Rekor büyüme-rekor cari açık...

Esfender KORKMAZ

Türkiye İstatistik Enstitüsü Kurumu (TÜİK), 2011 Ocak - Şubat ve Mart ayları yani birinci çeyrek büyüme oranını yüzde 11 olarak açıkladı.            Bu oran birinci çeyrek için dünya rekorudur. İkinci sırada Arjantin ve üçüncü sırada Çin geliyor. Bir okuyucum, iktisadi terimler konusunda beni uyarmış... İmran Ünal, iktisadi terimlerin parantez içinde de olsa açıklanmasını önermiş. Çok haklı...
Ekonomik büyüme, bir ülkenin Gayri Safi Yurtiçi Hasılasında (GSYH) meydana gelen artıştır. GSYH ise, bir ülke sınırları içerisinde belli bir zaman içinde, üretilen tüm nihai mal ve hizmetlerin para birimi  cinsinden değeridir.
Örneğin, Türkiye’nin 2010 yılının birinci çeyreğinde, sabit fiyatlarla GSYH’sı 23 milyar 335 milyon lira iken, 2011 yılının aynı çeyreğinde, yani bir yıl sonra yüzde 11 oranında artarak 25 milyar 896 milyon liraya yükseldi. Başka bir ifade ile bu iki çeyrek arasında ekonomik büyüme yüzde 11 oldu. 
Bir ekonomide büyüme oranı yüksek olursa, halkın refahı daha hızlı artar... Ekonomi daha canlı olur... İstihdam artar, yani işsizlik azalır. Vergi gelirleri artar... Böylece bütçe açıkları azalır.
Ne var ki, nasıl olsa yüksek büyüme var diye, rehavete kapılmak da yanlıştır. Bu noktada önemli olan,
Bir... Büyümenin toplumsal maliyeti var mı? İki... Büyüme sürdürülebilir mi?
Türkiye’de büyümenin maliyeti cari açıktır... Cari açık, diğer ülkelerle yaptığımız dış ekonomik ilişkilerden dolayı ortaya çıkan açıktır. Bir yerde kabaca, diğer ülkelerle yaptığımız ekonomik ilişkilerden dolayı uğradığımız kayıptır... Zarardır.
Büyüme neden cari açık yaratıyor... Çünkü, üretimde kullandığımız aramalı ve hammaddeyi içerde üretmiyoruz... İthal ediyoruz. İmalat sanayii girdi olarak kullandığı aramalı ve hammaddenin yüzde 70’ini ithal ediyor. O zaman büyümenin maliyeti olarak, cari açık ortaya çıkıyor.
Büyüme için mutlaka cari açık vermek gerekmez. Örneğin bizim cari açığımızın GSYH’ya oranı yüzde 8’dir.
 Ancak bize yakın büyüyen, Arjantin’de yüzde 3’tür. Çin’de ise tersine cari fazla var... Endonezya’da da cari fazla var. Demek ki cari açık vermeden de büyümek imkânı var. 
Teknoloji ve yatırım malı ithalatına kimse itiraz etmiyor... Yanlış olan aramalı ve hammadde ile tüketim malının, büyük oranda ithal edilmesidir... Bunları, içerde üretirsek yine büyürüz... Ancak cari açık vermeden büyürüz. 
 Neden içeride üretmiyoruz... Çünkü sıcak para döviz kurlarına baskı yapıyor. Düşük kur ithalatın daha ucuz olmasını sağlıyor. Örneğin, Türkiye’de çoğu iplik fabrikası kapandı...Pamuk ekimi daraldı...
Çünkü bunları ithal etmek, üretmekten daha ucuza geliyor.
Özetle, ithalata dayalı büyüme, uygulanmakta olan sıcak para ve kur politikaları sonucu ortaya çıktı.
Cari açık sürdürülemez... Yunanistan, sürekli cari açık verdi... Cari açığın GSYH’ya oranı, 2003-2006 arasında yüzde 7, 2006-2011 arasında ise yüzde 11 ile yüzde 15 arasında değişti. Bu nedenle borçlandı. Sonunda çuvalladı.
Sürdürülebilir bir büyüme için, Türkiye’nin ithalata bağımlı büyümeden kurtulması gerekir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş