Resepsiyon-erozyon-çöküş

Altemur KILIÇ

Galiba unuttuk unutturdular: Türkiye Devletinin adı  “Türkiye Cumhuriyeti”... Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk! Rejimin temel ilkelerini, özellik ve öncelikle “Milliyetçilik” ve “Laiklik” ilkelerini, O koydu ve bunların asla değiştirilemeyeceğine inandı. Cumhuriyetini, Türk gençliğine ve Türk ordusuna emanet etti... Fakat engin vizyonuna rağmen “İkinci” bir cumhuriyetin, hele bir “İslam Cumhuriyetinin” söz konusu olacağını tahmin etmemişti... Gün gelip de kadınların başlarını bağlamalarının, mesele olacağını aklına getirmemişti.
Daha önceleri Çankaya’da başörtülü kadınlar vardı. Ama o zaman  türban denilen örtü, bugünkü acayip başlığa benzemiyordu... Duvarımda anamın, halalarımın, Çankaya’da Mustafa Kemal ve eşi Latife Hanım’la birlikte fotoğrafları var. Hanımların hepsinin başları bağlı. Yıl 1924. Ama 1926’da çekilen fotoğrafta Mustafa Kemal, başları açık hanım ve genç kızlarla. Resepsiyonlarda da öyle. Sonraki yıllarda, geleneksel başörtülü kadınlar belki, nadiren Çankaya’ya geldiler ama, her halde resmi davetlere katılmadılar. Ve o zaman, başörtüsü artık bir simge olmaktan, mesele olmaktan çıkmıştı, çünkü mesele, kadınların kendileri tarafından “eşit hak ve imkânlara”  kavuşmalarıyla çözülmüştü... Ben, 1946’da İstanbul Hukuk Fakültesi birinci sınıfındayken, bir imam kızı, Şükran adlı sınıf arkadaşımızın başı örtülüydü, ama çok geçmeden aynı yıl kendisi, babasının da rızasıyla başını açtı ve sonra avukatlık ve galiba, yargıçlık yaptı.
Bugün 21.Yüzyılda, 2010’da, Cumhuriyetin 87. yıldönümünde, başörtüsü en büyük sorunumuz! Neden? Çünkü başörtüsü siyasi simge oldu... Atatürk’ün kurduğu  “laik”, çağdaş Cumhuriyeti, tepeden tırnağa değiştirmek istiyorlar! Artık Çankaya’da Atatürk yok, İsmet İnönü yok, Ahmet Necdet Sezer ve Süleyman Demirel yok; Abdullah Gül var... Onun ve Başbakanın, Atatürk’e ve Cumhuriyetine ne kadar düşkün oldukları  “mâlumdan”, malum.
CHP Grup Başkan Yardımcısı Muharrem İnce, CHP’nin Çankaya’da verilecek ’29 Ekim Resepsiyonu’na katılmayacağını, tutarlı gerekçeleriyle açıklamıştı. Kılıçdaroğlu’nun son zamanlardaki, ikircikli hareketlerinden endişe duyuyorduk... Bu karardan dolayı rahatlamıştık. Fakat anlaşılan Sayın Kılıçdaroğlu “Resepsiyona daha çok vakit var” diye, İnce’den farklı düşünüyor.  “Uzlaşma” uğruna ve CHP içindeki, liberal hizbin desteğiyle, geri adım atabilir. Çok yazık eder. Emanete ihanet eder! Bu konuda uzlaşma, Mustafa Kemal’in kurduğu CHP ile, Gül’ün ve Erdoğan’ın AKP’siyle, “uzlaşma”  mümkün mü? Hele taviz verecek taraf,  CHP olunca!
Deniyor ki, başörtüsü bir inanç, anayasal hak ve kişisel tercihtir... Giyime kuşama kimse karışamaz! Kişisel özel alanda, muhakkak öyle! Ama ya rejim söz konusu olunca?
Cumhuriyet mitinglerinde  “Tehlikenin farkında mısınız” diye bağırdık... Karşımıza  “Ergenekon” duvarı ördüler... Şimdi, farkında mıyız ki bu konuda ve “Ana dilde eğitim” konusunda, “kişisel hak- özgülük” filan denirken, Cumhuriyetin temel taşları erozyona uğratılıyor! Toprak kaymasından sonra, çöküş kaçınılmaz...
Sorun, “başörtüsü-türban” sorunu değil, TC’nin varoluşu sorunudur... Atatürk Cumhuriyeti devam edecek mi? Gelecek yıldönümlerini aynı coşkuyla kutlayacak mıyız? Kutlanacak Cumhuriyet kalacak mı? Atatürk’ün, Anıtkabir’den “Yıkın heykellerimi” diye haykırdığını duyar gibiyim...
Asıl can alıcı soru; Komutanlar, bu başı bağlı resepsiyona katılacaklar mı? YAŞ’da hizaya getirildikten sonra, onlar da “uzlaşma uğruna” katılırlar ve “başörtüsü” hususunda bunca yıl direndikten sonra, bu sigortayı da gevşetirler, AKP’nin vesayeti altına girerlerse, Cumhuriyeti ve devrimleri kim koruyacak?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş