Posta ulağını vurmak!

A+A-
Altemur KILIÇ

İngilizcesi “Don’t Shoot the Messenger” , Osmanlıcası “Elçiye Zeval Yok” ve Osmanlı dönemindeki gibi, “Posta ulağını vurmayın”! WikiLeaks bombası, patladıktan sonra, sanıyorum ki çoğu yorumcular, siyasetçiler, özellikle bu bombanın “artı şoklarından” etkilenecekler, “etkilenmekten”  endişe edenler, belgelerin içeriğini bir tarafa bırakıp belgeleri açıklayan Julian Assange’ın kellesinin peşindeler.  “Basın özgürlüğü” diye, mangalda kül bırakmayanlar Assange’ı yargılayıp başarılı olurlarsa ve bu da evrensel “içtihat” teşkil ederse kendi kendilerini, inkâr etmiş olmazlar mı? “Posta güvercinleri”, kaza kurşununa kurban giderler; “uçurtmalar” da vurulur! Siteler kapatılır...
Dünyada hiçbir şey sonuna kadar gizli kalmıyor... WikiLeaks tam zamanında mı oldu, erken mi oldu, yoksa geç mi kaldı? Hep birlikte, göreceğiz... Benim, kişisel inancım; Türkiye için tam zamanında ve iyi oldu... Dünya siyasetinde böyle bir “barsak temizliğine” ihtiyaç var. Belgelerde, belki ülkemiz hakkında yalan-yanlış, masum kişilere zarar verebilecek  şeyler de çıkacak ama daha önemlisi de ortaya bazı hakikatler, yabancı güçlerin bilinen fakat ispat edilemeyen amaç ve projeleri hakkında “iplikleri” pazara dökülüyor! Mesela, AB’nin 70 milyonluk halkı Müslüman Türkiye’yi asla ve kata, tam üye almayacakları, kendi sözleriyle sabit olur ve bazı Avrupa devlerinin PKK’ya yardım ettikleri kanıtlanırsa, AB’nin nurlu yolunda, fütursuzca  “uyum uyum”, devam edilebilir mi? Rusya’nın PKK’ya silah sattığı anlaşıldıktan sonra da bu devletle dostluktan söz edilebilir mi? Ama şaşmamak lazım; Rusya  “komünist”  de olsa, “demokrat” da olsa, kendi ezeli  “Milli çıkarları” doğrultusunda, Türkiye hususundaki “kırmızı çizgilerini” değiştirmez. O bize mahsus!
ABD’nin de, PKK’ya silah vb.. yardımlar yaptığı malumdu da şimdi “ilan” edilince, Orta Doğu ve Orta Asya’daki, başka “oyunları” deşifre olursa, bunlar, “çuval olayından” sonra olduğu gibi “halının altına” süpürülür mü? “Ateşlerin dumanları” çıkıyor ve daha da çıkağa benzer. Bunlardan sonra, hiçbir şey olmamış gibi davranmak, “reel politika” olmaz “budala politikası” olur! En azından mukabil önlemler almak gerekiyor!
WikiLeaks eğer “musibetse”, bu “musibetten” ülkemiz için çok “nimetler” çıkacağa benzer! Komplo teorilerini bırakalım, “güvercinleri” vurmayalım; “nimetlerinden”  yararlanmaya, ibret almaya bakalım!
Erdoğan da bir “devlet adamı” olarak olaya böyle bakmalı ve böyle değerlendirmeli. Oysa o, bu belgeleri yayınlayanlara, muhalefete “alçak-şerefsiz ve seviyesiz” diyor. Hangi “seviye”? Durduğunuz yere göre değişir!

Bahçeli ve Öymen
Muhalefetin CHP ve MHP’nin, WikiLeaks belgeleri hususundaki yaklaşımları temkinli ve tevekküllü. Onur Öymen, Başbakan Erdoğan’ın belgelere yönelik tepkisini hiç beğenmiyor, “Bu raporları dikkatle değerlendireceğiz. Bakanlar ve bazı kişilerle ilgili yolsuzluk iddialarını da inceleyerek gerekli cevapları zamanında vereceğiz. Bu konuda büyükelçiliğin bazı kaynaklar tarafından yanıltıldığı izlenimindeyiz” diyor. Yani demek istiyor ki, “seçim malzemesi yapmayacağız”. 
Bahçeli’nin yaklaşımı da aynı. Devlet adamı gibi... İşte söyledikleri: “Parti olarak, yabancı bir ülkedeki internet sitesine dayanarak ve sağladığı bilgilere bel bağlayarak, AKP hakkında hüküm vermeyiz. Bu AKP’yi biliyoruz, kaynağa ihtiyacımız yok. Bunları iç politikamızın malzemesi olarak kullanmayız. AKP ne kadar yanlışa düşse de ve ihanete uzanan hatalar yapsa da bunları biz milletimizden başka kimseyle konuşmayız ve iç politikamıza dışarından müdahalelerin yapılmasına kararlılıkla karşı çıkarız.” Hem CHP’den, hem de MHP’den vatanseverce hareketler! Keşke AKP, bu özenleri anlasa ve aynı şekilde hareket etse! Nerdeee?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları