Rahmetli Elçibey’i şaşırtan ilginç detay

Kürşad ZORLU

Bir grup Türk Milliyetçisi, vefatından (22 Ağustos 2000) hemen önce kaldığı hastanede Ebufeyz Elçibey’i ziyaret ediyor. O sırada heyette bulunan değerli büyüğüm hukukçu Mehmet Ünal ilginç bir diyalogu bizlerle paylaşıyor. Konu Türk Ocağının faaliyetlerinden açılınca Rahmetli Elçibey, övgü dolu sözlerin yanında şu ifadeleri kullanıyor: “Türk Ocağı Amerika’da, Almanya’da ya da başka bir yabancı memlekette kurulsa derim ki Türklük konusunda insanları aydınlatıyor, bir araya getiriyor. Ama şaşırıyorum Türkiye’de Türk Ocağı olduğuna göre Türk’ün işi gerçekten çok zor” 
Elçibey 1998 yılında Başbuğ Alparslan Türkeş’in ölümünün ardından yazdığı makalede de benzer endişelere vurgu yapıyor ve günümüze ışık tutuyor: Bir zamanlar dünyada kimse gururla “Men Türkem” deseydi, buna “bakın, bu, milliyetçidir, şovenisttir” deyirdiler. O zamanlar Türkiye’mizde enteresan bir durum vardı: Ne olursan ol, kim olursan ol, milliyetçi olma! Ne yazık ki, şimdi de Türk devletlerinde Türk milletini içten sevenler, başkalarından zor durumdadır. Türkiye de böyle, Türk milliyetçiliği suç sayılarak Türklük zayıflatıldı.
Muhakkak ki Elçibey Türkçülüğü asla ırkçılık şeklinde değerlendirmiyordu. Ona göre Türkçülük kendisini Türk hisseden ya da topraklarına vatan şuuru ile bağlı olanların ortaklaştığı yegane buluşma noktasıydı. Öte yandan bir tarihte üstlendiğimiz belgesel için Azerbaycan sokaklarındaki insanlara mikrofonu uzattığımızda çok ilginç bir yorumla karşılaşıyorduk. Bunu zaman zaman Türkiye’de de duyuyorduk. Söz konusu kişiler Rahmetli Elçibey’in kahramanlığına ve devlet adamlığına vurgu yaptıktan sonra onun bazı hususlarda gereğinden fazla duygusal olduğunu ifade ediyorlardı. İyi de böylesine yürekli, inançlı ve kendisini milletine adamış birisinin duygusal olmasından daha doğal ne olabilirdi... Bunu dile getirdiğimizde ise şu özet cevabı alıyorduk: Elçibey’in strateji hatası Türklüğün (öncelikle Azerbaycan ve Türkiye’nin) birleşmesi ve Azerbaycan petrollerinden Türkiye’nin pay alması gibi radikal fikirleri vaktinden önce açıklaması ve düşmanları erken uyandırmasıydı.
Bize göre Elçibey’i farklılaştıran temel unsur, geleceğinden endişe duymadan davasına hesapsızca bağlı olmasıydı. Belki de Elçibey’in sağlığında ona sırtını dönenlerin, adını telaffuz etmekten çekinenlerin ya da uyarı vazifesini yapmayanların bu konudaki düşünceleri daha manidar olabilir. Ayrıca şu an için bu görüşlerin fazla bir önemi kalmamıştır. Ebulfeyz Elçibey, yaşamını Türklüğe adamış bir kahraman olarak tarihin altın sayfalarındaki yerini almıştır.
Her şeyden önemlisi, zor ve çetin yılların ardından Azerbaycan bugün çok iyi bir konuma gelmiştir. Elçibey’le gerçekleşen bağımsızlık, Haydar Aliyev’le birlikte güçlü bir devlete dönüşmüştür. Halen Cumhurbaşkanı olan İlham Aliyev ise bu iki büyük liderden sonra başarılı bir yönetim sergilemiş ve ülkesini büyütmeye devam etmiştir.
Son söz olarak Merhum Elçibey’in 1992 yılında Bağımsız Azerbaycan’ı temsilen Türkiye’ye geldiğinde Anıtkabir defterine yazdığı şu cümleleri paylaşmak istiyorum: Ey böyük Türk’ün böyük Komutanı! Seni ziyaret etmekle özüm ve bütün milletim adına şeref duydum. Senin esgerin (askerin)...
Azerbaycan Bağımsızlık Hareketinin lideri ve büyük dava adamı Ebulfez Elçibey’e bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş