PKK'nın psikolojik savaşı!

Özcan YENİÇERİ

Türk halkı terör örgütü PKK’nın şeflerinin fikirlerini çok ama çok merak (!) ediyor. Bu nedenden olacak Hasan Cemal, Milliyet Gazetesinde bir haftadır tefrika halinde Kandil’in görüşlerini pazarlıyor. Bir zamanlar keman çalan, çiçek sulayan PKK’lı resimleriyle gazete sayfaları bol bol doldurulmuştu. Bugünlerde İmralı’da zorunlu ikamete tutulan terör şefinin o zamanlar Bekaa’da nasıl da futbol oynadığını kamuoyu görmüştü. Şimdilerde de PKK’nın nasıl bir değişim geçirdiği, Hasan Cemal’in kaleminden okuyuculara takdim ediliyor. Bilmeyenler için söyleyelim, bunun adı Psikolojik Savaştır.
Hasan Cemal’in anlattığına bakarsanız Karayılan şöyle diyormuş; PKK eskiye göre makul çizgide. Evvelce bağımsız Kürt devleti istiyorlarmış da şimdilerde Kürtlerin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde eşit ve özgür (!) olarak yaşamalarını istemeye başlamışlar. Lütfedip bölücülükten de vaz geçmişler. Hatta Karayılan’ın söylediklerine bakarsanız PKK  “Demokratik Özerk Kürdistan”  diyormuş. Bunun açıklamasını da şöyle yapıyormuş:  “Özerklikten kasıt, federasyon değildir. Sınırların yeniden çizilmesi değildir. Devletin üniter yapısını da bozmayan bir çözümdür” . Söylenenler doğruysa Karayılan bu söylemiyle Şerafettin Elçi’nin de gerisine düşmüş oluyor. Hatta “üniter yapı”dan söz ederek de DTP’ye göre PKK çok daha fazla T.C. ile işbirliği içinde görünmüş oluyor. Konuşmalardan PKK’nın adeta silah bırakmaya hazır olduğu, ancak bir genel af çıkaracak uzlaşmacı muhatap bulamamaktan yakındığı görülüyor. Karayılan, “Silahlı mücadele, artık meşru savunma çizgisinde” diyerek “PKK’nın artık eski PKK”  olmadığını da söylüyor. ‘Biz değiştik, siz de değişin’ demeye getiriyor. 
Dokuz askerin şehit edilmesini de Karayılan, yeni konsept gereği  “meşru müdafa”  diye cevaplamış. Ayrıca  “Dershanedeki patlama da kontrol dışında oldu” demiş. Hani bir zamanlar 33 askerin şehit edilmesi de PKK’nın kontrolü dışında (!) olmuştu.

Çözüm PKK’dan!
O zaman ne yapılmalıdır? PKK’nın her gün Mehmetçik kanı döken şefine göre; İlk önce silahlar susmalı, sonra Kürt kimliğiyle ilgili kültürel haklara ve kimilerinin af olarak anladığı ‘toplumsal uzlaşma projesi’ne sıra gelmeliymiş! Mahalli idareler kanunu değişir, yerel yönetimler güçlendirilirse sorun çözülürmüş(!) Kısacası röportajda özellikle adamların istediği öyle fazla bir şey de yokmuş duygusu verilmeye çalışılmış. Karayılan’ı mümkün olduğunca sempatik gösteren bir resmi, sayfanın tam ortasına yerleştirilmiş.
Aslında Karayılan’a atfedilen yukarıdaki görüşlerin ne kadarının ona ait olduğunu da ancak Hasan Cemal bilir.  
Türk kamuoyu Hasan Cemal sayesinde çocuklarını katleden terör çetesinin gerçekte ne kadar da ’barış, kardeşlik ve silah bırakmaya istekli olduğu’nu görmüş oluyor(!) Röportajda, dağdan inme sorununu da her nasılsa dağa çıkmış olan bu silahlı terörist grubun, T.C.’nin içinde kendisini anlayacak bir muhatap bulamamasından kaynaklandığına dolaylı vurgu yapılıyor. Karayılan “2005’teki Başbakan Erdoğan nerede?” diye hayıflanıyor. Özal için de  “Kürt sorununa kafa yorardı” diyerek adeta  “ah Özal neredesin!”  türünden özlemini dile getirmiş oluyor.
Kandil’e korkusuzca çıkan reel gazeteciler de olmasa PKK elabaşısının görüşlerinden Türk kamuoyu mahrum kalmış olacaktı. Doğrusu birileri -PKK adına- iyi iş çıkarıyor!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş