Provokasyon, fitne ve oyuna gelmek

Özcan YENİÇERİ

Taliban’ı SSCB’ye, Saddam’ı İran’a karşı kullanan ABD, günü gelince kendi yarattığı canavarla kendisi savaşmak zorunda kalmıştı. Arap Baharı olarak nitelenen yönlendirilmiş ayaklanma sürecinin de benzer sonuçları doğuracağı gün gibi ortaya çıkmış bulunmaktadır. “Arap Baharı” denilen kara öfke bir bumerang gibi onu yaratanların suratına çarpmaya başlamıştır.
“Arap Baharı”yla kitleler güçlerinin farkına varmıştır. Kara kıtanın sakinleri, onlarca yıldır kendilerine kan kusturan yerli diktatörleri bir fiske ile toz/buz etmişlerdir.  Kitlelerin öfkesinin “Frankeştayn” örneğinde olduğu gibi, eninde sonunda kendisini yaratan mihraklara karşı dönmesi de kaçınılmazdır.
Libya’daki ABD Büyükelçisinin öldürülmesiyle sonuçlanan kitle hareketlerini bu bağlamda okumakta yarar vardır.
Müslümanları tahrik etmeye yönelik sistemli ve planlı bir biçimde yürütülen provokasyon girişimleri yaşanmaktadır. Bu girişimlere karşı kitlesel olarak ‘elçilik basılması ve çalışanlarının öldürülmesi’ türünden verilen şuursuz tepki İslam düşmanlarının emellerine hizmet edeceğinden kimsenin kuşkusu olmamalıdır. Müslümanlar çekilmek istedikleri tuzağa düşmemeleri gerekir.
Kur’an yakanlar, karikatür çizenler ya da İslam düşmanı film çekenler bir tek amacı vardır o da İslam’ı ve Müslümanları barbar, ilkel ve vahşi göstermektir.
Elçilik basan, elçilik yakan, elçi öldüren gözü dönmüş kitleler tam da İslam düşmanlarının istediğini yapmaktadır. Müslümanları, barbar, vahşi, katil ve ilkel olarak göstermek isteyenler bu tür şuursuz eylemlerle iddialarını sürekli güncellemektedir.
Müslümanlar, senaryosunu yazanı açık olan bu oyunda İslam düşmanlarının koyduğu kurallarla oyunu oynamamalıdır. Provokasyona da gelinmemelidir.
Sanıldığı gibi Batı’daki İslam aleyhtarlığı münferit ya da sınırlı bir zaman dilimi içinde ortaya çıkan konjonktürel bir tutum değildir. İslam aleyhtarlığının Batı’da güçlü kökleri ve nitelikli argümanları bulunmaktadır.
Daha 1950’li yıllarda Arnold Toynbee, gelecek yıllarda asıl savaşın komünistlerle kapitalistler arasında değil, Hıristiyanlarla Müslümanlar arasında olacağını öngörmüştü.
Samuel Huntington’un 2000’li yıllarda ortaya attığı “Medeniyetler arası çatışma”  görüşü de buna benzerdi. Bernard Lewis’in Medeniyetler arası değil asıl çatışmanın “medeniyet içi” yani İslam Medeniyetinin içinde olduğuna yönelik görüşü de ‘Arap Baharı’nı açıklamada kullanılabilecek kadar güçlü argümanlara sahiptir.
Din adamından düşünce kuruluşlarına oradan siyasetçisine kadar Batı dünyasında kurumsallaşmış bir İslam aleyhtarlığı vardır.
Çok kısa bir süre önce Papa 16. Benedikt’in bizzat kendisi şu sözleri etmişti: “Bana Muhammed’in hangi yenilikler getirdiğini gösterin, orada hep şeytani ve insanlık dışı şeyler bulacaksınız. Örneğin dini kılıç zoruyla yayması gibi”. Papa o meşhur konuşmasında tam 17 kez “Muhammed ve Cihad” kavramlarını kullanarak sözlerini güçlendirmeye de çalıştı.
Papa Benedikt, İslam’a saldırırken yalnızca 1.ve 2. Dünya Savaşlarını ‘İslam çıkarttı’, Engizisyon ‘İslam’a özgü kurum’, Nazi Kampları ‘Müslüman icadıdır’ demediğini bıraktı.
21. Yüzyıla dünya, Batı ülkelerinin sistemli bir biçimde İslam’a yönelik eleştiri, saldırı, hakaret ve kısıtlama içeren uygulamalarıyla girdi.
11 Eylül’deki ikiz kule saldırıları bu duruma gerekçe olarak sunuldu.
Son günlerdeki gelişmelerin özelliği İslam’a yönelik sınırlandırma, kısıtlama ve aşağılama faaliyetlerinin bizzat Batılı devletler ve kurumlar tarafından teşvik edilir olmasıdır.
İsviçre de referandumla minare yasağı getiriliyor. Avrupa’nın birçok ülkesinde “sünnet”  mahkeme kararlarıyla yasak ediliyor. Danimarka’da İslam’a ve peygamberine saldıran  “karikatür”ler yayınlanıyor.
İsrail asıllı ABD vatandaşı olan Sam Bacile; “Müslümanların Masumiyeti” adlı  “provokatif bir siyasi tutum” için filmi yaptığını söylüyor.  Bu zat “100 İsrailli yapımcıdan beş milyon dolar aldım ve filmi İsrail için yaptım” diye de durumu özetliyor.
Yapılmak istenilen yeterince açık olduğuna göre oyuna gelmenin gereği var mıdır?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş