Renkli camlar ve altın...

A+A-
Adnan İSLAMOĞULLARI

İbrahim Özyer'e rahmetle...

Uzun yıllar evvel "politika şeytanla anlaşma imzalamaktır" sözünü okuduğumda mübalağalı bulmuştum açıkçası, Cemil Meriç'in inşirah bulmayan ruhundaki, bitip tükenmek bilmeyen uslûp coşkusundaki, yine hudutsuz tecessüsünün biraz kantarı kaçmış retoriklerindeki med cezirlere vermiştim. İtiraf etmeliyim ki, bir yandan da oturaklı bir ikaz veya sunturlu bir yön levhası olarak da hazzetmiştim cümleden, belki bir gün lâzım olur diye kazınmış hâfızama demek ki...

Siyaset, ilkesizliğin, samimiyetsizliğin, hakikatin hemen yanında yer alan yalanların bir metaforu.

İdeâllerin gençlikte dipdiri, yıllar geçtikçe yorgun ve tatsız bir hâl almasının, çürümesinin, nemli bir kâğıt tomarı gibi kokuşmasının metaforu.    

Politikanın kaygan zemininde yürümenin ne kadar yüksek kâbiliyetler gerektiren bir iş olduğunu, hayatın en kötü sürprizlerini, arkadaşlarınızla yol ayrılığı yaşamanın ne demek olduğunu anladığımızda, siyâsî ideâllerimizin ne kadar fantastik olduğunu da anlamıştık aslında aynı zamanda. Bunun, zihnimizde bıraktığı acı tatlar hâlen zaman zaman damağımızda hissettiriyor kendini, ikrah ediyoruz her seferinde, hatta yeni acı tatlar tadıyoruz zaman zaman...

Şartlar ne olursa olsun, seçim arifelerinde ilkesiz randevular bulvarı artık aktif siyâset.

Ortada ne hatır, ne hak, ne hukuk, ne adâlet, ne vefa, ne nezâket, ne letâfet, ne usûl, ne erkân, ne âdâb ve ne de muâşeret bırakmayanların kırk saniyelik bile hatırı olmayan kahveler sokağı aktif siyâset.

Denize düşenlerin karşılarına çıkan bir küçük çırpıya sarılabildiği bir vâr olma mücâdelesi.

Bizim nesillerimiz yüzlerce kırgınlığın, yüzlerce hayal kırıklığının konusu olmuştur.

Züccâciye dükkânlarına fil ordusu girmiştir bu nesillerin ve ortalık cam kırıklarıyla doludur.

Güzelim kristaller, çeşm-i bülbüller, lâledanlar paramparçadır ve yerlerdedirler...

Altın verip, gönüllü olarak rengârenk camlar alan, aldıkları bu renkli camları altından çok daha fazla seven Kızılderililerin, renkli camların renk ve ışık geçiren oyunlarıyla mutlu olmalarındaki o çocukça sâfiyetlerini beyaz adamın, hesaplı, riyâkâr, yalanlarla dolu yüzünü tanıdıklarında gözlerindeki mutluluğun ve neşenin gözyaşı olarak düştüğü yerin adı artık siyâset.

Devir altına hücûm devri.

Bizde altın yok, elimizdeki renkli camların da yüzüne bakan yok.

Işığa tuttuğunuzda size renk cümbüşü sunan renkli camlarla hâlâ heyecanlanacak, çocukça sevinebilecek, onları yan yana dizmekten hoşlanacak, seslerinden mutlu olacak olanlar var mı acaba?

Vakit daralıyor artık. Umutlarla birlikte sararan son yapraklar bunlar, umutlarla birlikte son kez düşüyorlar dallarından ya da biz bazen ağacı sallayıp düşürüyoruz yaprakları, umutlarla birlikte son kez yatıyorlar yere sapsarı.

Elimizde bir miktar daha renkli cam kalmıştı, karşılığında altın da gerekmezdi hani, hiçbir şey gerekmezdi aslında, bizim paha biçemediğimiz o renkli camlar siyasette üç kuruş etmedi, beyaz adam gibi altına hücum edildi.

Renkli camlar elimizde kaldı, yine bizim olarak kaldı ve biz o renkli camları hep altından daha çok seveceğiz...

Bundan gayrısı bir ölünün soğuk çehresi kadar anlamsız...

...

Not: İYİ Parti Samsun İl Başkanı İbrahim Özyer kardeşimiz geçirdiği trafik kazasının ardından hayatını kaybetti. Allah'tan gani gani rahmet diliyorum, ailesine ve yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum. Altını değil renkli camları sevenlerdendi, mekânı cennet olsun...

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları