Ramazan ve eğitim

A+A-
Mustafa ERKAL

Bizim için çok yönlü faydalar sağlaması gereken anlamlı bir manevi zenginlik ayını geride bıraktık. Ramazan ayının, Ramazanın faziletlerini fark edebilme, iyi bir durum muhakemesi yapabilme, dayanışmamızı ve birlikteliğimizi güçlendirme imkânlarını sağladığını ümit etmek isteriz. Ramazanın sadece zorunlu açlık çekme olmadığı herhalde anlaşılmıştır. Senede bir ay Ramazanla beraber nimetin değerini daha iyi anlıyoruz. O nimetlere ulaşamayanları da düşünerek hem yardımlaşma, hem de şükretme yolunda mesafe alabiliyoruz. İnsani değerleri fark edebiliyoruz. Nefis terbiyesinin ve nefse hakimiyetin ne olduğunu anlıyoruz. Oruca saygı insani değerlerin geliştirilmesidir; diğer insanlara ve topluma saygıdır. Topluma saygılı olmayanın kimseden saygı beklemeye hakkı da olamaz. Ne mutlu Ramazanı Ramazan olarak değerlendirip ibadetleri de derinliğine kavrayıp anlayabilenlere... 
Ramazan ayının ve ulaştığımız Ramazan Bayramının ülkemiz için, Türk ve İslâm alemi için hayırlara vesile olmasını dileriz. Vatandaş olarak artık sıradan olaylar haline gelen devlet kaynaklarının hortumlanması, ve yolsuzluklarla karşılaşmaktan utanç duyuyoruz. Maalesef bu utanç duygusu yolsuzluk yapanlar ve yapılmasına fırsat verenler için geçerli olmuyor. Kamu kaynaklarının kamu ve halkın aleyhine kullanılması olan yolsuzlukların hak gaspı olduğunu, kul ve yetim hakkını yeme ve yedirme olduğunu unutmuşa benziyoruz. Bir taraftan ibadet yapıp daha doğrusu şekil şartlarına uyup, diğer taraftan yolsuzluk dahil her türlü hoş olmayan fiilleri yerine getirmek yaygınlaştı. Bazılarının yaptığı gibi  “Eğer Müslümansa farklı, laikse farklı muamele ederiz”  anlayışı kabul edilemez. İnsanları böyle garip ayrımlara tâbi tutmak da yanlıştır.
Yardım ve merhamet duygularını istismar ederek para toplayıp bunları şahıs şirketleri ve ferdi çıkar için kullanmak nasıl kabul edilebilir?  “Efendim, evet bu bir yolsuzluk ama; İslâmi amaçlar için kullanılacak”  denebilir mi? Dini ve insani değerleri bu ölçüde yıpratmak kimin hakkıdır? Hele vatandaşın temiz duygularla verdiği paraları ABD’de ve diğer ülkelerde Hıristiyan misyoner yetiştiren okullara bağışlamak, İslâmi mesaj vermeyen, Türkçe eğitim-öğretim yapmayan cemaat okulları açmak, İslâmi anlayışı temelden sarsıcı, Müslümanı devşirme yollarını denemek asla kabul edilemez.

* * *

Hangi konuyu ele alırsak alalım; sorun eğitim ve öğretimde düğümlenmektedir. Nasıl bir vatandaş yetiştirilmesi gerektiğini ifade eden Anayasamız ve Milli Eğitim Temel Hedef ve İlkeleri ile bazı teklifler çelişmektedir. Anayasada Devletin temel amaç ve görevleri, her ciddi devlette olduğu gibi bellidir.  Gençliğin nasıl yetiştirilmesi ve korunması gerektiği (Anayasanın 58. Maddesi) de çok açıktır. Onlara  “Ne olursan ol, nereye gidersen git”  anlayışıyla yaklaşılmamıştır. Din dersleri dahil birçok alanda öğrenciyi din seçmekle görevli bir müşteri gibi görmek hatta ortaya atılan bazı tekliflerde olduğu gibi; farklı din adamlarını öğretmen olarak derslere sokmak, kimliksiz, ilkesiz ve fanatik bir liberal eğitim anlayışının sonucudur.
AB’ne sunulacak olan Ulusal Programın 19. sayfasında  “İnsangücü arz ve talep eğilimlerinin belirlenmesi” nden bahsedilmektedir. Bir ülkede insangücü arz ve talebi, eğilim araştırmalarına göre değil; ülkenin ihtiyaç duyduğu insangücü kaynaklarına göre belirlenir ve buna göre bir eğitim plânlaması yapılır. Eğilimlere göre eğitim politikasına şekil vermek ve onu plânlamak demek; bir ülkenin insangücü arz ve talep tablosunu hesaba katmamak demektir. Tam tersine, eğilimler yerine hangi meslek ve alanlarda açık varsa; eğitim sektöründe kaynak dağılımını ona göre yapmak, arz fazlası olan meslek ve alanlarda daralmaya gitmek gerekir. Bunun eğilim tespiti ile bir ilişkisi yoktur. Yapacağınız eğilim tespitine göre hareket ederseniz; ortaya çıkacak tablo ülke gerçekleri ile ters düşerse ne yapacaksınız? Eğilimler zamana göre değişebilir. Eğilim araştırmasına katılanlar duygusal ve şahsi hareket edebilir; insangücü açık ve fazlalıklarını göz önüne almayabilir. Eğer ölçü eğilimlerin tespiti ise; eğitim sektöründe kaynak dağılımını ülke ihtiyaçları ile uyuşmayan alanlara da kaydırabilirsiniz. Böyle bir kaynak dağılımı eğitimde maliyeti arttırabilir ve ekonomik bakımdan da yanlış olur. Ülke gerçekleri ve genel hedefler ile çelişir. 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları