Polislerin çığlığına kim kulak verecek?

İsrafil K.KUMBASAR

Polis memurluğu, birçok kişinin zannettiği gibi o kadar ‘kolay’ bir meslek değil.
Hele hele, Türkiye gibi ‘tam bağımsızlığını’ sağlayamamış, ‘egemenliğine’ ortak olan birilerinin ‘kriterleri’ve ‘dayatmaları’ ile sürekli kanunlarını değiştirmek zorunda kalan üçüncü sınıf bir ülkede bu mesleği icra etmek çok daha zor.
Polislik mesleğinde en temel görev, toplumun ‘can’ ve ‘mal’ emniyetini sağlamaktır.
Peki, ‘kendi can güvenliğini’ yeterince garanti altına alamayan bir kişi, ‘başkalarının can güvenliğini’ nasıl sağlayabilir?
Son birkaç yıl içerisinde ilgili yasa maddelerinde yapılan değişiklikler ile ‘elindeki yetkiler’ birer birer tırpanlanan ve ‘silah kullanma yetkisi’ elinden alınan polis memurları, suçlulara karşı tamamen ‘savunmasız’ hale getirildi.
Polis, kendisine bıçakla, satırla saldırmaya kalkışan bir zanlıya karşı silahını çekip kendisini savunamıyor.
Suç işleyeceği ayan beyan olan zanlıyı ‘etkisiz hale’ getirebilmek için, mecburen iki üç polis birden üzerine çullanmaya kalkışınca da bu defa ‘orantısız güç kullanma’ suçlamaları ile karşı karşıya kalıyor.
‘Soruşturma’ tehdidi, Demokles’in kılıcı gibi her an polislerin tepesinde sallanıp duruyor.

***


Devleti içeriden ele geçirmeye çalışan iktidarın, ‘adam kayırmaya’ yönelik akıl almaz uygulamaları, emniyet teşkilatı içerisinde özellikle had safhaya ulaşmış bulunuyor.
İktidar ile ‘yakın ilişki içerisinde’ olan polis memurları, sürekli ‘taltif’ ve ‘taktirname’ ile ödüllendirilirken, ‘işlerini dört dörtlük yapmaktan’ başka bir suçları olmayan polis memurları adeta görmezden geliniyor.
“İyi çocuktur, bizdendir”  övgüsüne mazhar olamayan polis memurlarına karşı, çok ince bir ‘sindirme’ ve ‘yıldırma’ operasyonu uygulanıyor.
Bütün emniyet mensuplarının kaderi, siyasi iktidar tarafından belirlenen üst düzey amirlerin ‘iki dudağı arasında’sanki.
‘Haksız’ ve ‘eşitsiz’ uygulamalar yüzünden, polis memurlarındaki ‘adalet’ duygusu her geçen gün biraz daha köreliyor.
Birçok polis memurunun ya ‘psikolojisi’ bozuluyor, ya da ‘aile düzenleri’ alt üst oluyor.
Ancak, polis memurları bir türlü seslerini kamuoyuna duyuramıyorlar.
Zira polislerin, diğer devlet memurları gibi meselelerini gündeme taşıyabilecek bir ‘dernek’ veya ‘sendika’ kurma hakları da yok.

***


Son zamanlarda medyada ‘cinnet geçiren’ veya ‘intihar eden’ polis memurlarıyla ilgili haberler daha sık görülmeye başlandı.
Bunun sebeplerini araştırmak üzere Meclis’te bir ‘Araştırma Komisyonu’ kurma teklifi nedense muhalefet partilerinin bile aklına gelmiyor.
‘Eşit işe, eşit ücret’ prensibi gereği, görevde ve emeklilikte ücret adaletsizliğinin giderilmesi çerçevesinde, polis memurlarının maaş ek göstergelerinin makul bir düzeye çıkarılması için hazırlanan yasa tasarısı, uzun zamandan beri Meclis’in tozlu raflarında bekletiliyor.
Tasarı her gündeme geldiğinde, ‘bütçe dengesinin’ bozulması duvarına tosluyor.
Artık canı boğazına kadar gelmiş olan polis memurlarından biri bakın neler diyor:
- “Biz kimseden zam veya seyyanen zam istemiyoruz. Sadece özlük haklarımızı istiyoruz, maaş ek göstergemizin en azından 3.600’e çıkarılmasını talep ediyoruz. Diğer devlet memurları normalde 160 saat çalışıyor. Ama polis memurları çoğu zaman 300-320 saat çalışmak zorunda kalıyor. Fakat, aldığı maaş değişmiyor. Eşitlik ve adalet prensibi çerçevesinde fazla çalışanlara, çalıştıkları saat başına emeklerinin karşılığının ödenmesi gerekmez mi?”

***


Ülkenin asayiş ve güvenliğini sağlamak için 24 saat kesintisiz görev yapan, gerektiğinde ‘canlarını’ ortaya koymaktan çekinmeyen polis memurları, ‘mağduriyetlerini’ giderebilmek için çare arıyor.
Peki, polislerin haklı taleplerine kulak veren birileri çıkacak mı?
Bekleyip, göreceğiz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş