Randımanlı iki geçim kaynağı: Din ve dün

İsrafil K.KUMBASAR

Hikaye olunur ki, 28 Şubat post modern darbesinde dönemin iktidar ortağı Tansu Çiller, Çankaya’daki zattan döner diye paşaları emekliye sevk edememiş.
‘Sarı Gacı’, yapılanın ‘düpedüz bir darbe’ olduğundan bahisle, topu kendisini siyaset sahnesine taşıyan Demirel’e atıp işin içinden sıyrılıverdi.
Hazindir, sanki ‘apartman yönetiminde bir tatsızlık’ yaşanmış da olay kapanmış gibi  “Kimseden şikayetçi olmadım”  diyerek noktayı koymuş Tansu hanım teyze.
‘Darbe’ dediğin nedir ki, gelir geçer.
Şikayetçi olsan ne çıkar, eline bir şey mi geçecek yani?
‘Dostlar alışverişte görsün’ kulübünün bir başka icraatı da Turgut Özal’ın kabrinin açılması şu sıralar.
‘Mezarın’ nasıl eşelendiği, ‘mevtanın’ ne durumda olduğu, Adli Tıp Kurumu’ndan raporun ne zaman çıkacağı saniye saniye haberleştirilip kamuoyu bilgilendiriliyor.
Doğrusunu söylemek gerekirse, merhumun meftunu olduğu ‘serbest piyasa’ kendisine hak ettiği ilgiyi fazlasıyla gösteriyor.
Gazeteler, televizyonlar en küçük detayı bile atlamadan  “Öldü mü, öldürüldü mü”  sualini selamete kavuşturacak çalışmaların peşinde.
‘Öldü’ ise zaten sorun yok. ‘Öldürüldü’ ise bir on yıl daha ekmek yenir bu hadiseden.

 

***

 

Her iki haber de ‘dünün’ manşetleriydi.

Yakamızı ‘dünden’ kurtarıp da ‘bugüne’ gelebilsek iyi olacak da, bu ülkede randıman alabileceğiniz en iyi geçim kaynaklarından biri ‘din’ diğeri de ‘dün’dür.
Adam “Dün dündür, bugün bugündür”  sloganı ile bir 10 yıl daha ayakta kaldı.
Berikinin de evlad-ü iyali, habire dünü masaya taşıyıp gündemde kalarak hayatını idame ettirmeye çalışıyor.
Ne ala memleket, ‘hiçliği’ tescilli insanlar bile bir parça çaba ile anında gündemin ilk sıralarında yer alabiliyorlar.
‘Ülkenin asıl gündemi’ ise satır aralarında, gazetelerin arka sayfalarında, televizyonların gece yarısı bültenlerinde ancak yer bulabiliyor kendine.
Mesela, Diyanet reisi bu kez de ‘şehit cenazelerinde slogan atılması’ hadisesine kafayı takmış, teşkilata “Bu tür hadiseleri önleyin”  diye ferman buyurmuş.
Evet, haksız da sayılmazlar, cenaze dediğin dini vecibeler yerine getirildikten sonra ‘sessiz sedasız’ defnedilir.
Ama ne hikmetse ‘bazılarının’ cenazeleri için bu ülkede yıllar yılı ‘yaygaralar’ kopartılıp ipe sapa gelmez ‘komplo teorileri’ üretiliyor.
Memleketin başka derdi kalmamış gibi yılın belli günlerinde ‘ahlanma’, ‘vahlanma’ seansları tertip ediliyor.
Kimileri öyle yüceltiliyor, öyle ifadeler ile yadediliyor ki yakında ‘veli’ diye yuttururlarsa hiç şaşırmayın.

 

***

 

Heyhat, asıl ‘kaşınması gereken’ noktalara parmak bile dokundurulamıyor.
Demirel, Özal ve Çiller’in ortak yanları malum. ‘ABD sevdalısı’ bu üç mümtaz şahsiyet ile ‘darbeler arasındaki ilişki’ bize göre çok garip.
Kime sorarsanız, 28 Şubat’a kadar olan darbelerin neredeyse tamamına yakınının Demirel’e karşı yapıldığı cevabını alırsınız. 
Demirel, her seferinde şapkayı alıp gitmiş, sonra her nasılsa yeniden geri gelmiştir.
En baba darbelerden biri olan 12 Eylül ise Özal’a iktidar kapısını sonuna kadar açmıştır.
Sonraki süreçte Demirel yeniden arzuladığı koltuğa kavuşmuş, Çiller rüzgarı memleket ufuklarında belirivermiştir.
Bugün herkesin bildiği ‘ordu’, ‘darbe’, ‘ABD’ve ‘yerli işbirlikçiler’ denkleminde ‘gerçeklerin’ yerli yerine oturabilmesi, ‘doğruların’ gün yüzüne çıkması ne yazık ki kimse tarafından istenmiyor.
Herkes ‘işin kendisiyle ilgili bölümünden’ bir tutam alıp, ‘mutlak hakikat’ diye yutturma gayretine girişiyor.
‘Darbeler’ kadar, ‘darbeler sonrası oluşan’ yapılar da bir ‘şaibe’ değil midir sizce?
Niye hep ‘darbeciler’ üzerinden gidilir de, ‘darbe sonrası koltukları işgal edenlere’ ayna tutulmaz?

 

***

 

‘Sarı Gacı’nın tabiri ile  “düpedüz darbe” olan 28 Şubat, eğer ‘milli görüşe’ karşı yapıldıysa, sonrasında ‘milli görüşün çekirdek kadrosu’ nasıl oldu da bir anda ‘iktidar makamına’ kadar yükselebildi?
Sistem içerisinde yuvalanan gizli ‘masonik’ yapılanmalar, köşe başlarını tutan ‘dönmeler’ ve arkalarındaki ‘uluslararası güçler’ bir anda ortadan kaybolup da hangi cehenneme
gittiler sahi?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş