Reformun, ismi var cismi yok...

Esfender KORKMAZ

2015 yılı Aralık ayında o zamanki Başbakan Ahmet Davutoğlu kendisinin de  ''çok kapsamlı, çok yönlü'' olarak tanımladığı reform paketini açıklamıştı.

Reform paketi içinde, gençlere karşılıksız destek ve faizsiz kredi, lisans öğrenci burslarının 400 liraya çıkarılması, Çeyiz Hesabı uygulaması, esnafa 30 bin TL'lik faizsiz kredi, asgari ücretin 1.300 liraya çıkarılması, 30.000 yeni öğretmen alınması ve arkasından kadınlar, çiftçiler içinde benzer destekler verilmesi yer alıyordu.

Bunlara reform dersek, reform yapmanın önemi kalmaz. 

Davutoğlu'nun açıkladığı pakette, bürokraside ve vergilerde yeni düzenlemeler de vardı... Bunlara yapısal reform denebilirdi... Ne var ki onlar söylendiği salonun dışına bir türlü çıkmadı.

Başbakan Binali Yıldırım da, yandaş medyanın tabiri ile ''Dev paket'' açıkladı. Dev paket içinde, dükkan açmanın kolaylaşacağı, Damga Vergisi'nin teke düşmesi gibi, reformla hiç ilgisi olmayan önlemler vardı.

Ayrıca Başbakan ''Tarım yatırım teşvik kapsamındaki binalardan 5 yıl ve  arazilerden de emlak vergisi alınmayacak. Bu da reform niteliğinde bir düzenlemedir'' diyor ve ''Doğal afetlerle sabotaj gibi nedenler dolayısıyla ekonomik kayba uğrayan yatırımcılar, sigortalı çalışanların süresi dolmuş borçlarını bir yıla kadar erteliyoruz. Böylece terör mağduru vatandaşlarımızın mağduriyeti gideriliyor'' diye ilave ediyordu.

Binalardan beş yıl Emlak Vergisi alınmayacak, bir reform değil, yapısal reform hiç değil. Geçici bir önlemdir.  

Hükümet dün ve bugün aldığı günübirlik uygulama kararlarına da reform dediği için , yapısal reformlar alanında güvenirliğini kaybetti.

Moody's not düşürmesinin bir nedenini de, "kurumların gücünde zayıflama'' olarak açıkladı. Moddy's'in bu kriteri, herhangi bir ülkenin  reform yapabilme kapasitesini, yaşanması olası ani şoklara hızlı reaksiyon verme yeteneğini ve gücünü, hükümetin uygulamakta olduğu iktisat politikalarının konjonktüre göre tutarlı olup olmadığını gösteren bir kriterdir.  

Eğer, tasarruf yaratmak ve yatırımları artırmak istiyorsak, kronik enflasyonu çözmek istiyorsak, büyümek istiyorsak, işsizliği düşürmek istiyorsak, gelir dağılımını düzeltmek istiyorsak, üretimi dışa bağımlı olmaktan kurtarmak istiyorsak biriken yapısal sorunları çözmemiz gerekir. Bu da yapısal reformlardan geçer. Bu sorunlar, vergiden harcamaya kadar, devletten özel sektöre kadar, iktisadi ve sosyal yapıdaki reformlardır. Bunlardan piyasada ve devlette yapılması gereken yapısal reformlar şunlar olmalıdır...

1) Piyasada spekülatif ve tekelci yapılar kaldırılmalıdır. Üretimde, toptan ve aracılık ticaretinde, oligopol yapıların kırılması sağlamalıdır. Kartelleşmiş olan bankacılık sektöründe bu kartelleşmeyi kaldırarak, sektörü rekabete açmalıdır. Finans sektörü ile reel sektör arasında bozulan denge yeniden kurulmalıdır.

2) Devleti yeniden tarif etmek gerekir. Bürokrasi, mevzuat ve idare olarak yeniden organize edilmelidir. Bakanlık ve daire sayısını günün ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandırmak gerekir. Merkezi devlet ve mahalli idareler arası yetki ve sorumluluk yeniden tarif edilmelidir. Belediyelerin, piyasaya dönük iktisadi teşebbüsler (BİT) kurması ve işletmesi önlenmelidir. Hükümetin Merkez Bankası'na ve bağımsız kurumlara siyasi amaçla baskı yapmasını önleyecek yasal değişiklik yapılmalıdır. Liyakate göre ücret sistemini esas alan personel reformu yapılmalıdır. Büyük kamu ihalelerinde, muhalefet partileri temsilcisi,  özel sektör temsilcisi ve işçi sendikalarının temsilcileri de yer almalıdır.

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Günün Karikatürü
    Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş