Radyo yılları ve hatıralarım...

A+A-
Altemur KILIÇ
Türkiye’de ilk radyo yayınlarının başladığı 6 Mayıs 1927’den bu yana 82 yıl olmuş...Türkiye’nin ilk radyosu, dünyadaki ilk radyo yayınlarından bir kaç yıl sonra, özel Türk Telsiz Telefon Şirketi tarafından, 1926 da kurulan ve ertesi sene 1927’de yayına başlayan İstanbul Radyosu! Kurucuları ünlü romancı, (Yaprak Dökümü romanının da yazarı) Reşat Nuri İleri (Güntekin) ve emekli muhabere subayı Hayrettin Hayreden...
Radyonun mütevazı, üç odalı stüdyosu Galatasaray Postahanesinin üst katında, Hayrettin Hayreden’in işlettiği vericiler de Yeşilköy’de!... 
İstanbul Radyosu, bütün radyolar gibi ve günümüze göre, ilkel   araçlarla yayın yapıyordu... Bir sürü akümülatör ve araç yönünden oldukça pahalıya mal oluyordu. Öte yandan evde mevcut yayını dinleyebilmek de oldukça güçtü ve iyi bir tertibat gerektiriyordu. Evin çatısına gayet büyük bir anten koymak ve alıcı cihazınızın olması gerekiyordu. Bu cihazlarda yayın ya çanak şeklinde önce kulaklıkla daha sonra hoparlörlerle  dinlenebiliyordu.
Yayınlara abone olmak gerekiyodu... İstanbul Radyosu ancak  “aboneman”  ücretleriyle ayakta durabiliyordu.  “Aboneman” ücretlerinin alıntısı nasıl kontrol edilirdi, bilmiyorum.. Diğer taraftan aboneler evlerine cihaz alacak ve anten ile toprak hattını kendileri tesis edeceklerdi.
Çok geçmeden garip şeyler oldu! Genelkurmay casusluk yapılacağı endişesiyle çatılara anten takılmasını yasak etti. Bu  “casusluk” evhamı yüzünden, bazı aboneler tutuklanmıştı.
Bu anten yasağı yüzünden her bakımdan başarılı olan İstanbul Radyosu faaliyetini tatil etti.
Bu serüvenin devamından bir kaç yıl sonra Almanya’daki radyolardan etkilenen o zamanın yönetimi, Radyoya izin çıkardı ama İstanbul Radyosu ve onu kuran Türk Telsiz Telefon Şirketi  iflas etmişti, bu yüzden tekrar yayınlara başlaması mümkün olmadı...
Bu ilk özel radyo girişiminden sonra ülkemizde radyo, devlet eliyle kuruldu. Radyolar önce Matbuat Umum Müdürlüğü, sonra Basın Yayın Genel Müdürlüğü tarafından işletildi... Radyolar; Merkez radyolar, il radyoları, FM radyolar TRT çatısı altında toplandı.

Radyo ile ilk tanışmam
İstanbul’daki üç odalı stüdyodan Ankara’da Ankara Palas otelinin berber salonundan bozma stüdyosundan, İstanbul ve Ankara Radyoevlerine, İzmir’de Fuar alanındaki bir pavyondan  bugünkü modern stüdyolara ve dev TRT binasına kadar müthiş bir serüven...
İlk radyo cihazını on yaşındayken bir akraba evinde görmüştüm. Üstünde baklava şeklindeki anten-kulaklıkla dinleniyordu. Radyo ile ilgim öyle başladı... 1959’da Basın Yayın Genel Müdürü olarak Radyolardan ben sorumlu, sonra da sorunlu oldum.
27 Mayıs darbesinden sonra “Radyoları iktidar partisine alet etmekten”  yargılandım ve beraat ettim.. 

İlk canlı yayın
Radyolardan sorumlu olduğum sırada, bir gece Ankara’da Süreyya Lokalinde yemek yiyordum, çağırdılar. Amerikan Büyükelçiliğinin nöbetçi memuru, o sırada uzaya fırlatılan bir uydunun yer istasyonuyla iletişimine bizim Kısa Dalga Radyomuzun yayınları engel olup, tehlikeye düşürdüğü için yayınları hemen kesmemizi rica ediyordu. Radyo yayınlarını durdurmak netameli bir mesuliyet. Fakat bu durumda fazla düşünmeye, üstten birini arayıp bulmaya da vakit yok... İngilizce ve Türkçe kısa bir anons yazıp, yayınların hemen durdurulması  talimatını verdim. Amerikalı astronotu kurtarmıştım!
O dönemde Ankara üzerinde, iki uçak çarpışmış, parçaları havaalanı civarındaki bir binanın üzerine düşmüştü. Yardımcım Mahmut Tali Öngören hemen mikrofonu alıp kaza mahalline koştu. Böylece Ankara Radyosu’nun ilk canlı yayını, bir facia neticesinde gerçekleşti.

Hatıralarda kalanlar...
TRT’nin, radyonun kuruluşunun ve yayınlarının yıldönümünde Reşat Nuri Bey, Hayrettin Hayreden, ilk radyoculardan Mesut Cemil Bey ve futbol maçlarını yaka mikrofonundan naklen anlatan rahmetli Eşref Şefik’in hatırlanması gerekir.
Ben,1959’da İstanbul Radyoevinde bir tören düzenlemiş Mesut Cemil’e, ilk hanım spikerlere mikrofon heykelcikleri vermiştim.
Şimdi de benim zamanımda radyoculukta bana destek olan, radyo ve TV öncülerini; Nükhet Özeken’i, Güntekin Orkut’u, Mahmut Tali Öngören’i, Turgut Özakman’ı, Faruk Yener’i, Orhan Boran’ı, Hikmet Münir’i, Refik Ahmet Sevengil’i, Can Okan’ı sunucu Ülkü Giray İmset’i, mühendis Haşim Kamoy’u ve isimleri hatırıma gelmeyen diğer dostlarımdan sağ olanları saygıyla, kaybettiklerimi de rahmetle anıyorum.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları