Rotamız andımızdır

Altemur KILIÇ

Güneydoğu-Kürt sorunu hususunda, hiçbir zaman belirli ve kararlı bir devlet siyaseti olmamıştı; Genellikle, olaylara sonra mukabele edilmiş ve palyatif -geçici- tedbirler almakla yetinilmiş ve gafilane hatalar yapılmıştı!
Osmanlı döneminde Kürt meselesine; mahalli, güncel olarak aşiretleri kontrol altında tutmak ve eşkıyalığı bastırmak, Kürtleri Ermenilere karşı kullanmak için bakıldı. Zaten Kürt başkaldırıları da ideolojik değildi; bir İngiliz ajanının raporunda ifade edildiği gibi, Kürtlerde “milliyetçilik” yoktu, ama zamanla “iteleyerek” milliyetçiliği ve ayrımcılığı içeriden ve dışarıdan tahrik ettiler.

***


Cumhuriyetten sonra İngilizlerin ve yabancıların tahrikleriyle meydana gelen bir dizi Kürt isyanlarına karşı Mustafa Kemal’in dahiyane çözümü “tek ulus devlet” esası ve “Ne mutlu Türküm diyene” kavramı oldu. Çünkü isyanlar özellikle “Dersim İsyanı” Mustafa Kemal’e yeni devleti etnik temeller, Kürt-Türk ortaklığı üzerine kurmak düşüncesinin yanlış olduğunu gösterdi. Onun bütün etnik grupları “Türklük potası” içinde birlikte kaynaştırmak yöntemi ulus devletin “bölünmez bütünlüğü”, yıllar boyu başarılı oldu ama daha sonra, siyaset ve demokrasi sayesinde  Kürtçülük, Kürt ayrımcılığı hortladı. Ortaya Apo ve PKK çıktı. Yirmi küsur yıldır PKK terörüyle kanlı mücadele hâlâ, hatta artarak devam etmekte. PKK’nın kurucusu katil Apo’nu hak ettiği gibi idam edilmemesiyle başlayan gaflet zincirinin son halkalarına gelindi ve bu konuda rotamızı iyiden iyiye şaşırdık. Ne yapacağımızı bilemiyoruz. Biz yalpalıyoruz ama bölücü Kürtler, iç ve dış destekçileri yalpalamıyorlar ve değişmez hedeflerine, “Büyük Kürdistan” a doğru tek hat üzerinde yaklaşıyorlar.
Kürt sorunu hususundaki gaflet ve şaşkınlığın son kanıtları Erdoğan’ın Habur’da fiyasko ile sona eren “açılımları” idi. Ama Erdoğan bu fiyaskodan ders almıyor. Şimdi de PKK ve Apo ile güya mücadele ederken, aynı eşkıya ile “müzakere” gafletine kapılmış. Kavramların ve gerçeklerin çelişkisi!.
PKK, Güneydoğu’da gittikçe azarken, Ankara’nın yamacında Kayseri’de bombalar mayınlar patlatıyor. Ama umut, hâlâ eşkıya ile müzakerelerde.
Bu arada Uludere olayı vesilesiyle Kürtleri rencide etmek endişesi de var... Bu konuda doğruları söyleyen İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, PKK’ya hizmet ettikleri besbelli kaçakçı eşkıya için, haklı olarak “figüran” dedi diye kendi partisi ve medya içindeki “Kürtçüler” tarafından neredeyse çarmıha gerilecek. Ama Meclis kürsüsünden TSK’ya “hayvanlar” diyen BDP-PKK vekili Hasip Kaplan’a infial gösteren pek yok... Siz PKK ve Kürt bölücüler olun da bu acı durumdan, zaaf eserinden, eşkıyayla mücadele eden asker ve komutalarının bu iktidar tarafından pasifize edilmelerinden cüret ve cesaret almayın!

***


Savaşlarda, düşmanla uzlaşmak için müzakere yapılır hatta gizlice müzakereler de yapılır ama teröre devam eden eşkıyalarla nasıl müzakere edilecek ve neyin pazarlığı yapılacak? Herhalde, önce darağacından kurtarılmış Apo’nun konforu ve af edilmesi ve “Demokratik Özerklik” !..Yeni Anayasa tasarılarında bunlar var!
Kürt sorunu her gün canımızdan canlar alan bir yara. Bu yaranın kapanmasını kim istemez. Ama ne pahasına? Herhalde Türkiye Cumhuriyetinin çözülmesi pahasına değil.
Acaba şimdi her konuda “ben ve bencillik” tutkusuna müptela Sayın Başbakanımız; ben, benim polisim, benim savcılarım, benim MİT’im derken, eşkıya ile “müzakerenin” aslında, Türkiye’nin pazarlanması olacağının farkında mı?..
Fakat şimdiki halde, “mühür” onda... “Süleyman” o!..
Osmanlının muhteşem padişahlarından Kanuni’nin Fransa Kralı Fransua’ya yazdığı mektup bilinir:.. Kanuni o mektupta eyalet valisi dediği Fransua’ya haddini bildirmişti.. Keşke Erdoğan da dışarıda ve içerideki birilerine hadlerini bildirse!

***


Son sözüm: 1937’de Dersim’de asiler o zamanın şart ve icaplarına göre gerektiği gibi tenkil edilmişlerdi... Şimdi 2012’de Uludere’de de bugünün şartlarına ve icaplarına göre gerekenler yapılsa. Gerisi lafugüzaf.
Atatürk yaşaydı, aynı şeyi yapardı. Çünkü O, idareimaslahatçı değildi! Eşkıya ile müzakere etmez, sonuna kadar, onları yok edinceye kadar mücadele ederdi...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş