PKK'lı Türk'ün Diyarbakırlı kurbanı!

A+A-
Behiç KILIÇ

Irak’ın kuzeyinden PKK kamplarından İstanbul’a gelmiş... Elinde kaleşnikofla Bostancı’ya dehşeti taşıdı..
Adı Orhan Yılmazkaya...
Ailesi Çanakkale Bayramiç’li...
Beyana göre Türk
kökenli...
İşi: PKK eğitimli, eğilimli terörist ..
Eylemi: Kullandığı kaleşnikoftan çıkan mermiler 19 yaşındaki Mazlum Şeker’i öldürdü..
Mazlum Şeker kim? Ekmek parası davasına, memleketinden kopmuş, İstanbul’da iş kovalayan, 19 yaşında Diyarbakırlı bir genç...
Kökeni Kürt...
Mazlum, muhtemelen, memleketinden terör belasından da uzak durmak için kaçıp gelmiş olabilir İstanbul’a...
Acı sonuna bakar mısınız?!..
19 yaşında, PKK’lı
bir Türk’ün mermisine kurban olan, talihsiz bir Kürt vatandaş!..
Ne şimdi bu?!.
Memleketimden insan manzaraları!..
Terörist Orhan, hücresinde sıkıştığı o son anlarında avazı çıktığı kadar  “Türk ve Kürt halklarının kardeşliği için savaşmaktan!..”  bahsediyormuş.. Kendi sonuna koşarken, olayda  “tesadüfen oradan geçmekten başka hiçbir günahı olmayan”  Mazlum’a da kıydı...
Kardeşlik icabı!..

 

Neler oluyor?!
Olan şu...
Türkiye’de son kırk senede ne olumuşsa o oluyor!.. Aynı temelde ama yeni oyuncularla, eski senaryolar, günün gelişmelerine uydurulmuş biçimde yenileniyor!..
Yani şöyle...
Nitelikli eğitime sahip ülke bireyleri, terör kamplarında eğitilmeyi büyük bir özellik, fikir tezahürü sayıyor, tüfekle, topla fotoğraf çektirip albüm yapıyor, militan kartviziti ile halkına hizmet ettiğini, halkına adandığına inanıp, sahnenin kuklası olarak ipleri tepeden tutanların ekmeğine yağ sürüyor, böyle gelmiş böyle gidiyor!..
Dediğimiz gibi, ülkede adeta iş kolu olmuş, kırk yıllık bir iştigal alanından bahsediyoruz.. İşçilerine  “Bu yolda kutsal ölüler olacaksınız, düştüğünüz yerden bayrağınızı başkaları taşıyacak!..”  diye prim vaat eden, girişi kolay, çıkışı olmayan bir sektör.. Ölmemeye gücü yetenlerin, yaşları ilerledikçe fırıldaklaşıp döndükleri, liberalleşip, finans sektörüne terfi ettirildikleri bir sektördür de aynı zamanda bu hat ama!..
Ölmemeyi başaranların, bir üst kata çıktıklarında akıllarını durduracak ilişkileri de öğrenip  “amma da derindeymişiz!”  diye keyiflendikleri de olmuştur!..
Yani, terörist olmak derin bir iştir.. Bir zincir, bir halka.. Kuyruğunu yakalamaya çalışan köpeği düşünün o hesap.. Kovaladığın mabadındadır yani!..


Gözde terörist!..
İstanbul’da Ankara’da, şehirlerde mahallelerde, komşuda acaba böyle ne kadar durum-konum vardır.. Kapı komşu hücre evi!.. İçerisi cephanelik!..
Bostancı’daki evi Necdet Öztürk ve Melek Senem, adlı kişiler kendilerini nişanlı diye tanıtıp, 2 ay önce aynı sokaktaki bir emlakçıdan kiralamış. Emlakçı, çatışma sürerken Necdet Öztürk’ün cep telefonuna mesaj attığını “Evde olaylara karışan Orhan Yılmazkaya arkadaşım, ancak benim bu olaylarla alakam yok. Yurt dışındayım, birkaç güne kadar ülkeye dönüp her şeyi anlatacağım. Sizden özür diliyorum.” demiş!.
Bu kadarı bile bir garip durum!.. Ama asıl ilginç olan bu Orhan Yılmazkaya’nın serencamı!.. Mükemmel bir eğitim.. Kitap yazarı, gazeteci!..
Hakkında yazılanları okuyoruz;  “Gazeteciliğe 1994’te Sabah gazetesinde başlayan Yılmazkaya, Radyo Umut, Demokrasi gazetesi, Tesisat ve Doğalgaz-Petrol-LPG dergilerinde haber müdürlüğü ve yayın yönetmenliği, Çitlembik Yayınları’nda editörlük yaptı.
Teröristin dağda çekilen fotoğraflarında hem silah başında hem de bilgisayarla pozlar vermiş. Bu kareler, öldürülen terörist Yılmazkaya’nın silahlı eğitimin yanında siyasi yapılanma konusunda da eğitim aldığı yönünde ipuçları veriyor...
1999 yılında terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın Kenya’da yakalanarak Türkiye’ye getirilmesi üzerine başlayan eylemlere destek vermek için çalıştığı RADYO UMUT’ta terör örgütü PKK’nın bildirisini canlı yayında okuyan Yılmazkaya, radyonun 1 yıl kapatılmasına sebep oldu. Radyo Umut’un sahipleri, kapatılma kararının ardından radyoyu devretti..”
Bostancı çılgınının ardından gözaltılar yapıldı..
Çok ilginç kimlikler polise çekildi.. Bunlar arasında, yaygın -çok satan- gazetelerin mensuplarından söz ediliyor.. Bu durum hiç de sürpriz değil..! Abdullah Öcalan 1990’lı yılların başında bir medya atağı başlatmış, militanların, medya üzerine sarkmalarını geliştirmişti!.. O dönemde çok sayıda PKK sempatizanı bir anda medya katlarına sızdırılmıştı..
Sonuç şaşırtıcı değil!..
Matbuat şaşırmış gibi yapsa da numara yapıyor!..

Yazarın Diğer Yazıları