Rabbena, hep bana ne bu PKK!..

A+A-
Behiç KILIÇ

Eşkıya çetesi otuz yıllık encamı içerisinde ne zaman “tükenişe” girmişse, bir “barış süreci” dümeni tutturup yakasını kurtarmıştır!.. Türkiye, batının da baskısı ile birkaç kez bu tezgaha düşmüş, eşkıya çetesine karşı takibi gevşetmiş, düşmana toparlanma, yeniden saldırı için kemik tutma fırsatı vermiş ağır faturalar ödemiştir.. Eşkıya bu fırsatlardan yararlanarak Türkiye’nin bir çok yerleşim merkezine, belediye yönetimlerini ele geçirme biçiminde postu serebilmişse temel sebep işte bu gaflettir.. Ve tabii Meclis’te üs tutma da bu durumun sonucudur...
İşte böyle böyle gelinen noktada...
Eşkıya çetesi varlığını Türk devleti ile eşit kabul edebilecek bir cüret sergilemekte, masaya oturup pazarlıktan söz edebilmekte, Türk devletini yönetenler üzerine bile ahkam kesebilecek çıkıntılıklar yapabilmektedir..
Tabii bunda çetenin en büyük yardakçısı olarak ortaya çıkan, geleneksel sermaye ağalarının kontrol ettikleri matbuat aracılığı ile verdikleri destek de ilgi çekicidir!..
Çetenin beyanlarına, bu beyanların medyada geniş alan bulmasına bakınız..
Tam bir “yüz verdik deliye geldi etti halıya!..” talepleri ile PKK’nın Türk devletine adeta “teslim ol, ülkeyi bana terk et!” çağrılarını okuyoruz!.. Matbuat içine yerleştirilen Truva atları, her satırda dozajı artırarak, Kandil reklamları çerçevesinde “teslimiyetin faziletlerine!” Türk milletini iknaya zorluyorlar!..
Böyle bir tabloyu takip eder durumdayız!..


Sahnedeki oyun!..
Bir yutturmaca tiyatronun ortasındayız.. Oyunun adı “İyi şeyler olacak!” Ne olacağını, olması istenenlere bakınca neresi “iyidir” anlamak zor!..
Mesela, keseri hep PKK’ya yontmayı marifet bilip, kendisini demokrasi havarisi diye kabul ettirme çabasındaki Ahmet Türk adlı kişi, koruculara şöyle çağrıda bulunuyor;  “Gelin daha onurlu ve barış içerisinde bir yaşam için silahlarınızı bırakın, silahsız, şiddetsiz bir toplumsal yaşama dahil olun.”
Korucuya silah bırak diye, faziletli yol tarif eden Bay Türk, aynı çağrıyı eşkıya çetesi için yapmasını isteyenlere kem küm ediyor!..
Sıkı mı “PKK silah bıraksın” desin.. Sıkı olmadığı için de tabii tam tersini yapıyorlar, mesela bunların cemaatından Leyla Zana ortalığa dökülüp “PKK’nın, sigortaları olduğundan” söz ediyor...
Silah sigorta!.. Sonra da cümbür cemaat ortalığa dökülüp barış dansları yapıyorlar, Türk milletinin kafa derisini istiyorlar!.. Silahla sonuç aldıklarından, Türk devletini silah zoruyla diz çöktürdüklerinden son derece eminler... Sözlerinde bu var... Kandil postacısı, eşkıyabaşına şöyle soruyor; “PKK 1984’te Eruh ve Şemdinli baskınlarıyla silahlı mücadele başlatmamış olsaydı, bu kadar kan ve gözyaşı
akmamış olsaydı, Kürt siyasal hareketi barışçı yöntemlerle bugün çok daha güçlü olmaz
mıydı?”
Cevaba bakın; “Hayır olmazdı. Büyük ihtimalle biterdi Kürtler... Silahlı isyan büyük yıkıntılara, üzüntülere yol açtı ama bu süreçtir, Kürt gerçeğini Türkiye’de sahneye çıkaran... Bugün aramızda olmasa da, İsmail Beşikçi Hoca, Şemdinli ve Eruh’la başlayan süreç için, ’Kürt teslimiyetçiliğine sıkılan kurşundur’der.”
Adam soruyor; “PKK bugün önkoşulsuz, her hangi bir koşul öne sürmeksizin silah bıraksa, dağdan inse, Kürtler için daha iyi olmaz mı, Kürt siyasal hareketi daha güçlenmez mi?”
Cevap, “Sanmıyorum. Bakın, DTP bu kadar oy aldı, Meclis’e girdi. Biz şimdi hiçbir şey olmadan silah bıraksak, her şey çok daha beter olur bizim açımızdan...”
Olay bu kadar açık.. Karşında senin devletinden taleplerde bulunan ve elindeki silahı koz sayan bir düşman var!.. Üstelik kopardığı her tavizle senin ana arteline dalan bir virüs...


Çeteye mekan peşinde!..
İşte böyledir durum!.. Mardin katliamını fırsat (!) sayıp  “Korucular silah bıraksın”  diye goygoya başlayan eşkıya memurları, asıl silahı bırakması gereken çetenin avukatlığını yapıyorlar.. Dediğim gibi, mecburlar, yoksa oyarlar adamı!..
Kandil’deki nöbetçi eşkıyabaşı zaten meselenin özünü de şu sözlerle anlatıyor;  “.. 6-7 bin silahlı insanı ne yapacaksınız?(PKK eşkıyalarından söz ediyor) Onlar bir yerde kazanımların, meşru savunmanın güvencesi....”
Anlayabiliyor musunuz konuyu?!
Leyla Zana’nın sigortalarına güvence verilecek ki barış olsun (muş)!..

Yazarın Diğer Yazıları