Ruhani’nin ziyareti ve 200 milyar dolar

A+A-
Haydar ÇAKMAK

9-10 Haziran 2014 tarihlerinde İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani 18 yıl aradan sonra Türkiye’ye resmi ziyarette bulunmuştur. Önceki İran Cumhurbaşkanları Hatemi ve Ahmedinecad daha önce Türkiye’ye uluslararası toplantılar veya iş ziyaretleri için gelmişler ama devlet ziyareti yapmaktan kaçınmışlardır. Bu tutumun İran açısından gerekçeleri vardır. Stratejileri gereği Türkiye ile yakın bir iş birliğini istemiyorlar. Türkiye Cumhuriyetinin on bir Cumhurbaşkanından dokuz tanesi Türkiye’ye resmi ziyarette bulunmayan ülkelere gitmeyerek aynı muameleyi yapmıştır. Cumhurbaşkanları, devlet ziyaretlerinde Türk protokol geleneğine uymayan ülke devlet başkanlarını davet etmemişlerdir. Bunun iki istisnası vardır. Birisi Turgut Özal diğeri Abdullah Gül’dür, bunlar Türk devlet geleneğini önemsememişlerdir. Bilindiği gibi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhurbaşkanı sıfatıyla hiç yurt dışı ziyaret yapmamıştır. Görüşmek isteyen devlet başkanlarını Ankara’ya davet etmiştir. 
Ruhani’nin hiçbir konuda anlaşamadığı AKP yönetimini ziyaret etmesinin asıl nedeni İran devletinin kaybolan 200 milyar dolarının izini sürmesi ve bu izin Türkiye’ye kadar gelmesidir. Son altı yılda İran devletinin sattığı 650 milyar dolarlık petrol ve gazın 200 milyar doları kayıp. Devletin maliyecileri, istihbaratı ve müfettişleri bu paranın izini sürmektedir. 200 milyar doların gayrimeşru yollardan Türkiye, Malezya ve Dubai’de kaybolduğu sanılmaktadır. İran devleti ABD’nin sıkı takip ettiği ekonomik ambargosundan bunalmıştır. Eli kolu bağlı olduğu için yasal yollardan petrol ve gaz satımı kısıtlı, bunu aşmak için devlet özel kişilerin gayriresmi yoldan petrolü alıp kaçak yollardan dış piyasalarda satıp İran devletinin ambargo kapsamında olan malları alıp yurda getiren insanlarla çalışmıştır. Bu insanların önemli bir kısmı hileli yola kişisel çıkarlarını da katarak 200 milyar doları iç etmişlerdir. Ruhani bu yolsuzluğun peşini bırakmayacağını, üç yıldan beri tutuklu olan ve devletin yaklaşık 3 milyar dolarını dolandıran iş adamı Afarid Kosravi’yi yargıya baskı yapıp idam ettirerek göstermiştir. Amacı göz korkutarak diğerlerinin itiraf etmelerini sağlamaktır. Bu büyük yolsuzluğun Türkiye ayağında ise şimdilik ismi geçen iki kişi var. Zarrab ve Zencani. Bilindiği gibi Zarrab, Türkiye’de serbest bırakıldı. Zencani, İran’da içeri atıldı. Zarrab’ın Türkiye’deki bağlantıları henüz hiç konuşulmadı. Anlaşılan o ki Ruhani de hükümetle konuşmasına rağmen bir sonuç çıkaramadı. Bu uluslararası dolandırıcılığın Türkiye’deki ayağının açığa çıkması için AKP iktidarının gidişini beklemek zorundayız. 
İran, tarih boyu Türkiye’ye karşı hep mesafeli durmuştur. Bu şahlar döneminde de böyleydi, sonraki dönemde de böyle olmuştur. Bu politikanın bir istisnası dahi olmamıştır. Bu Pers devlet stratejisidir dolayısıyla lider ve rejimlere göre değişmemiştir. Geçmişte ve bugün de iki ülke Orta Doğuda önemli hiçbir konuda aynı görüşü paylaşmamaktadır. 1996 yılında Erbakan’ın Başbakan iken İran ile İslami samimiyet içinde yaptığı sakat bir antlaşma ile Türkiye ciddi zararlar etmektedir. Almadığı veya alamadığı gazın parasını ödemek ve dünyanın en pahalı gazını almak zorunda kalmıştır. Örnekleyecek olursak Türkiye gazı, Azerbaycan’dan 340, Rusya’dan 410 ve İran’dan 480 dolara almaktadır. Türkiye, İran’ın uluslararası yasalara karşı bu tutumuna karşı uluslararası mahkemeye (Tahkim) başvurmuştur. Türkiye’nin bu davayı kazanması kesindir. İran’ın bu fiyatı dayatmasının nedeni Erbakan’ın saf İslami duygularla İran İslami rejiminin haksızlık etmezler düşüncesiyle ülkeyi 2021 yılına kadar İran gazını almaya mahkum etmesidir. İran rejimleri Türkiye’ye iyi bakmasa da İran halkı kardeştir. Komşu bir kardeş halkla barış içinde dostça yaşamak herkesin çıkarınadır. 76 milyon nüfusu ve önemli alım gücüyle büyük bir ekonomik partner olabilir. Güçlü silahlı kuvvetleri ve tavizsiz sert politikalarıyla caydırıcı gücü yüksek bir ülkedir. 2013 yılında Türkiye İran’dan 10.3 milyar dolarlık mal alırken 4.1 milyar dolarlık mal satmıştır. En azından bu dengesiz ticaretin düzeltilmesi gerekir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları