Referandumla dünyayı ele geçiriyorlar

A+A-
Afet ILGAZ

Simdi Tayyip Bey, referandumun faziletlerinden bahsederek halkı büyülemeye çalışıyor ya, Banu Avar’ın son makalelerinden birinden bu oyunun vaktiyle dünyada Avrupa’dan başlayarak nasıl uygulandığını anlatan alıntılar yapacağım. İnsan dehşete düşüyor:
 “1998... İrlanda’da kan gövdeyi götürüyor. Kuzey’le güney savaşıyor. Teröristler Beyaz Saray’da ağırlanıyor. ABD, iki İrlanda birleşsin diyor. Referandum rüzgarı başlatıyor çünkü iki sene sonra ABD’nin Irak ve Afganistan’da cephe açma projesi var. Avrupa’nın giriş kapısı İrlanda’da ana üslerden biri açılacak. İrlanda terörden temizlenecek ve tek İrlanda ABD’nin hizmetine girecek.”
 “Zoraki bir referandum yapıldı. Önce Shanon havaalanı ABD’nin hizmetine verildi. Çok uluslu silah şirketleri İrlanda’nın kalbine kuruldu. Bunlara Nobel Barış Ödülü verildi. Gazeteci Colm Bryce bana ’havaalanlarımıza akarsularımıza, kıyılarımıza el konuluyor’demişti.”
 “2004’te AB’nin federasyonlaşması sürecinde AB anayasası oluşturuluyor. Tüm Avrupa’da referanduma gidiliyor. Fransa ve Hollanda halkı referanduma ’hayır’dedi. Küresel çete 2 yıl bekledi. 2007’de Lizbon’da ’hayır’cıları bertaraf etti. Madem hayır diyenler vardı referanduma gidilmeyecekti. AB anayasasına ’anlaşma’ adı verildi ve parlamentoların onayıyla yürürlüğe girmesine karar verildi. Fransa ve Hollanda’daki halk muhalefeti halledilmişti.”
 “Geriye İrlanda’nın halli kaldı. Anayasası gereği, İrlanda parlamento onayını yeterli bulmuyordu. Referanduma gidilecekti. İrlanda halkı küresel çeteye ’hayır’ deyince çete ’evet’alana kadar oyuna devam etti.”
“İrlanda halkının beyni, iki yıl boyunca TV kanalları ve basından yayılan siyasi ve ekonomik tehdit ve şantajlarla yıkandı. Bu birkaç yıl içinde İrlanda’nın bütün medya organları çetenin eline geçmişti. Psikolojik harekatta, ’evet’denilmezse ’İrlanda iflas eder’ söylemi kullanıldı. İki yıl sonra yapılan referandumda ‘evet’ söke söke alındı.”
 “Avrupalı aydınlar bundan sonra referandum oyununu sorgulamaya başladılar.”
Banu Avar bu süreci Türkiye’dekine benzetiyor. ABD Büyükelçisi ve AB’liler, Türkiye’yi ’evet’demeye ikna için şehir şehir geziyorlar. BDP’nin referandumu boykot etmesinin de, Batı’dan alınan bir taktikle başlatıldığını söylüyor.
“Evet” in Türkiye’yi zifiri bir karanlığa götüreceğini söyleyen Avar, oysa ’hayır’ın bir erken seçim demek olduğunu ve Türk halkına derlenip toparlanma imkanı vereceğini de söylüyor.
“Küresel sermaye, ihtimal hesaplarını çoktan yaptı. CHP’yi, Saadet Partisi’ni, muhtemelen yakında MHP’yi AKP’ye baston yapacak şekilde yapısal değişikliklere zorluyor. Buna rağmen AKP ile devamın mümkün olmayacağı ihtimali karşısında, koalisyon haritalarını da ortaya koyuyor. Erdoğan’ı siyasi açılıma itiyor. Muhtemel ortaklarla şimdiden tokalaşma tavsiyesinde bulunuyor.”
Bu tespitler, gözünüzün önüne, son günlerde yaşadığımız birtakım siyasi manzaraları getiriyordur sanırım. Buna karşılık Banu Avar, halkımızın mucizevi sağduyusu ve zamanlamasıyla, bu oyunların üstesinden geleceğini de belirtmeden edemiyor. Bu arada Refik Halit Karay’ın direnen güçlere ve Mustafa Kemal’e seslenişini de yeniden hatırlatmak istiyor:
“Anadolu’da bir patırtı bir gürültü, kongreler, beyannameler filan... Sanki bir şey yapabilecekler... Blöf yapmanın sırası mı şimdi. Hangi teşkilatın, ne gücün var. Bu ne hayal? Kuzum Mustafa sen deli misin?”
O kadar güzel gurbet hikayeleri yazmış bir yazarın böyle siyasi gafletlere düşüp kendisini lekelemesi ise başka bir cephesi, işin.
Neyse... Bizim işimiz küresel sermaye çeteleriyle işbirlikçilerin oyununa karşı halkımızı uyarmak, sarsmak, silkelemektir. İnşallah bunu başaracağız. Banu Avar, R.H.Karay’a:
 “O Mustafa, aklın ve bilimin ışığında ne çılgın ne deliydi” diye yazısını bağlayarak, doksan sene sonra, bugünkü Türkiye’nin koşullarını da göz ardı etmeyerek gereken cevabı veriyor.
Banu Avar’ın makalelerini sitesinden okumalısınız. Bugünlere en doğru ışığı onlar tutuyor.

Yazarın Diğer Yazıları