Remzi Gür'e açık mektup...

Yavuz Selim DEMİRAĞ

İzzetlü, saadetlü padişahımız I.Tayyip Üniversitelerde harçların kaldırılacağını buyurmuş. Üstelik “parasız eğitim istiyoruz” diye gösteri yapan öğrencilerin hapiste tutulduğu anda. Camdan konuşurken esip-gürleyen Recep Sultan’ın oruç başına vurmuş olmalı ki ne Suriye, ne de Irak’la ilgili orucunu bozmuyor.
On yıllık icraatlarının tek tek hesabı sorularak Yüce Divan’da yargılanması gereken Erdoğan’ın dış politikadaki iflasıyla beraber, yaz-boz tahtasına çevirdiği eğitim sorgulanmalıdır. LYS yani lisans yerleştirme sınavında sıfır çekenler bir kenara, dört net soruyu cevaplandıramadıkları için elenip tercih dahi yapamayanlar için puanlar aşağı çekilmek isteniyor. Anayasada “Sosyal devlet” maddesine rağmen eğitimde fırsat eşitliğini ortadan kaldıran AKP, bakkal dükkanı gibi açtığı üniversitelerde iki yüz bin açığı kapatmanın planlarını yapıyor. Tıpkı parası olanın bedelini ödeyip askere gitmeyişi gibi, parası olan vasat talebe en iyi üniversitelerde bedelini ödeyip okurken, memleketin en zeki öğrencileri kontenjanı sınırlı devlet üniversitelerine kapak atabilmek için çaba sarfediyorlar.
Daha ilkokulda yarış atı gibi sınavlarla boğuşan milyonlarca öğrenciden ikisi de benim çocuklarım. Babaları yandaş olmadığı için turnayı gözünden vurup, parayı hamuduyla götüremediğinden yavrularımı özel kolejlerde okutamadım. Minnet duygusunun ne anlama geldiğini “Laleler” başlıklı yazısında “Bu memleketin çocuklarını CIA ajanlığının kucağına kim attı!” sorusunun tarihi cevabını yazan Nihat Genç’e selam olsun (Nihat Ağabeyimin bu yazısını okumadıysanız hayatınızda boşluk var demektir) Minnet duygularımızı sömürüp, irademize ipotek koymak isteyenler bu satırların yazarını kafakola alıp “lal” edebilmek için yıllar önce çok uğraştı. Aybikehan ve Erdem Kutalmış’ı özel okullarında sembolik ücretle okutmam için kapımı çok aşındırdılar. Allah selamet versin gazetemizin değerli yazarı, benim güzel ağabeyim, Allah dostu Hasan Demir “Aman ha!..” diyerek uyarmıştı beni.
Ankara’ya ilk geldiğimde “iyi eğitim” adına çocuklarımı versem belki bugün her ikisi de özel üniversitelerin en iyi bölümlerinde okurlardı ama benim olmaktan çıkacakları endişesiyle kıyamadım yavrularıma... Dershane takviyesi falan derken bu sınavda biri otuz binde, diğeri kırkbinde... Lakin kızımın istediği bölümler Ankara’da sıkıntılı. Malum “Canımı canı” beyin ameliyatları geçirdi. Hassas çocuk, şehir dışına gitmesi de imkansız. Bahtsızlığı, Recep Sultan’ın kızları Esra ve Sümeyye gibi Remzi Amcalarının olmayışı...Erdoğan gibi telefonu kaldırıp “Bizim kıza 20-25 gönder” diyecek yakınım ya da iş ortağımda yok. Yüzde 50, yüzde 75 bursla kazandığı bölümlere kayıt yaptırmak için bankalar bile mevcut durumumuzdan dolayı kredi vermiyor. “Hadi bir yılını ödedin geri kalan 3-4 yıl ne olacak?” diye hayıflanmakta haklı kızım. Şakayla karışık “biraz daha okuyup orman bekçisi olsaydın” iğnelemesinin altında “yandaş olup, muhalefet etmesen Başbakan Erdoğan ya da Cumhurbaşkanı Gül burs verirdi” demeye getiriyor. Ardından “Aman baba seni Silivri’ye tıkmasınlar da ben herşeye razıyım” temennisi büküyor belimi... Sadece benim mi? Yakın çevremde aynı dertten muzdarip onlarca dostum, yüzlerce komşum var. Ve eminim onbinlerce aile aynı acıyı hissediyor. Umut fakirin ekmeği... Bu satırlardan Esra ve Sümeyye’nin Remzi Gür amcasına sesleniyorum: Bizim çocuklar Amerikada felan okumuyor. Öyle ayda 20-25 bin dolar gerekmiyor. Bütün öğrenimleri boyunca dört beş yıl için 20-25 bin dolar yeter. Üstelik mezun olduklarında geri ödemeyi de taahhüt ediyorlar. Mübarek Ramazan’da bundan iyi hayır mı olur?
Remzi Amca, Remzi Amca baksana, bizim
kıza 20-25 yollasana...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş