PKK üzerindeki baskı sürdürülmeli

A+A-
Armağan KULOĞLU

PKK bir taraftan ABD'nin desteğinde ve onun adı konmamış kara kuvveti olarak IŞİD'le mücadele ederken diğer taraftan da Türkiye'deki eylemlerine devam etmektedir. Bir noktada iki cephede birden savaşmaktadır.

PKK hem stratejisini hem de hedefini değiştirdi.

Bölücü siyaset ve terörün ana hedefinde ve politikasında bir değişiklik olmamıştır ve hiçbir zaman da olmayacaktır. Ana hedef bağımsız Kürdistan'dır. Ancak strateji değişikliği yaparak, mücadeleyi kırsal alandan kentlere kaydırdığı ve kentlerde halk ayaklanması da yaratarak kurtarılmış bölgeler oluşturmaya çalıştığı görülmektedir.

Kentlerdeki eylemlerine devam ederken, kırsal alandaki eylemlerini de sürdürmektedir. Eylemlerini daha çok bire bir çatışmadan kaçarak, bomba ve patlayıcı kullanmak suretiyle veya uzaktan ateşlerle gerçekleştirmektedir. Çözüm sürecinde hazırlıklarını esas olarak kentlerde eylem için yapmıştır. Kentler için gençlik yapılanmasını da devreye sokmuştur. Varto, Silvan, Yüksekova ve Cizre pilot bölgeler olarak seçilmiştir. Türk-Kürt çatışması çıkarmaya gayret etmektedir.

Uluslararası güçler destekliyor

Bölgedeki çatışmaların, uluslararası güçlerin menfaatlerinin belli bir dengeye ulaşmasına kadar çeşitli şekillerde devam etmesi kaçınılmazdır. Politikaları, bölgede bir Kürt devletini kurmaktır. Stratejilerini buna uygun geliştirmektedir. Stratejilerinden biri de, IŞİD'le mücadelede etkin bir şekilde kullandıkları için PKK'ya destek vermektir. Havuç taktiği uygulamaktadırlar. Avrupa Parlamentosu'ndan(AP) devlet kurmaları için Kürtlere destek vereceklerine ilişkin açıklamalar gelirken, diğer taraftan IŞİD'le mücadele etmelerini de şart koşmaktadırlar.

AP, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'yle, PKK'yı eşit iki taraf olarak nitelemektedir. İki taraf arasındaki şiddeti artıran stratejilere odaklanılmasını kınamışlardır. Türk hükümetinin bu doğrultuda inisiyatif almasını ifade etmiş, şiddete son verme, müzakerelere yeniden başlama çağrısı yapmış, tarafların kalıcı şekilde silah kullanımından vazgeçmesini talep etmiştir. Terör örgütünü devletle bir tutan devlet ve kuruluşlar protesto edilmelidir.

Uluslararası güçler PKK'yı şımartmıştır. Bölücü siyaset yapanlar da bundan güç alarak açıklamalarda bulunmuşlardır. Hem bölücü siyasetin, hem de bölücü terörün amacı konuyu uluslararası platforma taşımaktır. Kandil'den dahi, tahkim edilmiş ateşkes çerçevesinde arabulucular gözetiminde bir müzakere ve demokratik çözüme hazır oldukları mesajı verilmiştir.

Çözüm ve müzakere sürecinden kazandıkları için, sürekli olarak müzakere sürecinin yeniden başlamasını istemektedirler. Devleti buna zorlamak ve uluslararası güçlerin dikkatini çekmek ve daha sonra da müdahalesine imkân sağlamak için, şiddeti artırmakta, kurtarılmış bölgeler ihdas etmeye çalışmakta, sözde özerklikler ilan etmektedir.

Tehlike büyük

Irak'ın kuzeyinde federe/özerk adıyla adı konmamış bir Kürt devleti oluşturulmuştur. Suriye'nin kuzeyi de, ABD'nin himayesinde Irak'takine benzer bir yönetime dönüşebilecektir. Kantonel yapıların arasındaki boşluğun güvenli bölge olarak şekillenmesine ABD ve koalisyon tarafından karşı çıkılmasının altında yatan düşünce de bu gerçeği yansıtmaktadır.

ABD, IŞİD'le mücadele ettiği için PKK'yı meşrulaştırmıştır. PKK ve PYD'nin ortak amacı, Türkiye-Suriye sınırını geçişken hale getirmektir. Tehlike büyüktür. Büyük Kürdistan amaçtır.

PKK'nın, kırsal alanda da etkin olmak için kuvvetini IŞİD'le mücadeleden çekmek isteyeceği düşünülmektedir. İki cephede savaştığı için de zorlanmaktadır. Ancak buna ABD'nin müsaade etmesi beklenmemelidir. PKK'nın bu nedenle geçici bir ateşkes yoluna gitmesi ihtimal dahilindedir. Buna aldanılmamalıdır.

TSK'nın PKK üzerinde oluşturduğu baskı, sonuçlarını vermeye başlamıştır Irak'ın kuzeyindeki tesis, depo, cephanelikler büyük zayiat vermiştir. Çok sayıda terörist etkisiz hale getirilmiştir. 1998 ve 2011'deki durum yeniden yaratılabilir.

Mücadeleye kesintisiz ve şiddetli bir şekilde devam edilmesi halinde, alan hâkimiyetini de yeniden sağlayarak, PKK'nın askeri alanda mağlup edilmesi ve terörün yeniden gündemden düşmesi mümkündür. Burada önemli olan, güvenlik güçlerinin arkasında siyasi desteği ve kararlığı görmesidir. Desteğin, iç siyaset çıkarlarını hedeflemediği, T.C. Devleti, Türk Milleti, Türk Vatanı odaklı olduğu güveninin oluşturulmasıdır.

Sorumluluk ve yetkinin, mücadeleyi yürüten komutanda olması da mücadeleyi daha etkin kılacaktır. Olağanüstü hâl ve sıkıyönetim uygulamasının da anayasal bir tedbir olduğu dikkate alınmalıdır. Mevcut uygulamalarda söz konusu edilmeyen, demokrasi ihlalinin, aynı şekilde söz konusu olamayacağı da bilinmelidir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları