halkı nasıl soyduğuyla ilgili.
Halka terörden mağduriyet adı altında tazminatlar verildi. Bu tazminatların toplam miktarını bilmiyorum ama milyon TL’lerle ifade edilebilecek bir miktardır. Bu tazminatlarla amaçlanan terörden mağdur edilen ailelere kayıplarından dolayı yardımda bulunmak ve bu yardımlarla kısmen bunların normale dönmesine katkıda bulunmaktı. Beklenen etkisi olmadı.. Çünkü bu tazminatlar gerekli sahiplerine ulaşmadı. Bu tazminatı almak için avukat tutmak zorundalardı. Ve diğer bir taraftan bu avukatlar ya insan hakları derneklerinde çalışıyorlardı, ya oy verdikleri partilerde çalışıyorlardı... (BDP mi?!) Bunu bilen avukatlar da bu dernek ve kuruluşlara katılmaya başlamışlardı. Hatta gerekirse Abdullah Öcalan’ın avukatı olmaya razıydılar. Öyle ki Doğu ve Güneydoğu’dan bile olmayan bir sürü avukat gelip Doğu’ya ve Güneydoğu’ya yerleşmeye başladı. İnanılmaz para kazanılıyor. Öyle ki bir sene içinde köşeyi dönmeyen yok. Bir sene içinde evler, arabalar ve yüz binlerce lira nasıl kazanılabilirdi ki başka. Adeta para basıyorlardı ve hâlâ para basılıyor. Bazen aldıkları tazminatın %10’nu halka veriyorlar, bazen hiç vermiyorlar. Hatta bazen adına tazminat aldıkları kişilerin haberi bile yok bu paradan. Adına tazminat aldıkları kişiler itiraz edince korkutuyorlar, hakaret ediyorlar, çok konuşursa elindekinden de olacağı gibi tehditlerle pes dedirtiyorlardı. Halk korkuyor. Çünkü bunlar avukattı. Derneklere üyeydiler, partilere üyeydiler, Öcalan’ın avukatıydılar. Kimsenin haberi yok muydu bunlardan? Yani o kadar parayı bilen yok mu? Hükümet bilmez miydi? Emniyet bilmez miydi? Siyasi partiler, dernekler bilmiyorlar mıydı? Abdullah Öcalan biliyor muydu acaba? Evet başkası yapsa bu kadar zoruna gitmez bu halkın. Ses de çıkartamıyorlardı. Çünkü çıkartsalar hain ilan edilecekler belki de daha kötüsü. Ölenler onlardı ama kandırılan, soyulan yine onlardı...
Nitekim olaylar var!..
Hakkını isteyen bir kişinin avukatı tarafından boğazı sıkılmış, birisine silah çekilmiş, birisinin yüzüne tükürülmüş. 60 bin alması gerekirken 10 bin verilmiş, 30 bin alması gerekene 6 verilmiş. Masrafımız çok amca, buna da şükret demişler. Daha bir kaç sene önce hiç bir şeyi olmayan bu avukatların arabaları, gayrimenkulleri, hesaplarında milyon TL’yi geçen paralar. Peki sadece terör tazminatları mı? Hayır. Devlet tarafından ne teşvik verilirse verilsin, hangi bahaneden dolayı yardım etmeye karar verilirse verilsin, eğer avukatsız yapılamıyorsa paraya hep bunlar konuyordu. Hepsi akbaba gibi saldırdıkça saldırıyor.
V alilik koridorlarında hep tanıdık simalar, avukatlar. Aman bir yardım daha gelsin diye dua ediyorlar. Peki çözüm:
-Bu avukatların bulunup cezalandırılmaları gerekir. Tazminat alanlar bulunarak avukatları bulunabilir, bunların halka ne kadar parayı verdikleri soruşturulabilir. Avukatların hesaplarında ne kadar para olduğu araştırılabilir, gayrimenkulleri araştırılabilir.
-Suçlu bulunan avukatlar meslekten men edilebilir.
-Bu tür yardımlar yapılacaksa avukatsız verilmelidir. Veya halka verilecek para bizzat kişinin kendisine verilmelidir.
-Siyasi partiler ve dernekler bu avukatlarla olan ilişkilerini derhal kesmelidir.
-Halk bu konularda aydınlatılmalıdır.”

Yazarın Diğer Yazıları