Riya ve APO neden hayatta?

A+A-
Altemur KILIÇ

“Riyakârlık”  türleri ve çeşitli tezahürleri vardır. Riyakârlığa,  “Timsahın gözyaşları” da derler. Timsahların gözlerinden akan yaşlar hüzün yaşları değil, fizyolojik bir şeydir. Ama bazıları acı bir olaydan, bir ölümden sonra yalancıktan, zoraki ağlar, gözyaşı döküyorlarsa bu “riyakârlıktır!”  Herkesi aldatsa da, Allah’ı aldatamaz. Cenazelerde Hoca “Merhumu nasıl tanırdınız?” diye sorduğunda, verilen cevap ise mübarek dinimizin, “Ölülerin arkasından kötü konuşmamak” ve ne olmuşsa, “haklarını helal etmek” ulvi, âlicenaplık gereğidir. Ama gene de riyakârlar aklanmaz.

İlhan Abi
Sevgili İlhan Selçuk’un vefatı arkasından, ona şimdi, “Ah İlhan abi... Vah İlhan” diye ağıtlar düzenler, timsah göz yaşları dökenler, düpedüz “riyakârdırlar!” Onlara sormalı; İlhan abiniz, Ergenekon kapsamında tutuklanırken, cezaevinde yatarken sizler ne yaptınız? “Ergenekon” kapsamının savcılığını, yargıçlığını, savcılığını  yaptınız. Şimdi meslektaşlarınız Mustafa Balbay, Tuncay Özkan ve diğerleri, Silivri’de aylarca yatarken ne yapıyorsunuz? İnsan hakları ve adalet diye mangalda kül bırakmayanlar “Ne yaptınız. Ne yapıyorsunuz?”
Ben, geçmişte rahmetli İlhan Selçuk’la fikir ayrılıklarına düşmüş ve aleyhinde yazmıştım. Ama, “Yüzbaşı Selahaddin”in vatanseverliğinden Atatürkçülüğünden hiç şüphe etmedim. Görüş açılarımız ayrıydı, ama ikimiz de “Kuvvay-ı-Milliyeci” idik. Son zamanlarda da  aynı cephedeydik!
İlhan Selçuk’un vefatını öğrenince bu kaleden bir taş kopunca, benden, ortak mücadelemizden bir temel taşı koptu ve içtenlikle “Darısı başıma” diye bağırdım. Onun gibi, dimdik ölmek inşallah bana da nasip olur!

Diğerleri
Taraf gazetesi Halkalı’da alçakça şehit edilen asker kızı Buse ile Ceylan, sanki aynıymış gibi manşet atmış, “Bir Ceylan’ı daha öldürdüler”. Bu riyakarlıktan da öte bir ahlâksızlık. Ben, doğrusu bu riyakârların timsah değil, alçak “göz yaşları” dökenlerden ziyade, şimdi İlhan’ı yermeye devam edenleri, hiç olmazsa riyakâr olmadıkları için dürüst buluyorum!

APO’nun idamı
APO’nun, binlerce insanımızın katili olduğu, hiç şüphe götürmeyecek kadar sabit olduğu halde, hükmünün infaz edilmemiş olması siyasi tarihimizin en esrarlı, müphem ve anlaşılamaz olaylarından biridir. 1990 yılında İmralı’da duruşmadan çıktıktan sonra ben Mudanya sahilinde, televizyonlara; “APO idam edilmezse başımıza bela olur” demiştim, defalarca yazdım. Sınıf arkadaşım Ecevit’e sordum o mazlum haliyle; “Ben ve Rahşan ölüm cezasına karşıyız” dedi ve “APO’yu çelik konservede tutacağız, bundan sonra gıkı çıkamaz” dedi. Ama adam konserveden taptaze çıktı, PKK’yı idare ediyor ve yakında Erdoğan’la konuşursa şaşmayın...
O sırada koalisyon üyesi, Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli de maalesef bu karara ortak olmuştu. Şimdi Erdoğan, Bahçeli’nin son haklı çıkışlarına karşı; “Terör örgütünün lideri size altın tepsinin üzerinde sunuldu. Uluslararası konjonktür en uygun dönemindeydi. Terörü bitirmediniz, neden? O zaman idam vardı sumen altı ettiniz. Niçin gereğini yerine getirmediniz? Çünkü birilerine söz verdiniz, söz... Size terörist başını teslim edenler, sizden o sözü aldılar, o yazılı belgeyi aldılar ve siz o sözü çiğneyemediniz... Bunun faturası kesilecekse, size kesilecek” diyor.
 İddia; APO’nun idam edilmemesi ABD’nin şartıydı. ABD’nin APO’nun geleceği ve onu canlı tutmak hususunda kendi çıkar hesapları vardı! Ecevit ve Bahçeli bu hesapları muhakkak biliyorlardı ama anlamamışlarsa bu gafletti!
Bu böyle olsa da, şimdi Başbakan Erdoğan o hatayı makabline şamil tarif etmelidir. Yarım kalan işi tamamlayıp idam cezasını getirip APO’yı yargılatmalı ve astırmalıdır. Daha fazla zarar vermeden!
Ama şimdi asıl öncelikli görev, Devlet Bahçeli’nin, APO’nun 1991’de neden idam edilmediğini açıklaması lazım. Bunu yaparsa, artık devlet sırrı olmaktan çıkan sır açıklanırsa, foyalar ve bugünüm şifreleri ortaya çıkacak mücadele ivme kazanacak ve terörle mücadele doğru alanlara sokulacaktır.
Özetle: ABD, APO’nun idam edilmemesi şartını neden koştu? Ve APO neden sahnede? Amerika ne yapmak istiyor ve APO ne yapacak? Sayın Bahçeli’den “tarihi bir görev” yapmasını bekliyoruz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları