Resmi tarih... Gerçek tarih...

Altemur KILIÇ

Liseyi 4 yıl okumuştuk... Birinci sınıfta  “Tarih-I” den başlayarak Cumhuriyet Tarihi’ni son sınıfta  “Tarih-IV”  kitabından okuduk.
Mutluyduk. Tarih hocalarımızın ilki, Mustafa Kemal’in genel sekreterliğini yapmış rahmetli Tevfik Bıyıklıoğlu idi... Cumhuriyet dönemini ve Kurtuluş Savaşı’nı bize kendi yakın tanıklığıyla anlatmıştı. Ve sonra unutulmaz Cami Baykurt... Kurtuluş Savaşı esnasında bir ara Dahiliye Bakanlığı yapan, İtalya’dan silah getiren ve sonra da Mustafa Kemal’le bozuşan adam!
Sadece tarihi değil içinde yaşadığımız harp yıllarında güncel olayları kendi zaviyesinden anlatırdı. Ben o zamanlarda Alman  yanlısıyım. Almanların Sovyet Rusya’yı yenip bize Turan’ı vereceklerini umuyorum... Ne kadar gafilmişim! Almanlar eğer kazansalardı bize değil Turan’ı zırnık bile vermezlerdi.
Ama ben “Turan uğruna” her Alman zaferinden sonra, Cami beyin karşısına dikilir  “Hocam gene kazandı bizimkiler” diyorum... O da mütevekkil edasıyla;  “Oğlum sen sonuna bak” diyor...
Her sabah birlikte Robert Kolej’in tepesine birlikte yayan çıkarken, Cami bey  “Sen selamet ver ya Rabbi Donama-yı Humayun’a” diye bir nakarat tutturur ve bunu kırk muhtelif şekliyle tekrarlardı. Mesela;  “Ya Rabbi sen selamet ver Donanma-yı Humayun’a”  veya  “Donanma-yı Humayun’a ver selamet ya Rabbi” gibi...
O solcu idi, ben ise şimdi olduğu gibi sağda. Özgürce bu konuyu da tartışırdık. Beni dinler, gene komünizmin kazanacağı konusunda nazikane ısrar ederdi.
Biz mezun olduktan sonra Cami beyi solculuktan içeri -Sultanahmet Cezaevi’ne- aldılar... Sınıfça ziyaretine gittik “Ne oldu hocam”  diye sorduk, “Hiç çocuklar, avludaydık içeri aldılar” dedi. Nur içinde yatsın...
Tarih kitaplarımız
Tarih kitaplarından başlamıştık...
Elimde o zaman okuduğumuz Tarih-IV kitabı var... Türk Tarih Cemiyeti tarafından 1931’de Mustafa Kemal’in direktifiyle hazırlanmış ve o zamanın imkânlarına göre kuşe kâğıda özenle basılmış bir eser. Cumhuriyet’in 8 yıllık eserleri, Ankara’dan ordumuza kadar...
Şimdi liboşların kınadıkları resmi tarih kitabımdı... Evet öyle! Ama gerçekler kitabı. Okurken iftihar eder, güvenir, övünürdük ve Cumhuriyet’e Atatürk’e layık olmaya çalışırdık.
Önceki sınıflardaki Tarih-1, Tarih-2 ve Tarih-3 kitapları da o zamanın imkânlarına göre aynı özenle hazırlanmış ve Devlet Matbaası’nda basılmıştı...
O kitaplarda da Türklüğün geçmişini öğrenir, gene övünürdük.  
Resmi tarihte öğrendiklerimiz, gerçek tarihle örtüşürdü.
Sonra ne oldu... Bugün çocuklarımız tarihi hangi kitaplardan öğreniyor.
Bunu anlamak için lise tarih kitaplarını aradım. Kitapçılarda yok, Devlet kitaplarını satan yerlerde bile bulamadım. Alanya Milli Eğitim Müdürü sayın İbrahim Köseoğlu lütfetti yolladı. Gerçekten özenle hazırlanmış, basılmış kitaplar. İçerikleri de görebildiğim kadarıyla düzgün. Öğretmenler için herhalde ÖSS imtihanlarına da yarayacak şablonlar hazırlanmış. Öğretmenlerimiz de Alanya’da gördüğüm gibi çok idealist ve yetenekli vatansever. Buraya kadar iyi de üniversitede ne oluyor? Yüksek eğitim kurumlarında; çoğu sözde aydın, liberal öğretim üyeleri “Resmi tarihi” sorgulayarak gençlerin kafalarını karıştırıyor ve zihinlerinde şüpheler uyandırıyorlar...
Muhakkak çok vatansever öğretmenler var ama onlara karşılık üniversitelerde onların kafalarını karıştıracak sözde aydın hocalar da var...
Recep Tayyip Erdoğan 75 yılda ne yapıldı diye sormuş. 75 yılda değil, Cumhuriyet’in ilk 8-10 yılında neler yapıldığını Milli Eğitim Bakanlığı’nda eğer kalmışsa, Tarih-IV (1921) kitabından bir tane tedarik etsin de oradan öğrensin...
Büyüklüğüne ve üstün kabiliyetlerine inandığım TÜRK MİLLETİ’nin GERÇEK TARİHİ’nin yazılmasını, sağlığımda görmek istiyorum. Onun için 1931’de Devlet Matbaası’nda özenle basılan TARİH IV kitabının  “MUKADDİMESİ” ni (Ön sözünü) özetliyorum:  “Son yıllara gelinceye kadar ” Türk Tarihi “ memleketimizde en az tetkik edilmiş mevzulardan biri halinde idi.”  “...Türk ve İslam müverrihler de Türklüğü ve Türk medeniyetini islamlık ve islam medeniyeti ile kaynaştırdılar...”  “...Daha yakın zamanlarda Osmanlı İmparatorluğuna dahil bütün unsurlardan tek bir millet yaratmak hayalini güden osmanlılık cereyanı da, Türk adının anılmaması, milli tarihin yalnız ihmal değil, hatta yazılmış olduğu sayfalardan kazınıp silinmesi yolunda üçüncü bir amil halinde diğerlerine eklendi.”  “...Türklüğün, çadır, aşiret, at, silah ve muharebe mefhumlarile muradif tutulması an’anesi mektep kitaplarımıza kadar girdi...”

Bahtiyarzade artık yok...
Sevgili dostum; Azerbaycan’ın Türk milliyetçisi şairi Bahtiyar Vahapzade öldü... Onunla, Azerbaycan’ın azatlığından hemen sonra rahmetli Ebülfeyz Elçibey’i ziyaret ettikten sonra memleketi Seki’de görüşmüştüm. Bir-iki yıl sonra da zamanın Cumhurbaşkanı Turgut Özal’la Azerbaycan’a gezimizde gene Seki’ye gitmiş ve onu görmüştük. Büyük şair, büyük adamdı... Allah’tan rahmet diliyorum, nur içinde yatsın...

Atatürk’ten
Tarih ile ilgili sözler
* Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir hal alır.

* Tarih hayal mahsulü olamaz. tarih yazarken gerçek olaylar’ı bulmaya çalışmalıyız. Eğer bunları bulamazsak, meçhuliyeti ve bu noktada bilgisizliğimizi itiraf etmekten çekinmeyelim. Biz daima hakikati arayan ve buldukça ve bulduğumuza inandıkça ifadeye cüret gösteren insanlarız.

* Tarih’i yapan akıl, mantık, muhakeme değil; belki bunlardan ziyade hissiyat’tır. Düşmanlarımızın hakkımızda uzun asırlarla tekasüf eden hissiyatını, yalnız bugünkü hadiseler ile silebileceğimizi zannetmek, hakikati ifade etmek olmaz. (15.3.1923)

* Evvela millete tarih’ini, asil bir millet’e mensup bulunduğunu, bütün medeniyetlerin anası olan ileri bir millet’in çocukları olduğunu göstermeliyiz.

* Büyük devletler kuran ecdadımız, büyük ve şumüllü medeniyetler’e de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek, Türklüğü cihana bildirmek, bizler için bir borçtur!.. Türk gençliği, ecdadını tanıdıkça, daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş