Referandumu kim kaybetti!

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Bir referandum daha iddiaları, ithamları ve tartışmalarıyla sona erdi. Görüşler muhtelifti. Eğer “evet”ler fazla çıkarsa “darbe Anayasası”ndan millet kurtulacaktı. Demokrasi kurulacak, millet özgürlüklere kavuşacaktı. “Hayır”lar fazla çıkarsa “demokrasi travma” geçirecek, “siyasi travma”  yaşanacaktı.
Referandumla ilgili olarak akılcı olmayan hatta garip olarak nitelendirilebilecek olgulardan bazılarını şöyle sıralamak mümkündür:
* Değişmesi konusunda herkesin mutabık olduğu bir anayasanın değiştirilmesinin sorun haline getirilmesi mantıklı değildi.
* Toplumsal mutabakat metinleri olan Anayasa’ların toplumsal ayrışma ve kutuplaşma aracı yapılması amaca aykırıydı.
* Anayasanın değişmesiyle ilgili bir kampanyada, Anayasa’nın değiştirilmesi öngörülen maddelerinin dışında her şeyin tartışılması ise akılcı değildi.
* Türkiye’deki demokrasinin temel sorununun “Darbe Anayasası”na bağlanarak, bu anayasanın değişmesiyle demokrasinin kurulacağı ifade edilmesi doğru değildi.
* Anayasası olmayan ülkelerin bile demokratik yönetime sahip olabildiği gerçeği orta yerde dururken her şeyi Anayasanın değişmesine bağlamak kolaycılığı da inandırıcı değildi.

Darbeci jargonla yürütülen kampanya!
* Darbe anayasasının değiştirilmesine ilişkin kampanya “darbeci” bir jargon ve tahakkümle yürütülmüştür.
* Bir Bakan, “Referanduma HAYIR diyenin ya aklından zoru vardır, ya da vatan hainidir” diyebilmiştir.
* Bir başka Bakan, “Hâlâ bize kendi anayasalarını yapıyor diyenler varsa Manisa’da onlara göre HASTANE var” söylemi demokrasiyi savunusu içinde ortaya konulabilmiştir.
* Başbakan, TÜSİAD ve TOBB’un referandum öncesi kanaatini açıklamaması üzerine “Bitaraf olan bertaraf olur!” biçiminde tehdit etmiştir. Bu tehdit demokrasi savunusu bir kampanya bağlamında dile getirilmiştir.
* Başbakandan ilhamını almış olacak ki bir sendika lideri de TÜSİAD ve TOBB’a  “Bunlar STK değil, “Sivil Toplum Konsomatrisidir” diyebilmiştir.
* Başbakan, Ana Muhalefet liderine yönelik olarak “Önemli olan boy değil, soydur soy” demiştir.
* Ankara Belediye Başkanı da buradan hareketle Ana Muhalefet liderinin bir tarafının “Ermeni” soylu olduğu iddialarını dile getirmiştir.
* Başbakan, “Size göre referandumda  “Hayır”  diyenler darbeci mi olacak? “ sorusuna “Bana göre darbe anayasasını savunduklarına göre DARBECİ’dir” demiştir.
* Sorunlu da olsa demokratik kabul edilen bir ülkenin Dışişleri Bakanı olan Ahmet Davutoğlu da referandumda “Hayır çıkarsa bunu Batı’ya anlatamayız “ diye konuşabilmiştir.
* Başbakan, “Dedeler talimatıyla yargıya atama dönemi bitiyor” diyerek son derece incitici ve ayrımcı bir söz de etmiştir.
Bu yazı kaleme alındığı sırada henüz referandum sonuçları belli olmamıştı. Ancak referandumda ister “evet”, isterse “hayır” çıksın, her durumda da kimse kazanmış olmayacaktır. Hatta bölünmüşlük, ayrışmışlık ve ötekileşmişlik bağlamında ülke kaybetmiş olacaktır. Dikkatle irdelenirse referandum kampanyasının -amaçlanmış olmasa da- ülkenin birliği, bütünlüğü ve toplumsal barışı aleyhine sonuçlar doğurduğu görülür. Önümüzde referandum sonrası daha da kutuplaşmış ve ayrışmış bir Türkiye var.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları